HAKAN ŞAŞMAZ


ÇOCUKTA BEYİN &ZEKA GELİŞİMİ VE HER YÖNÜYLE ÇOCUK VE AİLE EĞİTİMİ “EMPATİK HİKAYELER VE EĞİTİME BAKIŞ AÇISI”(59)


Bir konuyu açıklığa kavuşturmak istiyorum. Daha önce Zengo’nun hikayesini hep beraber okuduk. Her şey normaldi. Hepimiz hikâyeyi okudukça Zengo’nun asılması, kesilmesi gerektiği, böyle insanların yok edilmesi gerektiği vs vs Hikaye ilerledikçe adamın azgınlığı daha da arttı. Artık zapt edilemez olmuştu. Bir kene gibi yedikçe, azdıkça daha da güçleniyordu. En sonunda yakalanmıştı. Dünya azmanı yakalanmıştı. Herkes rahatlamıştı. Yani kan emen sivrisinek yakalanmıştı. Sorun bittiği zannediliyordu. Ama unutulan bir şey vardı. Hala kurutulamayan bataklık yeni sinekler üretmeye hazırdı.

Ama maalesef Zengo bu dünyanın dışından gelip aramıza katılmadı. İşte eğitimin ne olduğu veya ne olmadığı burada ortaya çıkmaktadır. Acaba olumsuz tabiatlı insanlar bu durumunu genetik yollarla mı getirmişlerdir? Genetik yolla acaba bir insan ne kadar kötü olabilir? Genetik yollarla kodlanmış bilgiler gelmektedir ancak bir insan suçlu doğmaz. Bir insan hırsız doğmaz, doğuştan katil olamaz. Acaba bunlar kazanılmış öğrenilmiş davranışlar mıdır? Öyleyse nasıl kazanılıyor? Sorunlar genetik yollarla mı geliyor? Bir çocuk bunları nasıl öğreniyor? Sorun ailede mi başlıyor? Aile her şeyi verdiğini mi zannediyor? Sosyal çevre çocuğu ne kadar ve nereye kadar etkiliyor? Çocuğu televizyonlar veya internet dünyası mı yetiştiriyor? Anne ve baba bir işte çalıştığında bebeğin en önemli güven duyma zamanında bu boşluk doldurulabiliyor mu?

İşte zengo ve zengo gibi aktif(hala aramızda olan) ve muhtemel potansiyel(her an problem çıkarmaya meyilli olan) suçlular yukarıda saydığım ve daha da sayılması gereken soruların cevaplarında saklıdır.

Şimdi çocuk eğitimi ile ilgili verdiğimiz bilgileri, daha spesifik daha somut ve daha anlaşılır olarak inceleyelim.

“EGİTİM, ÇOCUĞUN DOĞUŞTAN GETİRDİĞİNİN ÜSTÜNE NEYİ, NASIL KOYDUĞUMUZDUR.”

KALITIM VE ZEKA

Benim eğitimde “kaplar ilkesi” dediğim bir yaklaşımım var. Bu ilkeyi anlamak çocuk eğitiminin temelini oluşturmaktadır. Şöyle ki:

“Her çocuk bir kapasite ile doğar. Buna, kapasite, donanım, hazır bulunuşluk, dünyaya geliş anı gibi bir çeşit isimler verebiliriz. Burada dikkat edilmesi gereken durum her çocuğun kapasitesinin farklı olduğudur. Bu bizi ne yapmamız gerektiği bilincine götürecektir.” (Daha önce verdiğim bilgiler doğrultusunda, kapasitenin daha nitelikli olmasını bilinçli anne ve babalar sağlayabilir.)

Şimdi kaplar ilkesine gelelim. Değişik değişik kaplar düşünelim. Bir çay bardağı ,bir su bardağı, bir sürahi, bir çaydanlık…. Allah’ın insana sunduğu bir beyin. Doğuştan kodlanarak gelen bilgilere sahibiz. Mavi gözle dünyaya gelmek, ya da cüce bir yapı ile dünyaya gelmek, yada sarı ve siyah bir tenle dünyaya gelmek… Bunların hangisini değiştirmeye yada kontrol etme gücüne sahibiz. Farklı (özürlü kullanmaktan kaçınıyorum) doğan çocukların beynine ne kadar müdahale edebiliyoruz. Örneğin literatürde embesil, idiot şeklinde geçen beyin sorunlarına ne kadar çözüm bulunabiliyor?

  “kaplar ilkesi” dediğimiz kapasitesi birbirinden farklı olan kaplara ne kadar su doldurabiliriz? Muhakkak içini dolduran hava kadar su doldurabiliriz değil mi? İşte eğitime bu husus bilinerek başlanmalıdır. 

YAZARLAR

https://www.facebook.com/%C3%9Cnye-Kent-Ofset-106507792092593