14 Mayıs’ta seçim var. 13. Cumhurbaşkanımızı ve 28. Dönem milletvekillerini seçeceğiz.
Bu seçimin diğer seçimlerden şöyle farklı bir tanımlaması var;
“Cumhuriyetimizin 2. Yüzyılını başlatan seçim.”
14 Mayıs 2023 seçimi, tarihe böyle bir tanımlama ile kaydolacaktır.
Hatta seçilen Cumhurbaşkanı; 2. Yüzyılın ilk Cumhurbaşkanı…
Seçilen milletvekilleri ise 2. Yüzyılın ilk milletvekilleri olarak arşivlere girecektir.
Seçim ve deprem…
Tabi seçimlere deprem felaketinin üzerimizde yarattığı trajik ruh haliyle giriyoruz.
On binlerce can kaybı…
Yüzbinlerce yıkılan bina…
11 ilde kaybedilen koskoca hayat…
İşlemeyen çarşılar, pazarlar, işyerleri, fabrikalar, sanayi tesisleri, hizmet birimleri…
Çadırkentlere, konteynerlere sığdırılan yaşamlar…
Barınmak için başka şehirlere göçen yüzbinler…
Ve felaketin yarasını sarabilmek için değil bir gün, bir saat dahi kaybetmek istemeyen devlet…
Hassasiyet olmazsa olmaz…
İşte bu son cümle var ya; “Devlet yaraları sarmak için gayret gösteriyor…” cümlesi…
Seçimin ilk gününden itibaren çok tartışılan…
Ve de çok tartışılacak bir cümle…
2 aylık seçim sürecinde de etrafında çok sözler edilecek…
Diyebilirim ki, üzerinde fırtınalar koparılacak bir cümle…
Her ne kadar seçimin bir tarafı Cumhur İttifakı, deprem hassasiyetini gözeterek seçim çalışmaları yapacaklarını söylese de…
Millet İttifakının böyle bir hassasiyeti yok…
Millet İttifakı için asıl hassas olan, orada eksik gördükleri ne varsa en yüksek perdeden dile getirmek.
Aslında bakıldığında her ikisi de doğru.
Deprem hassasiyetini gözeterek seçim çalışması yapmak ta doğru…
Yapılmayanlar varsa bunları ortaya dökmek te doğru.
Bütün mesele; seçim felaketinin ağır tahribatını geride bırakmak…
Bölgede normal hayata geçmeyi sağlamaksa, yapılan da yapılmayan da dile getirilmeli.
Ama bir şey asla, ama asla yapılmamalı…
Deprem üzerinden siyaset...
Deprem gerçeğimiz kesin kes seçim propagandalarına malzeme edilmemeli.
Bu bizim milli bir sorunumuz.
Milli felaketimiz… Milli yasımız… Milli görevimiz… Milli seferberliğimiz…
Biliriz ki milli olan ne varsa siyaset dışıdır.
Kim ki buna uymaz…
Aldırış etmez…
Hassasiyet gözetmez…
Ezer, çiğner geçerse bu milletin nezdinde kendine yer edinemez…
Bu topraklardaki varlığı da çok sürmez.
Bunun çok örnekleri vardır toplum tarihimizde… Ve de siyaset tarihimizde…
İşin başında ne görünüyor?
AK Parti 20 yıldır iktidarda…
20 yıl bir parti için muazzam bir iktidar süresi.
Bunu hak ederek mi kalmıştır?
Muhalefetin başarısız oluşu mu buna fırsat vermiştir?
Tartışılır… Tartışılıyor da zaten.
Bana kalırsa, ikisi de bunda etkili olmuştur.
Ama bu sefer muhalefet işe “asılma” kararı verdi.
Bir oldu… Birlik oldu… Millet İttifakını kurdu.
Asılıyorlar mı peki?
Doğrusu bana öyle gelmiyor.
İktidarı devirmek için asılacaklarına, birbirinden pay kapmak için asılıyorlar görüntüsüne düştüler.
Bu görüntüyü değiştirir, birlik beraberlik sergiler, güven sağlayabilirler mi?
Zor görünüyor…
Çünkü hem zaman dar… Hem de aralarında derin bir “yarılmışlık” var.
Ama bunun adı seçim…
Hep denir ya; hiçbir seçim garanti değildir… İki ihtimal her zaman vardır.
En doğru sonucu seçim sandıkları verecek.
Seçim yazıları başlıyor
Bize de artık bu iki aylık dönemde seçim yazıları yazmak “farz” oldu.
İlimizden hangi partiden kimler aday… Kazanma ihtimalleri ne?
Araştıracak, sorup soruşturacak… Küçük te olsa anketlerimizi paylaşacağız sizlerle.
Kalın sağlıcakla…


