Çanakkale Zaferi deyince 250.000 mehmetçigimiz sehit olurken bir “Çanakkale geçilmez” haykirisini, ve;
Yüzbinlerce vatan evladini katlettirip, aylar sonra düsmani Çanakkale’den geçirterek Istanbul’u isgal ettiren, devleti yöneten ITTIHAT VE TERAKKI‘nin “gaflet ve hiyanetini” hatirliyorum...
ÇANAKKALE, TÜRK’LERIN HIROSIMA’SIDIR.
18 MART 1918’I HEP ANACAGIZ...
Simdi sizlere bir “Hirosima” ve bir “millet katlinin” hikayesini anlatmak istiyorum...
1800’lü yillarda özellikle Fransizlar ve yahudiler, Osmanli tebaasi içindeki Selanik Yahudileri ve Ermenilerle birlikte Selanik’te gizli organizasyonlar ve provakasyonlar tertip etmeye basladilar.
Balkanlarda bir dizi isyanlar ve illegal yönetim yapilanmalari ve Rusya saldirilarinin zeminini hazirladilar.
Kurucu sahislarin yasam izlerine bakildiginda yer alti faaliyetleri içinde olduklari, son derece gizli kurulan, 1865’de “Ittifak-i Hamiyet” ve 1867’de “Yeni Osmanlilar” olarak faaliyetler yürüttükleri görülmektedir.
Özellikle bu ayrilikçi faaliyetlerin araci haline getirilen basin yayin; yahudi masonlarca ve Ermeni ayrilikçilarla desteklenen, yönetim karsiti gazete ve edebi nesriyatlar üretildigi, bu nesriyatlarin yazarlari gizli gizli örgütlendigi ve provakatif faaliyetler yürütüldügü bir zemine dönüstürüldü.
Bu çerçevede “Yeni Osmanlilar” ve ya “Jön Türkler”, “Ittihat ve Terakki” olarak siyasi bir yapi seklinde ortaya çikacaktir.
Bu olusumlari destekleyen bir sahis olarak o dönemde dünyanin en zenginlerinden olan Osmanli Ermenisi petrol baronu Kalust Sarkis Gülbenkiyan ve Misir prensi mason Mustafa Fazil Pasa isimlerini ve bütün faaliyetlerinin fikri olusumunu saglamak için sürekli Avrupa’da esrarengiz kisi, grup ve örgütlerle ve özellikle Leon Cahun, Armin Herman Vambery, Jean Pietri, Josef Sakakini gibi yahudi mason Fransiz ajanlari ile bir araya geldiklerini, fikir ve finans destekleri aldiklarini mutlaka not edin.
Bu arada o dönemde Ingiliz David Urquhart’in bir gazete yazisinda “aslinda Osmanli düzeni mükemmel olmasina ragmen Avrupalilarin sürekli parmaklarini sokmasi ve Türklükten nasibini almamis pasalar yüzünden bu düzen bozulmustur” sözünü de not edin.
Bu olusum, Kuleli vakasi ve Çiragan vakasi ile baslayan provakasyonlar sarmalinin tertip edicisidir.
Bu kaotik dönem içinde, yogun sekilde gazete ve edebiyati kullanip, Osmanli’yi kurtarma ve Türklük söylemleri ile asil amaçlarini örterek, yönetimde etkin olmaya yönelmistir. Bu gaye ile, resmî olarak 1889’da Istanbul’da baska trol sahsiyetlerce Ittihat ve Terakki ismi ile siyasi parti hüviyetine dönüsmüstür.
Gizli tutulan asil kurucularina, trol kurucularinin yasam izleri ve faaliyetleri takibi ile ulasilan bu örgüt, sonrasinda yaptigi faaliyetler üzerinde de derin süpheler uyandirdi.
Tipki bu günkü FETÖ yapilanmasi gibi, bir sürü yaldizli sözlerle, saraya, askeriyeye ve okullara da sizarak iyi niyetli Osmanli tebasindan taraftar bulmus ve yayilmis esrarli bir yapi olarak karsimizdadir.
Özellikle, suikastler ve sürgünlerde rol alarak devlet kademelerinin bosalmasina ve yerlerine kendi adamlarini geçirerek, paralel bir yapiya dönüstü.
Masonik bir yapi içinde en üstte yahudiler, sonra bölücü dönme yahudiler, sonra bölücü dönme Ermeniler, altta da vatanin kurtulmasi ve daha fazla toprak kaybedilmemesi arzusunda olan Türkler oldu.
Bütün çalismalarini ve provakasyonlarini Vatanin kurtulmasi ve Türkçülük idealinin arkasinda gizleyerek yapageldi.
Bu arada özellikle o dönemde Türkçülügü en iyi savunan fikir adamlarinin Yahudi Mason isimler oldugunu not ediniz.
Sonunda padisahi tahttan indirecek nüfuza ve güce kavustu ve 1908’den sonra masonlardan olusan vekillerle meclisi, 1912’de iktidari ele geçirdi.
1908’de önce padisahi tahttan indirmeye sebep yaratacak bir isyan organize edip sonra da devletin yaninda imis gibi gözüküp, isyani bastiran bir güç olarak, iktidari ele geçirmeyi hedefleyen büyük bir plan tertip etti.
