HAKAN ŞAŞMAZ


ÇOCUKTA BEYİN &ZEKA GELİŞİMİ VE HER YÖNÜYLE ÇOCUK VE AİLE EĞİTİMİ “EMPATİK HİKAYELER VE EĞİTİME BAKIŞ AÇISI”(35)


 

Şimdi hikayemize devam edelim:

Küçük su damlası ve arkadaşları çok mutludur. “Her şey ne kadar güzel, şu diğer pınarlar, şu yemyeşil dağın etekleri, şu çiçekler, böcekler…

Derken dağlardan çağlaya çağlaya inen pınarlar artık birleşmiş ve derelere dönüşmüşlerdir. Artık arkadaşları da çoğalmıştır. Bunu gören duyan hayvan arkadaşları da koşa koşa, yürüye yürüye ,sürüne sürüne ,zıplayarak,uçarak derenin yanına gelmişler. Sonra hep beraber, suyundan içmişler, yıkanmışlar yavrularına su götürmüşler, oyun oynamışlar. Doğadaki bütün canlı cansız bütün varlıklar çok mutluymuş. Âmâ bizim su damlasının artık gitmek zorundaymış. Tekrar arkadaşlarıyla yola koyulmuşlar. Âmâ akıllarında hep o mutlu saatler kalmış.

Yolda ilerledikçe sayıları iyice artmaya başlamış. Âmâ küçük su damlası sıkılmaya başlamış. Çünkü aralarına yeni katılan arkadaşları sanki temiz değiller, sanki kokuyorlarmış. Yanındaki hoş olmayan kokulu arkadaşına sormuş: 

“-Kardeş siz nereden geliyorsunuz?” demiş.

Diğeri de ezile büzüle 

“-Biz şu geride kalan kasabadan geçerek size katıldık. Allah’tan siz oradan geçmediniz. ”demiş.

“Ama sorma başımıza gelenleri” demiş. Sonra anlatmaya devam etmiş.

“Bizde sizin gibi tertemiz dağdan pınarlarla indik ve çok mutluyduk. Âmâ kasabaya girdikten sonra bu durum değişti, artık geri dönemezdik. Ne kadar pislik varsa üzerimize attı insanlar. Âmâ balık arkadaşlar geri dönmeyi başardılar.İçimdeki oksijenin azaldığını düşünürken sizle karşılaştık. Diye konuşarak yollarına devam etmişler.İlerledikçe sayıları iyice artmış.Artık ırmak olmuşlar ve taşıdıkları yük iyice ağırlaşmış.Şöyle başlarını kaldırmışlar her yerde büyük büyük yapılar ,bacalarından duman çıkan dev binalar her taraf beton oysa şu ana kadar böyle bir şey görmemişlerdi. Şehre girdiklerini anlamasalarda bir şeylerin kötü gideceğini hissediyorlardı.Sağlarından ,sollarından sanki düşmanlar hücum ediyorlardı.Onlar böyle şey bilmezlerdi.Onlar temizi bilirlerdi canlılara hep temiz görünürlerdi. Onların doğasında pislik olamazdı,kaldıramazlardı.

 Evet farkında olmadıkları  fabrika atıkları, kanalizasyon suları ,düşman gibi üzerlerine saldırmışlardı.Diğer   taraftan da fabrikadan çıkan dumanlar suyun üzerini kaplayarak oksijen alışverişini engellemişlerdi..İleriye kaçtılar olmadı ,geriye gittiler olmadı, yukarıya hamle yaptılar olmadı. 

Artık bütün su damlaları kapana kısılmıştı. Bundan sonra aralarına saf temiz arkadaşlar katılamayacaktı.Balıklar da artık oksijen alamıyorlardı.Maalesef Su damlacığının yolculuğu diğer arkadaşları gibi burada sona ermişti.Çünkü o suda artık canlı yaşamıyordu.Fabrika atıkları ,kimyasallar, ve diğer atıklar zafer çığlıkları atıyorlardı.Geriye su üstüne vuran ölü balıklar, balçığa bulanmış ölü kuşlar, suyun üzerinde kalın bir atık tabakası.Suyun ,oksijeninin bitmesine yakın son hayali ise “Keşke dağın başında bir  kar tanesi olarak kalabilseydim.”olmuştur.

Aslında yukarıda ki hikaye burada bitmemektedir.Çünkü çok kötü bir şekilde kirlenen ırmakların son varış yeri ise  denizler değil midir? 

Bunların ışığında nasıl bir değerlendirme yapmalıyız.Yukarıda anlatmak istediğim hikaye tamamen çocuğun doğasıyla örtüşmektedir.Çocukta tam bir saflık ve doğallık içinde doğmaktadır.(Doğumdan önceki dönem ayrıca ele alınacaktır.)Bu hikaye insanın duygularına hitap ettiği için ,daha önce bahsettiğim gibi okuyucunun bir sorunun farkına varıp daha içselleştirmesini sağlayacağını düşünmekteyim. Ve  en iyi örneğin yaşanan örnek olduğunu ortadadır.

Yukarıda kar tanesinin hikayesi, insanın doğumdan başlayan ve ölümüne kadar süren eğitim hikayesi gibidir. 

 

YAZARLAR

https://www.facebook.com/%C3%9Cnye-Kent-Ofset-106507792092593