SİBEL KURU


Boşanma ve Çocuk


Boşanma süreci açısından her aileyi ayrı ayrı değerlendirmek gerekmektedir. Eşler arasındaki ilişkinin yapısı, yaşam koşulları, çocukların durumu, kök aileler ile ilişkiler, ekonomik durum, sosyal çevre gibi pek çok faktör boşanma sürecini etkilemektedir. Boşanma sürecinin çocuklar üzerindeki etkisi de yine bu süreci yaşayan aile ve çocuk özelinde değerlendirilmelidir. Her ailenin bu süreci yönetme şekli farklı olacağı gibi, aynı aile içindeki çocukların bile süreçten etkilenme biçimi farklı olacaktır. Boşanma sürecinin çocuk açısından mutlaka olumsuz etki edeceğini söylemek yanlış olur. Bununla birlikte bu süreçte en çok önemsenmesi gereken kişiler de çocuklardır.

 

Boşanma da evlilik gibi iki kişi tarafından verilen bir karardır. Fakat bu karardan sonra süreci özellikle çocuklar için en doğru şekilde yönetebilmek çok önemlidir. Çiftlerin verdiği bu karardan sonra iyi anne olmak ya da iyi baba olmak kadar karşılıklı iletişimlerine de dikkat etmesi gerekmektedir. Çocuklar, en az anne ve babasının kendisine karşı olan tutumu kadar anne ve babaları arasındaki iletişimden de etkilenmektedir.

 

Boşanma sürecinin çocuklar üzerinde çok farklı psikolojik etkileri olabilmektedir.

Bu etkilerin sonuçları çocuğun yaşına, boşanma süreci ile ilgili bilgilendirilme biçimine, ebeveynlerin tutumuna, anne ve babanın ruhsal durumuna, çocukla kurulan iletişime ve evlilik süresince yaşanan çatışmalara göre değişmektedir. Boşanma kararı karı-koca ve çocuk için gerekli ve doğru bir karar olsa bile çocuk için travmatik bir deneyim olabilmektedir. Çocuk her şeyden önce yaşanan bu süreç ile ilgili kendisini sebep olarak görebilmekte ve yoğun suçluluk duygusu yaşayabilmektedir. Eşler arasında alınan bu kararın tamamen iki kişinin ilişkisi ile ilgili olduğu, karı-kocalık ilişkisinin bittiği ancak anne-babalık rollerinin hayat boyunca devam edecek olduğu ve çocuk ile ilişkinin sağlıklı şekilde sürdürülmesinin mümkün olduğu en kısa sürede çocuk ile konuşulmalıdır.

Boşanma kararı en hızlı şekilde mümkünse anne ve babası tarafından çocuğa en sade şekli ile anlatılmalı, bir arada konuşmak mümkün değilse de anne ya da baba çocuk ile konuşurken birbirini kötülemekten ya da çocuğu iletişim aracı olarak kullanmaktan kaçınmalıdır.

Maalesef çok sık duyduğum, ‘çocuğumuz üzülmesin diye ona söylemedik’ sözü. Çocuğa söylememek süreç içerisinde çocuğu düşündüğünüzden çok daha olumsuz etkileyecektir. Çünkü çocuklar her şeyin farkındadır ve sizin sade ve yaşına uygun şekilde anlatmadığınız durumu çocuk etraftan aldığı ipuçları ve kendi hayal gücü ile anlamlandırmaya çalışırken duruma çok daha olumsuz anlamlar yükleyebilmektedir.

Bu süreçte çocuğun kiminle yaşayacağı, diğer ebeveyn ile ne sıklıkla ve hangi koşullarda görüşeceği, hayatında nelerin değişeceği nelerin aynı kalacağı netleşmeli ve çocuk ile yaşına uygun şekilde ve en kısa sürede konuşulmalı.

Boşanma sürecinin çocuk üzerindeki olumsuz etkilerini en aza indirmek için çocuğa sık sık yaşına uygun, sade ve samimi açıklamalar yapmak ve süreç ile ilgili belirsizliği en aza indirmek çok kıymetlidir.

 

Boşanma süreci her çocuğu olumsuz etkiler diyemeyiz ancak çocuk yaşı, kişilik yapısı ve yaşadıklarına bağlı olarak farklı şekillerde etkilenebilir. Çocuğun olumsuz etkilendiği durum boşanmanın kendisi değil ebeveynlerin boşanma sürecini nasıl yönettiği ve çocuğun nelere maruz kaldığıdır. Çocuğun da bu süreçte kendini ifade edebilmesine, duygularını yaşamasına izin verilmeli ve tepkileri anlayışla karşılanmalıdır.

İki yetişkin olarak boşanma kararı alabilir ve karı-kocalıktan boşanabilirsiniz ancak anne-babalıktan boşanılmaz…

YAZARLAR

https://www.facebook.com/%C3%9Cnye-Kent-Ofset-106507792092593