(12 Mart 1921)
Zaferlerle Kabaran Milli Ruh. “Korkma! Sönmez Bu Safaklarda Yüzen Al Sancak.”
1. ve 2. Inönü Muharebeleri zaferle sonuçlanmis, yurtta genel bir sevinç ve gurur dalgasi olusmustur. Türkiye Büyük Millet Meclisi Ordusu’nun basarilari devam etmektedir. Ordumuza bir güç, bir moral, bir ruh vermek lazimdir. Ugruna savasilan hür ve bagimsiz bir ülkenin, mutlaka, bir Milli Marsi olmasi gerektigi düsünülerek, o günlerde, Türk Maarif Vekâleti tarafindan açilan bir yarismayla, Türk Milleti’nin, bu serefli savasinda, ona cosku verecek, bir Milli Mars aranmaktadir.
O zamanki Türk Maarif Vekâleti tarafindan, ‘Türk Istiklâl Harbi'nin millî bir ruh içerisinde kazanilmasi imkânini saglamak amaciyla’,1920 yilinda bir güfte yarismasi düzenlenmis ve yurdun dört kösesinden, yarismaya katilan, aralarinda Istiklal Harbi’nin komutanlarindan Kazim Karabekir Pasa, Dr. Hüseyin Suat Yalçin gibi edebiyatla ilgilenen birçok taninmis kisilerinde bulundugu vatansever, Istiklal Harbi’ni yürekten destekleyen kisiler tarafindan, oldukça yüksek vatansever duygularla yazilmis çok sayida siirler gönderilmis, Maarif Idaresi güfteleri incelemis, ancak, içlerinde Istiklâl Marsi olabilecek duygu ve degerde, bir eser bulamamistir.
Aslinda, herkes, o devirde, daha önce yazmis oldugu "Çanakkale Sehitlerine" ve "Bülbül" gibi siirleriyle, milletin kalbinde yer tutmus bir sair olan ve TBMM’de Burdur Milletvekili olarak görev yapan Mehmet Âkif'in de yarismaya katilacagini ve bu güne kadar göstermis oldugu ulviyet ile mutlaka, ölmez bir eser ortaya çikartacagini ummaktadir. Ancak, o, her nedense, "Milletin basarilarinin para ile övülemeyecegini" düsündügünü söyleyerek, yarismaya katilmak istemedigi bildirmistir.
Mehmet Akif’in paraya deger vermedigi ve vatanseverligi, her tür maddi bir menfaatten ileri tutmadigi, herkesçe çok iyi bilinmektedir. Bence baska bir sebepte vardir. Kisisel kanaatim, para ödülünü duyan pek çok sayida, vasifli vasifsiz kisinin, gelisi güzel katildigi ve bunlarin yaninda, ancak, bir avuç kalan, siire gerçekten hakim, çok az sayida ünlü ve degerli insanin, bunlarin aralarinda kayboldugu bir yarismada, aralara sikismak, polemiklere düsmek istememistir.
Daha sonra, kendisi de bir sair ve yazar olan Maarif Vekili Hamdullah Suphi (Tanriöver) Bey’in kendisine yazdigi özel bir davet mektubuyla fikrini degistirip katilmasi da, kendisine, o topluluk içerisinde, mümtaz-özel bir deger verildigini hissettigi içindir. Nitekim Mehmet Akif, bu davetten hemen sonra, Ankara’ ya geldiginden beri kaldigi, Taceddin Dergâhi’nda ki odasina kapanir, iki gün gibi kisa bir sürede, Türk Ordusu’na hitaben, Kurtulus Savasi’nin kazanilacagina olan inancini, Türk askerinin yürekliligine ve özverisine güvenini, Türk Ulusu’nun bagimsizliga, Hakk'a, yurduna ve dinine bagliligini dile getirdigi bir siiri kaleme alir ve kisa sürede M.E. Bakanligi’na teslim eder. Bence, önceden bazi çalismalari da bulunuyor, olabilir.
Siir, Hamdullah Suphi Bey’in teklifiyle, denenmek amaciyla, öncelikle Bati Cephesi Komutanligi’nca, cephedeki askeri birliklerde savasan askerlere okunmus, begeni ve takdir kazanmistir. Ayrica, Ankara’da yayinlanan Hâkimiyeti Milliye ile diger gazeteler de de yayinlanmis ve halkin sevgisini kazanmistir. Bu arada, yarismanin yenilendigi düsüncesiyle, baska siirlerde gelmekte ve Istiklal Marsi siirlerini inceleme komisyonu çalismalarina devam etmektedir.
Sonunda, konu Meclis’e getirilmis, seçilen bazi siirler, 12 Mart 1921 tarihinde Mustafa Kemal’in Baskanligi’nda gerçeklestirilen bir Meclis oturumunda okunarak, Meclis’in kanaatine sunulmus, Mehmet Akif’in siiri, hitabeti çok güçlü olan Hamdullah Suphi Bey’in muhtesem okuyusuyla Meclis’e sunuldugunda, milletvekilleri tarafindan büyük bir heyecanla karsilanmis ve Türk Milleti’nin Istiklal Marsi olarak, alkislarla kabul edilmistir.
Mehmet Âkif, Türk Ordusu’na hitaben yazdigi bu siirini, en önemli eseri olan Safahat’ina dahi koymaz. Onu, hepsinden ayri bir yerde ve degerde tutarak, Türk Milleti’ne armagan eder. Yarismadan kendisine verilen ödülü de, bir hayir dernegine bagislar.
Siir, on kitadan olusmaktadir. Daha sonra, birkaç kez bestelenerek ‘Milli Mars’ haline çevrilmistir. Bugün kullanilan bestesi Osman Zeki Öngör’e, orkestrasyonu Edgar Manas Edgar’a aittir.
Istiklâl Marsi, Mehmet Akif’in milletine unutulmaz ve vazgeçilmez bir emaneti olmus ve Türk Milleti'nin gönlünde hep yasamistir ve yasayacaktir.
Günümüzde, ilk iki kitasi, Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kibris Türk Cumhuriyeti’nin Milli Marsi olarak, tüm devlet kurumlarinda ve okullarda, Atatürk Resmi ve Atatürk’ün Gençlige Hitabesi ile birlikte asilmakta, okullarda ögrenciler ve törenlerde orada bulunanlar tarafindan, hep birlikte coskuyla söylenmektedir.
Haydi, hep beraber...
“Korkma, sönmez bu safaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yildizidir, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
Çatma, kurban olayim, çehreni ey nazli hilal!
Kahraman irkima bir gül! Ne bu siddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarimiz sonra helal...
Hakkidir, Hakk’a tapan, milletimin istiklal!”
Yazildiginda, ‘ Vatana ve Millete Hayirli Olsun’ denilmistir ve her zaman ‘Hayirli’ olmustur.
Saygilarimla.