31 Mart vakasi ve isyanlarini “gizli bir el” olarak provakasyonlarla organize etti. 1909 da 31 Mart vakasi isyanlari baslar baslamaz su ise bakin ki; Selanik’te gönüllülerden olusturularak hazir bekletilen paralel “hareket ordusu” hemen Istanbul’a yürütüldü, isyanlar bastirildi . Padisah tahttan indirildi. Yerine getirdikleri padisahi da pasivize ettiler.
Baktiginizda tam bir FETÖ planini görüyorsunuz degil mi?.. Anlatmaya devam edelim...
Ittihat ve Terakki, Fransa ve Ingiltere’nin, Osmanli topraklarindaki milletlerin ayrilmasi birinci asama olmak üzere, ikinci asama, azinliklarin ayrilmasi ve petrole en yakin Osmanli topraklarinin isgali amacinin bir parçasi olarak, onlarin çikarlari dogrultusunda kararlar aldi. Bu arada da Israilin kurulmasina giden yolun önünü açti.
Bu yönetim, Fransa ve Ingiltere planlari dogrultusunda önce devletin kasasini bosaltti ve borçlandirdi. Ordu, Balkan savaslari ve Trablus savaslari gibi hazirliksiz ve gereksiz savaslara sokuldu ve desteklenmeyerek ordunun savaslari kaybetmesine ve yüzbinlerce askerin yitirilmesine sebep oldu.
En son devleti tamamen düsürmek için, Almanya’nin yaninda 1.Dünya Savasina girerek Osmanli topraklarini hem dogudan hem de batidan saldirilara açti.
Ayrica Rumlar’la is birligi yapan Ermeni Tasnak ve Hinçaklar ile anlasarak, seçimlere beraber girip, Tasnak ve Hinçak üyelerinin milletvekili olmasi sagladi.
Bir kiyim projesinin parçasi olarak, Türklerin Hirosima’si olan, Çanakkale Savasini organize eden Ittihat ve Terakki, 250.000 vatan evladinin sehit olmasina neden olarak, Fransa ve Ingilterenin baslatacagi isgale zemin hazirladi.
En son 1918 de Osmanli Devketinin paylasim ve isgal belgesi olan Sevr’e giden adim olarak Mondros Mütarekesi ve direnisi organize edebilecek bütün sahsiyetlere bir dizi tutuklama, idam, süikast ve sürgünler yapti.
20 yillik “meclis”, 9 yillik bir “hükümet” süreci içinde 1 milyon civari vatan evladinin kiyimina sebep oldu, sürekli padisahi suçladi, kendi yanlislarinin da suçlusu olarak padisahi gösterdi.
Sonra da kendini lav ederek, tekrar yer altina çekildi. Üyelerinin çogu yurt disina kaçti. Yahudi Mason Örgütünce yurt disindakilerin bir kaçina delil karartma suikasti yapildigi süphesi de vardir.
Yerine gelen hükümet ve sonrasinda Atatürk’de bütün Ittihat ve Terakki’cileri görevden alarak, sürerek ve idam ederek yok etmeye çalissalar da, bu paralel yapi Mason Örgütü üzerinden mevcut partilere sizarak, hükümetlerde söz sahibi oldular.
Bati Trakya’nin, oniki adalarin, Girit’in, Musul ve Kerkük’ün kendi haline birakilarak kaybedilmesi süreci takip edildiginde bu izleri görüyoruz.
1935’te Atatürk tarafindan kapatilan Yahudi Mason Örgütü, bütün mal varligini CHP ye hibe ederek, yeraltina çekildigini ve daha sonra Ismet Inönü tarafindan tekrar açildigini not edelim.
Ayrica Ittihat ve Terakki Partisinin vatana ihanetlerini gizleyerek ve bütün tarihi delilleri karartarak, mensuplarinin son derece iyi niyetli, vatanperver ve Türkçü olduklarini ders kitaplarinda Türklere asilamaya ve aklamaya çalisan bir CHP’ye dikkatinizi çekerim.
Bu dönemde de yine Ittihat Terakki üyesi olup da Atatürk’ün ölümünden sonra CHP’den iki dönem Nigde milletvekili olan yahudi mason Avram Galanti’d, CHP’nin ittihat ve terakki çizgisinde kalmasi, masonlarin ve ermeni ayrilikçilarin parti içinde sayilarinin artmasi ve kusaktan kusaga yönetimi ellerinde tutmak için faaliyetler yaptigini not edelim.
Hatta bir dönem Mason Örgütü üyeliginin bakan olmak için önemli bir kriter oldugunu not edelim. Nitekim bu gün de CHP yi gizli eller yönetmektedir.
FETÖ de ayni zihniyetin devami olmustur. Bu gün de, diger partilerde ve ekonomik sistemde örgütlenme ve nüfuz çalismalari devam etmektedir.
HDP de bu yapilanmanin Kürt haklari üzerinden söylemler gelistirip Kürtler nezdinde varligini bulurken, aslinda bir Ermeni Tasnak komite yapilanmasi oldugu açiktir. Ancak dikkatinizi çekerim ki, Avrupa’da olsa hemen kapatilip, üyelerinin cezalandirilmasi gerekirken, TBMM’de milletvekili olmalari, maddi destek ve maas almalari, her zaman siyaset sahnesine dikkatli bakmamizi ve hep bizim HIROSIMA’miz yeni bir ÇANAKKALE yaratacak bir ITTIHAT VE TERAKKI aramamizi gerektiriyor.


