Dokuzuncu yaşa kadar olan problemleri çözüyorsa, 9 zekâ yaşında sayılır. Buna göre çocuğun zekâ yaşı, doğum yaşından üstün veya düşük oluşuna göre zekâsının üstün veya düşük olduğu anlaşılır.
Zekâ yaşının doğum yaşına bölünmesiyle zekâ derecesi tespit edilir. Kesirden kurtarılması için 100 ile çarpılarak elde edilen rakama zekâ bölümü (IQ) adı verilir. Yâni:
İnsanları zekâ derecelerine göre düşükten yükseğe doğru sıralarsak, normal dağılma eğrisi (çan eğrisi) elde edilir.
IQ Testi
Zekâ bölümlerinin (IQ) mânâları şunlardır:
IQ 0- 25 arası ağır gerilik (idio)
IQ 26-50 arası orta gerilik (embesil)
IQ 51-75 arası hafif gerilik (debil)
IQ 76-90 arası sınır zekâlılar
IQ 91-110 arası normal zekâ
IQ 111-125 arası ileri zekâ
IQ 126-140 arası üstün zekâ
IQ 140-155 arası çok üstün zekâ ,IQ 156-ve üzeri dehâ
Aşağıda çocuklarınızın zeka durumlarına ilişkin yaklaşımlar detaylı olarak verilmiştir. Çocuklarınızdaki duyu organları ve algıları ile ilgili izlenimleriniz onun küçük yaşlarda kabiliyetlerini veya eksiklerini fark etmeniz (gelişim düzeyinde, düzeyinin üstünde veya gelişim düzeyinin altında olup olmadığını fark etmek) onun eğitilmesinde bir veliye düşen en büyük görevlerden ve sorumluluklardan olsa gerek.
Her şeyin yaratıcısı gibi çocuğun da yaratıcısı Allah(c.c.), onları bizlere bir emanet olarak vermiştir. Bu emaneti hayata hazırlamak bir eğitimcinin en önemli görevidir.
Çocuklar normal zekaya da sahip olabilirler, üstün zekaya da sahip olabilirler, geri zekaya da sahip olabilirler. Bunların ne kadarı elimizde ne kadarı elimizde değil kitap boyunca rastlayacaksınız. Önemli olan, elimizden gelen her şeyi yapabildik mi? Bilinçli bir eğitimci miyiz? Yani çocukları keşfedip ona göre önlemler alabildik ve yönlendirmeler yapabildik mi?
ÜSTÜN ZEKA NEDİR?
Zeka dağılım eğrisinin bir ucunda zeka geriliği gösteren kişiler yer alırken diğer ucunda ise üstün zekalı kişiler yer almaktadır. Toplumu oluşturan kişilerin ancak %2'lik bir bölümü 130 ve üstündeki IQ derecesine sahiptir. IQ derecesi 140'ın üzerine çıkıldığında bu oran % 0.2 ye düşmektedir.
1960’ların ortasından beri yapılan beyin araştırmaları çok zeki bireylerin biyolojik olarak farklı olduklarını ve bu farklılığın tamamen doğuştan gelmeyip, daha çok genetik örüntü ve çevre olanaklarının karşılıklı etkileşimi sonucunda beyinde oluşan hücresel değişimlerden kaynaklandığını göstermiştir. Ayrıca araştırma verileri, yüksek zekâ düzeyinin, beynin başlıca işlevlerinin gelişiminin bir sonucu olduğunu otaya koymaktadır. Bu bulgulara dayanan Clark’a göre, yüksek zekâ düzeyi, bilişsel, duyuşsal, fiziksel ve sezgisel olarak adlandırılan beynin dört işlevinin ileri düzeyde ve hızlandırılmış gelişmesinin bir sonucudur. Ona göre zekâ kavramı ve üstünlük artık sadece beynin bilişsel işleviyle kısıtlandırılamaz; tüm beynin işlevlerini ve onların etkin ve bütünleştirilmiş kullanımını içermelidir.


