ARİF TAKICI


Camiler Haftası


Dünyada ilk mescit,( Kâbe)haremi şeriftir. Tabi Kâbe’den sonra manevi mertebesi bakımından Mescidi Nebevi, Küba mescidi ve Mescidi aksa Müslümanlar için yüksek hürmet ve sevgiyi barındırır… Bu mescitlere Müslümanlar çok büyük maneviyat addederler.

  Peygamberimiz zamanında mescidi Nebevi sadece mescit olarak değil, istişare yeri, kararların alındığı yer, misafirlerin kabul gördüğü yer, ilim ve tahsilin görüldüğü bir nevi üniversite, sosyal hayatın paylaşıldığı yer olarak değerlendirilmiştir.

    Günümüze gelince,  bayram ve Cuma namazlarında camilerimiz dolup taşmakla birlikte, vakit namazlarında oldukça düşük cemaat profili olduğu görülmektedir.

  Tabi pandemi sorunu her şeyde olduğu gibi camilere gidişi de ciddi manada etkilemiştir.

  Bununla birlikte, vakit namazlarındaki cemaat azlığı pandemiden önce de vardı, şimdi de var.

     Bu bakımdan, camilerimize imkânlar ölçüsünde günlük namazlarda da gitme alışkanlığını hem kendimize, hem de çocuklarımıza kazandırmak gerektir.

  Hele sabah namazına gitmek, sabahın o sessizliği ve sakinliğini içinizde hissederek huşu içerisinde camiye gitmek, camiden çıktıktan sonra da o sakin ortamı ve mis gibi havayı içinize çekerek güneşin doğuşunu seyretmek insana saadet ve huzur veren zamanlardır.

Şunu da açıkça belirtmek isterim:  Camiye gitmek iyi bir Müslüman olmaya, hatta iyi bir insan olmaya yeterli değildir elbet. Camiye gitmenin yüklediği veballer vardır… İyi bir Müslüman, aynı zamanda iyi bir insan, ahlaklı, dürüst, medeni, çağdaş, ileri görüşlü, araştıran, okuyan ve hem kendi ülkesini, hem de dünyayı iyi takip eden olmalıdır. Namaz kılan ve camiye giden; merhametli, çalışkan, cömert, israfa karşı ve temiz olmalıdır.

   Yüzde doksan dokuzu Müslüman olan ülkemizde, cuma günleri cami cemaatinin yollara taştığı ülkemizde eğer yüksek seviyede cinayet, şiddet, aldatma oluyorsa bunu da oturup bir düşünmek lazım… Çünkü orta da bir tezat vardır! Neden? Müslümana, bunlar yakışmaz ve Müslümanın karakteriyle uyuşmaz da ondan. Eğer bunlar oluyorsa, demek ki bizim Müslümanız dememiz de, namaz kılmamız da bir ezberi tekrar etmekten ibarettir vesselam.

 Bazıları Cuma hutbeleri ile ilgili eleştirse de, camilerimizde Cuma hutbelerinde dini konuların yanı sıra toplumun selametine olacak hayata dair bütün sosyolojik ve toplumsal meselelere de değiniliyor.

 Yani, Cuma hutbelerini dinlerken, içimden burası aynı zamanda bir okul gibi diye de düşündüğüm oluyor. Hocalarımızın da genelde iyi eğitim aldıkları, hutbe okurken hitabet ve diksiyon bakımından performanslarının iyi olduğu görülmektedir.

   Ancak azda olsa, bazı hocalarımızın sesi uygun olmasına rağmen sesini iyi kullanamadığına, makam dersinin yetersiz olduğuna da kendim de bir hafız olarak şahit olmaktayım.

 Esasen genelde kötü ses yoktur, sesi kullanamamak vardır. Bu bakımdan, ben makam ve tecvit performansı zayıf hocalarımızın bu anlamda ders almalarını âcizane tavsiye ederim… Zira makam dersi aldıklarında mevlit ve ilahi ya da kuran okurken,  hangi bölümü hangi makamda okuyacaklarını da bilip ona göre daha akıcı ve etkili okuma imkânını elde etmiş ve uyguluyor olurlar.

Ayrıca genç hocalarımızın dini ve genel olmak üzere çok kitap okumalarında, kültürlü ve birikimli bir din adamı olabilmeleri açısından önemli seviyede fayda vardır kuşkusuz.

   Hocalarımızın sosyal olmalarında, bulunduğu semtin muhtarıyla, okul varsa okul idaresiyle ve kurumlarla, esnafıyla ve mahalle sakinleriyle ikili ilişkiler kurması, gençlerle gerekirse spor başta olmak üzere sosyal ilişkiler kurması, hem kendisi hem de temsil ettiği makamın saygınlığı ve insanların camiye ısındırılması açısından ciddi derecede faydalar sağlayacaktır.

   Diğer taraftan, dili zayıf olan hocalarımızın kendini anlatabilecek kadar Arapça öğrenmeleri, hem ilimlerini ilerletmeleri, hem de meslekleri ile uyuşan bir çalışmayla uyumlu olacağı bakımından önemlidir diye düşünüyorum.

  Sen hafızsın, sen bunları yaptın mı? Derseniz… Evet, yaptım. Derdimi anlatabilecek kadar Almanca, sohbet edebilecek kadar da Arapça biliyorum, makam dersi de aldım… Bunu başarmak zor bir şey değildir.

   Sonuç olarak biz Müslümanlar camilere ezbere değil, ilahi mesajların hayata ve ahirete dair verdiği öğütleri iyi düşünerek ve uygulayarak, sözde değil, özde Müslüman olma şiarını yaşamımızın pusulası addederek yaşamalıyız

YAZARLAR

https://www.facebook.com/%C3%9Cnye-Kent-Ofset-106507792092593