Ünye Çevre Platformu, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik gerçekleştirdiği saldırılarla başlayan çatışmalara ilişkin Ünye Döner Çeşme Meydanı'nda basın açıklaması yaptı. Sivillerin hedef alınmasına ve doğanın tahrip edilmesine karşı çıkan platform üyeleri, bölge halklarını barışı büyütmeye davet etti.
Platform Sözcüsü Serap Ersöz tarafından okunan açıklamada, savaşın insani boyutunun yanı sıra ekosistem üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekildi.
"Savaşa karşı sessiz kalamazdık"
Savaşın başladığı ilk günden itibaren tepkilerini dile getirdiklerini belirten Serap Ersöz, yaşam alanlarını savunan bir platform olarak yaşam hakkına yönelik saldırılara kayıtsız kalmalarının mümkün olmadığını vurguladı.
Ersöz, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
"Bugün günlerdir devam eden bir savaşa "dur" demek için buradayız. Daha savaşın ilk günü, 28 Şubat'ta, küresel güçler ABD ve İsrail'in komşumuz İran'a saldırdığı ilk saatlerde, Ünye Çevre Platformu olarak bir basın açıklaması yapmış ve tepkimizi ortaya koymuştuk. Ancak bunun yeterli olduğunu düşünmüyoruz. Platform katılımcıları olarak bizler, yaşam alanlarımızı koruma mücadelesi verirken; daha ilk günden çocukların ve kadınların hedef alındığı bir savaş karşısında kayıtsız kalamazdık. Bu şehrin mukimleri, bu ülkenin sorumlu yurttaşları ve her şeyden önce vicdan sahibi insanlar olarak daha fazlasını yapmamız gerektiğine inanıyoruz. Bu yüzden Ünye'nin bu tarihi meydanından sesimizin ulaştığı herkese sesleniyoruz. Evet, biz bir çevre platformuyuz. Bizim için ormanlar ve dereler, ağaçlar ve çiçekler, kuşlar ve böcekler çok önemlidir. Biz bir çevre platformuyuz. Ünye'nin Yalı Kumsalı'nı, Çamlık'ını, Cevizdere Vadisi'ni ve Curi Irmağı'nı çok seviyoruz. Evet, biz bir çevre platformuyuz. Toprağın, suyun, havanın ve iklimin sesi olmaya çalışıyoruz. Bütün bunları yapıyoruz çünkü yaşadığımız çağa karşı sorumluluk hissediyoruz. Bütün bunları yapıyoruz çünkü kendimizi bu şehrin, bu ülkenin ve bu gezegenin yarınlarına karşı sorumlu hissediyoruz."
"Emperyalizmin bombaları hak ve özgürlük üretmez"
ABD'nin "demokrasi" söylemleriyle gerçekleştirdiği müdahalelerin geçmişteki sonuçlarını hatırlatan Ersöz, saldırıların asıl nedeninin enerji kaynakları üzerindeki hakimiyet mücadelesi olduğunu savundu.
Ersöz, şöyle devam etti:
"ABD ve İsrail, kendi sorumluluklarını yok sayıp başka ülkeleri dünyanın bütün kötülüklerinin merkezi ilan edebiliyor; sonra da akıllarına estiğinde oralara gidip "operasyon" adı altında bombalar yağdırabiliyor. ABD'nin insan hakları, özgürlük ve demokrasi söylemleriyle bombaladığı ülkelere bakalım: Afganistan, Irak, Libya, Suriye. Peki ABD bu ülkelerin hangisine demokrasi, insan hakları ve özgürlük getirdi? ABD'nin en yakın müttefikleri olan Körfez ülkelerine bakalım. Bunların hangisinde gerçek anlamda demokrasi, özgürlük ve insan hakları vardır? ABD okyanus ötesinden bomba yüklü gemilerle gelir, petrol yüklü tankerlerle döner. İnsan hakları, demokrasi ve özgürlük çoğu zaman onun öncelikleri arasında değildir. Aynı şekilde işgalci politikalarıyla bilinen İsrail'in Gazze'de ve Filistin'de yaptıkları da tüm dünyanın gözleri önündedir. ABD bombardımanıyla İran'a kadın hakları, özgürlük ve demokrasi geleceğine inanmak büyük bir yanılgıdır. Tarih göstermiştir ki emperyalizmin bombaları hak ve özgürlük üretmez; acı, yıkım ve daha derin eşitsizlikler üretir. Haklar ve özgürlükler ancak halkların kendi mücadeleleri ve dayanışmalarıyla kazanılır."
"Savaş, doğaya karşı işlenmiş büyük bir suçtur"
Açıklamada, savaşın iklim krizi üzerindeki etkilerine ve kaynakların yanlış kullanımına da vurgu yapıldı.
Ersöz, askeri harcamaların insani ihtiyaçların önüne geçmesini eleştirerek, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Savaş yalnızca insanları öldürmez. Toprağı kirletir. Suyu zehirler. Havayı kirletir. Ekosistemleri yok eder. Tarım alanlarını çoraklaştırır. İklim krizini hızlandırır. Zaten küresel iklim kriziyle mücadele eden bir dünyada savaş uçaklarının, patlamaların ve askeri yığınakların yarattığı karbon ayak izini görmezden gelemeyiz. Savaş, doğaya karşı işlenmiş büyük bir suçtur. Dünyada açlık varken, yoksulluk varken, çocuklar tedavi beklerken, SMA hastaları için kampanyalar düzenlenirken; trilyonlarca doların silahlanmaya ve savaşa aktarılması bir öncelik meselesidir. Bu öncelik yaşamdan, sağlıktan ve eğitimden yana değil; güçten ve çıkardan yana bir önceliktir."
"Silahlanmayı değil selamlaşmayı artıralım"
Ünye Çevre Platformu, açıklamasının sonunda tüm sivil toplum kuruluşlarını ve siyasi partileri barış için ortak tutum almaya çağırdı.
Diplomasi vurgusu yapan Ersöz, sözlerini şöyle tamamladı:
"Değerli Ünyeliler, Ünye Çevre Platformu katılımcıları olarak buradan tüm dünyaya sesleniyoruz: Silahlanmayı değil selamlaşmayı artıralım. Nefreti ve kini değil sevgi ve kardeşliği büyütelim. Kaynaklarımızı savaşa değil; açlığı önlemeye, yoksulluğu gidermeye, sağlığa ve eğitime ayıralım. Enerji politikalarını işgal ve yıkım üzerinden değil; adil paylaşım ve yenilenebilir kaynaklar üzerinden kuralım. Sorunları bombalarla değil müzakere ve diplomasiyle çözelim. Ünye Çevre Platformu katılımcıları olarak bizim safımız bellidir: Biz yaşamdan yanayız. Biz barıştan yanayız. Biz doğadan yanayız. Burada savaşın değil, barışın sesini yükseltiyoruz. Ünye'deki tüm örgütlü yapılara sesleniyoruz. İktidar ve muhalefet partilerine, sivil toplum kuruluşlarına, sendikalara, meslek odalarına, derneklere ve vakıflara sesleniyoruz: Ülkemize ve bölgemize ağır bedeller getirebilecek bu savaşa karşı sessiz kalmayalım. Türkiye ve İran, dünyada en uzun süre savaş yaşamamış komşu ülkelerden ikisidir. Bu iki ülkeye ve bu iki ülkenin halklarına düşen görev barışı ve kardeşliği büyütmektir. Barışı büyütmek için ne yapılması gerekiyorsa, iktidarıyla muhalefetiyle hep birlikte yapalım."
Ünye Kent / Haber Merkezi