Ilk, masmavi boncuk gözleri geliyor aklima, Dedemi hatirlayinca…
Muzip ve bilge hâli, “anlaticiligin” zirve yaptigi sicak muhabbeti ve çogu kendi basindan geçmis hikâyeleri ile de bambaska bir yeri vardir bende…
Degil yasadigi Samsun'da, kizlarini gelin verdigi ve sik sik ziyarete geldigi Ünye'de bile mahalle çocuklarinin sevgilisi olmustu Dedem…
ÇIKOLATACI DEDE!
Nasil olmasin ki?
Siz bol cepli ceketinin ceplerinde dolu dolu çikolata, sakiz, düdüklü seker olan ve isteyen istemeyen kim olursa, herkese cömertçe dagitan tonton bir Dedeyi sevmez miydiniz?
NALINCI DEDE!
On parmaginda on marifet olan, her daim gayretli Dedem “Nalinci” ve “Çiraci”ydi son yillarinda…
Samsun Istasyon Caddesi'nin ara sokaklarinda kurulan Cumartesi Pazari’nda mini minnacik bir tezgâhi vardi.
Evdeki atölyesinde lastiklerini kendi eliyle çakip giyilebilecek hale getirdigini nalinlari ve Kastamonu ormanlarindan gelen kütük halindeki çiralari önce baltayla sonra keserle dograyip, ev sobalarina ve kazanli banyo sobalarina girecek sekilde hepsini ayni boyda ebatlayip bag teli ile demet yapip, pazarda tahta kasik ve kepçelerle ayni tezgâhta satardi…
HEPSI AYNI BOYDA AYNI EBATTA…
Buna özel bir ihtimam gösterirdi. Niye bu kadar ihtimamli davrandigini, onun “tasavvuf ehli” oldugunu ögrendigimde anlayacaktim;
Seyhi Taptuk Emre'nin Dergâhi’na kirk yil ormandan bir tek egri ve farkli ebatli odun getirmeyen Yunus Emre mesrepliydi çünkü Dedem…
MÜEZZIN DEDE!
Bir de hiç gözümün önünden gitmeyen bir görüntü var çocuklugumdan;
Dedemin her gece sürekli ceket pantolonla uyumasini anlayamazdim ya da bana hep öyle gelirdi!
Her gece mutfaktaki divanda, üstü açik, bir bacagi yere basan vaziyette, tetikte bir nöbetçi gibi kestirirdi.
Yatmadan önce zikir-vird sonra biraz sekerleme sonra da Saatane Meydani'ndaki Hançerli Camisi’ne Sabah Ezani okumaya gidermis Dedem... “Vakti” beklermis o haliyle megerse...
“Vakit Bekçileridir”, “vaktin manevî mûsikîcileridir” çünkü Müezzinler...
Evet, onun müezzin oldugunu çok sonra anlamistim.
Hem çok muhabbetli hem de bu kadar “sirli” nasil olabilirdi insan?
GAYRETLI VE HIKÂYECI DEDE!
Çocuklugundan itibaren çalisan bir adam… Çok uzun süren askerlik yillari… Sonrasinda kahvecilik, ocakçilik, pastacilik, nalincilik, çiracilik dâhil marifetle yapilan birçok is…
O yüzden, Dedem Haci Hüseyin Aksu’da dünyalara sigmayacak kadar çok ve hepsini komik bir sekilde anlattigi çok heyecanli hikâyeler vardi...
Bu hikâyelerin çogu, çok sevdigim dayim Gavsi Cömert’in hafizasinda hâlâ taptaze durur.
Onlari da Gavsi Dayimla beraber size daha sonra anlatiriz Insâallah…




