HAKAN ŞAŞMAZ


ÇOCUKTA BEYİN &ZEKA GELİŞİMİ VE HER YÖNÜYLE ÇOCUK VE AİLE EĞİTİMİ “EMPATİK HİKAYELER VE EĞİTİME BAKIŞ AÇISI”(28)


Şu konuya dikkat çekmek istiyorum. Sinirler ile beyin arasındaki eşgüdümün, sinerjinin bozulmasını inceleyelim:

Daha önce de ifade ettiğim gibi, refleksler ve istemimiz dışında çalışan yapının farklı olarak merkezi sinir sistemimiz beyinle bağlantılı olarak duyu organlarımıza ve algılamalarımıza bağlı olarak şekil kazanmaktadır. Kendi kendimize yarattığımız korkular, endişeler, tepkiler, fobiler, halüsinasyonlar, panik ataklar vs. tamamen sinir sistemimizin yanlış eğitimine bağlı olarak seyir kazanmaktadır.

Sinir sistemi iyi eğitilmediğinde korkular fobiye, heyecanlar panik ataklara, sıkıntılar depresyona dönüşmektedir. Daha da ilerisi sinirsel bozukluklara, çeşitli ruhsal hastalıklara dönüşmektedir.

Beyinin doğası her zaman olumlu düşünmedir. Bu arada hemen çocuk eğitimi amacımız olduğundan her an ona pay çıkarmalıyız.

İşte bu noktada daha önce bahsettiğim gibi çocukların sinir sisteminin eğitilmesi, duyu organlarının sağlığı ve eşgüdümünün sağlanarak bebeklik döneminden itibaren devamlı uyarılarak çoklu öğrenmeler sağlanılması gerekir. Tüm bunları yaparken beslenme ve fiziksel etkinliklerde mutlaka her an çoklu öğrenmelerin içine katılmalıdır.

Evet konuyu zannediyorum biraz uzattım. Şimdi gelelim hikayemize:

BEYNİN GÜCÜNÜN SINIRLARI

Yaşanmış olduğunu zannettiğim bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Daha önce sinir sistemi ile ilgili verdiğim bilgilerin, aşağıdaki geçen olaya vereceğiniz tepkinin alt yapısını hazırladığını düşünüyorum. Yani olaya daha da hakim olacağınızı düşünmekteyim.

“Demiryolu işçileri bir yaz günü, merkezden uzak bir istasyonda, bozuk tren rayları ve vagonlarını onarmak üzere çalışıyorlar. Hava çok sıcak, insanlar bunalmış, sıcakta, Güneşin altında çalışmak ise ne kadar zor olsa gerek.

Öğlene kadar çalışan işçiler, yemek molası vermek üzere, hem dinlenmek hem biraz serinlemek için mola verirler. İşçilerden biri (Bu işçi, biraz gergin ve birazda bunalmıştır.)bilmediği bir vagona doğru yönelir. Vagonun üzerinde SOĞUTUCU VAGON yazmaktadır. Adam böylesine sıcak bir havada bilinç altına uygun olarak, bu vagona hamle yapar, zıplar ve vagona girer. Adam soğutucu vagona girmiştir ve çok rahatladığını düşünür. Ama bir süre sonra, vagona hamle yaptığı sırada vagonun sarsıntı ile kapısının kapandığını fark eder. Bu sıcak havada artık serinlediğini hatta yavaş yavaş üşümeye başladığını düşünür. Kafasında bir sürü kurgular oluşturmaya başlar. Burada uzun süre kalan etleri soğuk tutacak kadar etkiliyse bir süre sonra kendisine de zarar verebileceğini düşünür. Bu düşüncelerle hemen yerinden kalkarak vagonun kapısına doğru yönelir ve kapıyı açmaya çalışır. Ama kapı sıkışmıştır ve ne yaptıysa kapıyı açamaz. Kapıyı yumruklamaya başlar. Birisi onu duysun diye vagonun sağına soluna vurur. İç kısmı emaye ile döşendiği için sesini dışarıya duyuramaz. Adam vagonun duvarlarına vurdukça çaresizliğinden dolayı daha da üşümeye başlar. Kafasına artık beni bulamayacaklar, burada yavaş yavaş donarak öleceğim düşüncesini yerleştirmeye başlar. Dışarıya çıkmak için verdiği her enerji kaybında üşüme hissi daha da artmaktadır. 

YAZARLAR

https://www.facebook.com/%C3%9Cnye-Kent-Ofset-106507792092593