Bırakalım artık günlük dedikoduları ve siyasi çekişmeleri. Üzerimize vazife olan asıl meselelere yoğunlaşalım. Her şeyi ve herkesi eleştirmekten vazgeçelim.
İyilik ve güzelliktir bizim mayamız.
Kötülükleri saymak değil, iyilikleri yaymaktır görevimiz.
Değişen ve gelişen dünya düzeninde ayakta kalmak ve üzerimize vazife olan görevleri yapmak adına, bundan sonra işlerin daha da zorlaşacağını düşünürsek, adımlarımızı çok daha dikkatli ve sağlam atmamız gereklidir.
Globalleşmenin sonucu olarak insanları ve toplumları acımasızca parçalamaya yemin etmiş vahşi kapitalizme karşı koymak ve milli benliğimizi muhafaza etmek istiyorsak, acil önlemler almak mecburiyetindeyiz.
Her gün dünyada pek çok şey meydana geliyor. Ve dünyada olan olaylar illaki ülkemizi de etkiliyor. Etkileniyoruz ve biz de değişiyoruz.
Değişim, dünya var oldukça devam edecek. Bundan kaçış yoktur.
Fakat değişme ayak uydurma adına milli benliğimizden fedakârlık yapmamız sonumuzu getirebilir. Değişirken ve gelişirken “biz”e ait olanları muhafaza etmek mecburiyetindeyiz.
Değişen ve gelişen dünya düzeninde ayakta kalmanın tek şartı milli ve manevi değerlerimize sahip çıkmaktır.
İşte tam da bizim sorumluluğumuz günlük dedikoduları bırakıp, siyasi çekişmelere aldanmayıp, milli ve manevi değerlerimizi korumak için ölesiye bir mücadele içine girmek olacaktır.


