MUSA Ö. KIROĞLU


Daha ne duruyorsunuz; illa birileri ölsün mü?


Zaman zaman televizyon ekranlarinda sahit oluyoruz…

Yol kavgasi…

Kavga deyince, sözlü tartisma hadi neyse de… Saldiri… Sopa, silah…

Daha da acisi… Çok daha kötüsü; cinayet…

Irkiliyoruz; “Aman Yarabbi…” diyoruz içten içe.

Kiziyoruz, kiniyoruz yol kavgasi yapanlari.

Ama hiç demiyoruz ki; Bu kavgalar niye oluyor?

Kusur, bu kavgalari yapanlarda mi?

Yoksa baska sebebi var mi?

Aslinda var…

Kusurun asli kavga edenlerden kaynaklanmiyor.

Ben bunu bizzat gördüm, yasadim.

Hatta sik sik görüyorum da… Son gördügümün bizzat içinde yer aldim.

Niksar Caddesi’nden Saglik Ocagi ile 15 Temmuz Meydani arasindan Çinarlik Caddesi istikametine açilan bir cadde var; Kiroglu Caddesi.

Bu cadde sehir merkezinin en genis caddesi… Üç seritli araç trafigine müsait…

Ama ne oluyor?

Gün içinde caddenin sagi ve solu hatali, yanlis, düzensiz otopark edilen araçlarla isgal ediliyor.

Kaliyor orta yerde tek serit.

Cadde gelis-gidis trafige açik.

Niksar Caddesinden caddeye giren araçlar biraz ilerlediklerinde Çinarlik Caddesi istikametinden gelen araçlarla kafa kafaya geliyor.

Bundan sonra ne oluyor?

Araçlar korna çaliyor; yol istiyorlar birbirlerinden.

Yol nerede? Yok… Isgal edilmis.

Korna fasli bitiyor… Sürücüler iniyor araçlarindan…

Birbirlerine yüksek perdeden; “Aç yolu geçecegim” diye haykiriyor.

Ama ne mümkün…

Her iki taraftan araçlar ard arda dizilmis…

Kim, kime nasil yol verecek?

Tabi sinirler geriliyor…

Agizlardan çikani kulaklar duymuyor…

Ve devami geliyor… Tekme, tokat saldiri.

Iste bu duruma rastladim sözünü ettigim caddede geçtigimiz hafta.

Cadde boyu hatali park yapan araçlarin arasindan yürümeye çalisirken bir anda kavganin içinde buldum kendimi.

Iki sürücü kavga ediyor… Agizlarina ne geliyorsa söylüyorlardi birbirlerine.

Sürücülerden birini taniyordum; araya girdim. Tuttum, ayirmaya çalistim.

Ama ne mümkün…

Yardim istiyorum ama insanlar yardim etmiyor; sadece seyrediyor…

Allah’tan diger sürücünün aracindan inenler girdi araya; tuttular çektiler onu kavga yerinden.

Ben de zar zor elimdeki sürücüyü bindirdim aracina.

Sonra ne mi yaptik?

Niksar Caddesi tarafindan giris yapan araçlardan rica ettik; yalvar yakar onlari Cengiz Topel Caddesi’ne yönlendirdik. Yolu açtik, trafik akisini sagladik.

Ben de topallaya topallaya ayrildim olay yerinden.

Topallaya topallaya derken… Ben bel fitigindan rahatsizim.

Az yanlis bir hareket ya da zorlanma fitiklarimi azdiriyor… Basliyorum sizlanmaya… Sizi aninda ayaklarima vuruyor, topalliyorum.

O aksam, ayirmaya çalistigim tanidik sürücü aradi telefondan.

Dedim ki kendi kendime; beladan kurtardigim için tesekkür edecek herhalde.

Ne arasin…

Dedi ki;

“Abi tuttun beni engel oldun. Arabanin torpidosunda silahim vardi, ruhsatli… Alip serecektim o ‘a..…..’ yere.

Ben de dedim ki,

“Aklini basina topla. Birak yalan yanlis kahramanligi. Orada ne sen yanlis yaptin. Ne karsindaki sürücü. Yanlis yapanlar hatali park eden araç sahipleri. Bir de, o araçlari görmeyen zabita ve trafik ekipleri.”

Dedi ki;

“Asil yanlis yapanlar onlar, tamam... Ama, adam bana ana avrat nasil sövdü, duymadin mi?”

“Duydum. Ama seni de duydum. Sen de ona ana avrat sövdün.”

Dövüs, kavga… Ana, avrat sinkaf…

Simdi anladiniz degil mi insanlar yol kavgalarinda neden cinayet isliyor mus?

Iyi de niye bekleniyor? Niye duruluyor?

Sehir içindeki bu yanlislarin…  Bu hatalari üstüne niye gidilmiyor?

Illa birisi ya da birileri ölsün mü?

Ünye Kent Gazetesi olarak olayi arastiralim dedik.

Özellikle dolmusçulara sorduk sorunu.

Bir dokunduk bin ah isittik.

Dedikleri kisaca su; “Ünye sehir merkezinde araç sürmek iskenceden baska bir sey degil.”

Temennim; ilgili ve sorumlular acilen geregini yapar da bu iskence bir an önce biter.

Kalin saglicakla…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YAZARLAR

https://www.facebook.com/%C3%9Cnye-Kent-Ofset-106507792092593