TURGAY GÜVEN


BİR ÇOCUK HİKAYESİ. KÜÇÜK HAVHAV’ IN MACERALARI


Küçük Havhav’in küçücük bir basi  varmis.

Küçük Havhav’in iki tane küçücük gözleri varmis.

Küçük Havhav’in iki tanede küçücük kulaklari varmis.

Küçük Hav hav’in bir tane küçücük  burnusu varmis.

Küçük Hav hav’in iki tane küçücük elleri varmis.

Küçük Havhav’in iki tanede küçücük ayaklari varmis.

Küçük Havhav’in bir tanede küçücük kuyrugu varmis

Küçük Havhav bir sabah erkenden uyanmis.

Neseyle yatagindan firlamis.

Annesi,  “ Haydi Küçük Havhav, kahvalti hazir,

elini yüzünü yika, kahvaltiya gel” demis.

Küçük Havhav  banyoya gitmis,

Çesmeden akan bol suyla, elini yüzünü güzelce yikamis.

Mutfakta, annesinin onun için hazirladigi kahvalti masasina oturmus.              

Bir dilim beyaz peynirle tereyagli  balli ekmegini yemis.

Kocaman bir bardak  dolusu sütünü sonuna kadar içmis…”.

Bir zamanlar,  gençlik  günlerimiz, Tekkiraz  Saglik  Ocagi’nda  çalisiyorum. Yeni  evliyiz. Kizimiz oldu. Annemiz  ev hanimi. Evde fotograf  makinemiz   var.  Hanim zaten  Sipsak Foto, çocuk  güldü  foto, konustu  foto, sütünü içti  foto,   mamasini   yedi  foto, uyudu foto, uyandi foto...

Kizimiz iki üç yaslarina geldi. Artik yürüyor, çat pat konusuyor,  anne, hep çocukla beraber,  ama çocukta büyüdü,  daha  çok  ilgi istiyor, disari, bahçe istiyor.

Saglik  ocaginin  genisçe bir arazisi  var. Çayirlik, çimenlik. Ocagin  çevresi  açik, kapi  duvar filan yok. Bizimki  henüz, bahçede  kosup oynayacak kadar degil,  ama, iyi  havalarda  bahçede gezdiriyoruz .

 Genellikle,  hafta  günlerinde,  bahçe,  kalabalik  oluyor,  köy  minübüsleri   vizir vizir, hastasi, pansumani, çocuk asisi  filan girla gidiyor.

Öyle zamanlarda,  anne  kiz,  lojmanin balkon-merdiven  sahanliginda  oturup, geleni gideni  seyrediyorlar.

Dedik  ya, bahçe  duvarsiz, kedi köpekten, tavuktan inege,  çesit  çesit  mahlükatta orada. Bahçenin  otuna, çayirina, evlerin yemek kokularina,  artiklarina  geliyorlar . Bir bakiyorsun, iki inek bahçede otluyor, bazi bazi pesinde yavrularini da  takmis, kedi köpeklerde  oluyor. Zaman  zaman tavuk bulundurdugumuzda oluyordu,  çocuk için  taze   yumurta filan.

Bu pisi, bu havhav, inek, tavuk derken, bu böcek, çiçek,  serçe,  karga  derken  çocugun bitki,  hayvan kültür hazinesi haylice zenginlesti.

 Diger  lojmanlarda  oturan yasitlari da  var, geliyorlar,  orta boy bir mukavva koli  dolusu oyuncaklari var, beraber  oynuyorlar.  Amma, egitimciler  hep derler ya, okul öncesi evde yada kreste, ayrica, bir   ilgi ve  egitim sart.

Ünye’ ye  indigimizde,  yasina  uygun resimli  boyama kitabi  aldik, bir kutu da kuru boya  kalemi,  ufak bir masa, sandalye. Oturtuyoruz, çocugu, sandalye ye, masayi da önüne çekiyoruz. “Hadi  kizim,  pisiyi boya, kusu boya, hav havi  boya..” Iyi kötü oyaliyoruz.

Birkaç ta  masal kitabimiz  var. Resimli, kedili, köpekli  çesitli hayvan  masallari. Aksamlari eve  gelince,   çocugu  kucagima  oturtup,  onlari okuyorum. Hiç aklimdan çikmaz. Bir  HirçinTay  vardi. Onu  çok severdi. Okuduklarimi merakla dinliyor. Tekrar  tekrar  okudukça da, sayfayi  gördükçe ezberlemeye  basladi. Benden önce  sayfayi  çevirip, kendi de kafadan okuyor.

Arada bir de  soruyor. “Bu pisi, o pisimi?”  “Evet kizim, o  bahçede  gördügümüz  pisi!.”  Bir günde,  bahçeye  yavrulu  bir  köpek geldi. Tabii ki  yavru, bizimkinin çok  hosuna  gitti. Masalda yavru köpek  dendimi, hemen aklina  o geliyor.

Benimde  aklima bir sey geldi.  Dönüyüruz, dönüyoruz  çocuga  ayni  masallari okuyoruz . Taa çocukluk gençlik yillarimdan beri,  kabiliyetim vardir  ve bu güne  kadarda,  okuyucularimiz  farketmislerdir  ki, hikaye  uyduruculugum, yani  edebi yaraticiligim gayet  iyidir.

‘Küçük Havhav’in Maceralari’  diye,  yazinin  basinda  sizin de  gördügünüz  gibi,  bir sey uydurdum. Çocugun  da  çok  hosuna  gitti. Elbette ki,  oldukça pedagojik   ve psikolojik  bir  yarati yapmistim. Çocuk,  kendisini,  masaldaki  yavruyla  özdeslestirmisti. Hikaye kendisini  anlatiyor,  masal  kahramaninda  kendisini yasiyor, bir yandan oyalaniyor, bir yandan da ögreniyor, egitiliyordu.

Masalin  ucu açikti. Küçük  Kavhav’in annesi, babasi vs.  konuya  kimi , neyi istersen kat,  Küçük Havhav bahçede  oynuyor, Küçük  Havhav  gezmeye  gidiyor vs. ne istersen anlat,  gitsin.

Sonra, Ünye’ye indik, oglan dogdu, Ona da  sil bastan. “ Bir Küçük  Hav hav varmis…” Ama, bu kez  bir de yardimcim  var. Ben anlatmaya  basliyorum,  kiz hemen atilip, araya giriyor. “Küçücük kulaklari varmis…”

Güzel  günlerdi.

Devam ediyoruz.

“Küçük Havhavlarin oturdugu evin  önünde  kocaman,  yemyesil bir bahçe varmis.

Bahçenin içinde,    Küçük havhavin oynamasi için                                                                                                            çok  güzel bir  oyun bahçesi varmis…”

Öylece sürüp  gidiyordu.

Güzel masallardi. 

Bizim küçük  Havhavlar, simdi  bir yerlerde hayat  gaileleri ile mesguller.

Bunlar da o günlerin güzel  hatiralari.

Saygilarimla.  Turgay  Güven.

YAZARLAR

https://www.facebook.com/%C3%9Cnye-Kent-Ofset-106507792092593