Tüm mevsimlerin barindirdigi hikmet ve güzellikleri vardir… Ama ilkbaharin gönüllere aks eden güzelligi bir baskadir.
Ilkbahar, ilk olmanin farkli olma gizemini temsil eden cesur, cömert ve umut vaat eden denklemlerin özelliklerini sunar.
Ilkbahar atilimci, hedefler koyan, koydugu hedeflere yürüyen ve kendisine inananlari bu hedeflere beraber yürümeye davet edendir… Davetkârdir.
O üsenmeyen, yorulmayan, kis ardindan silkinen ve sikâyet etmeden kendisiyle beraber olanlarla tüm güzellikleri ilmek ilmek hem gönüllere, hem tabiata naksedendir.
O görülmek ister, anlasilmak ister, sevilmek ister, kendisinin tarafsizca, hiçbir cografya ve irk ayirmadan sentezledigi güzellikleri insanlarda tipki kendi gibi, yani bahar gibi hayatlarina uyarlasinlar ister… O tüm canlilarin kendi gibi cömert, kendi gibi sevecen, kendi gibi üretken, kendi gibi paylasan, kendi gibi adil, kendi gibi hosgörülü, kendi gibi kucaklayici olmalarini ister.
Bahari anlamak, onun evrensel sevgi ve karsiliksiz verici olma özelligini tüm hissiyatimizla içimizde hissedebilmek, düsünen hayvan diye nitelenen insanligin bahara olan vefa borcudur.
Bahar cennet misali güzelliklere sahip olmasini diger mevsimlere üstünlük görmez, çünkü gücünü ve güzelligini onlarla birlikte olmakla sürdürebilecegini bilir.
Bilir ki, yaz, sonbahar ve kis oldugu için kendisi bahardir… Bilir ki, bin bir nevi çesit nebat, agaçlar ve çiçekler kendisiyle oldugu için o muhtesemdir, bahardir… Bilir ki, tüm bu güzellikler içerisinde raks ettigi için askin nagmeleri ve bülbülün sesi, bundan mütevelli o bahardir.
Bilmez mi hiç cenneti temsil ettigi için bu denli sevilir. Âsiklar ondan ilham aliyor ve yüzlerce siir ve sarkilarda geçiyorsa adi, masumiyeti ve temizligi yüzündendir baharin!
Sayet sevemiyorsa kisi insani renk irk ayirmadan, sayet sevemiyorsa hatta hayvani akrep de olsa cibilliyetine bakmadan, o bahari hiç anlamamistir.
Sayet veremiyorsa kendinde olandan dostuna kardesine de insan… O bahari hiç anlamamistir.
Bahari anlamak için sevme, övme, verme, derme, önem vermeyi bilme lazimdir.
Bahari anlamak için bahar gibi yasamak lazimdir. Yasamak lazim dedim de, biyolojik olarak degil, hakikati ile yasamak lazim. Hani derya üstat: Ölmek degildir ömrümüzün en feci isi, müskül odur ki, ölmeden ölür kisi.
Ölmeden ölü isen, yani sen canli iken bile ölü gibi isen, neylesin bahar seni? Git isine hadi, sen bahari anlayamazsin!
Önce beden ve illa da ruhunla canli olmak, sevmeyi talim etmek lazimdir bahara dost olmak için… Bahar milyonlarcasina veriyorken, sen bir gönül edemiyorsan, neylesin dostum bahar seni?
Bak ne güzel çiçekler hediye etti bahar yemyesil çimenler üstünde, tipki kizina çeyizlik hazirlayan bir ananin kanaviçe islemesi gibi, güzellikleri tabiata naksetti.
Sen hiçbir arinin yanlis yaptigini gördün mü bahara, berbata denk gelen? Bahar adilce veriyorsa, o da ari gibi çalisip, ari gibi bir güzel eder isini… Ama hep sevda ile sasmadan ve de haddini asmadan.
Korkma yalniz kalmaktan baharla! Karanlik aydinliktan, yalan dogrudan kaçar. Günes yalnizda olsa etrafina isik saçar. Üzülme, dogrularin kaderidir yalnizlik. Kargalar sürü ile, kartallar yalniz uçar.
Yalnizlik yaninda canli olmamasi degildir… Yüzlerce, hatta binlerce insanin içerisinde de yalniz kalirsin, sayet sigsa ruhunda sevgiye dair emarelerin.
Yunus’ta hakça söyler bahari: Evvel bahar olmayinca,
Kizil gül açilmaz imis,
Kizil gül açilmayinca,
Bülbül zari kilmaz imis




