İhsan Akbulut


Dijital Çağda Savaşın Dili


Merhaba Değerli Ünye Kent Okuyucuları,

Geçtiğimiz hafta bu köşede Ramazan ayının toplumsal hayatımızdaki yerinden, geleneklerin ve ortak ritüellerin insanlar arasında nasıl güçlü bağlar kurduğundan söz etmiştik. Ramazan gibi dönemler toplumların ortak hafızasını ve kültürel dilini görünür kılar. Aslında tam da bu nedenle büyük toplumsal olaylara bakarken yalnızca siyasi veya askeri gelişmelere değil, toplumların bu olayları nasıl anlamlandırdığına da dikkat etmek gerekir. Bugün dünya gündeminde İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki gerilim konuşuluyor. İsrail ve bazı bölgesel aktörlerin de dâhil olduğu bu kriz yalnızca askeri bir mesele olarak ele alınmamalıdır. Çünkü savaşlar sadece cephede yaşanan çatışmalar değildir; aynı zamanda toplumların kullandığı dilde, ürettiği hikâyelerde ve kurduğu anlam dünyasında da kendini gösterir.

Halkbilimi tam da bu noktada devreye girer. Çünkü Halkbilimi yalnızca geçmişten günümüze ulaşan gelenekleri ve kültürel anlatıları inceleyen bir alan değildir. Aynı zamanda toplumların büyük olaylar karşısında nasıl anlam dünyaları kurduğunu, bu olayları hangi semboller ve anlatılar aracılığıyla yorumladığını da araştırır.

Geçmişte savaşın dili daha çok sözlü kültür aracılığıyla yayılırdı. Cephelerden dönen askerlerin anlattığı hikâyeler, köylerde yakılan ağıtlar, söylenen türküler ve anlatılan destanlar savaşın toplumdaki hafızasını oluştururdu. Bir askerin anlattığı bir kahramanlık hikâyesi kahvehanede dinlenir, sonra başka bir köye taşınır ve zamanla bütün bir bölgenin ortak anlatısına dönüşebilirdi. Kurtuluş Savaşı’nın destanlaşan hikâyeleri ya da Çanakkale üzerine söylenen türküler bunun en bilinen örnekleri arasındadır.

Bu anlatılar yavaş ama güçlü bir şekilde yayılırdı. Savaşın dili kuşaktan kuşağa aktarılır, zaman içinde toplumun ortak hafızasında yerini alırdı.

Ancak dijital çağda bu durum önemli ölçüde değişmiş görünüyor.

Artık savaş anlatıları yıllar içinde değil, saatler içinde yayılıyor. Bir cephe görüntüsü, bir askerin konuşması ya da bir liderin mesajı sosyal medya aracılığıyla milyonlarca insana ulaşabiliyor. Eskiden destanların ve türkülerin taşıdığı savaş anlatıları bugün videolar, sloganlar ve görseller üzerinden dolaşıma giriyor.

Başka bir deyişle savaşın dili artık dijital bir biçim kazanmış durumda.

Bugün bir savaş başladığında yalnızca ordular değil, milyonlarca insan da bu anlatının bir parçası hâline geliyor. Sosyal medya üzerinden paylaşılan görüntüler, yorumlar ve sloganlar savaşın kültürel dilini yeniden üretiyor. Sosyal medyada dolaşıma giren bir görüntü, bir askerin kısa bir konuşması ya da bir liderin söylediği tek bir cümle kısa sürede milyonlarca kişi tarafından paylaşılıp yorumlanabiliyor. Hatta bazı durumlarda sosyal medyada yayılan görüntülerin daha sonra bilgisayar oyunlarından, eski çatışmalardan ya da yapay zeka üzerinden yapılmış videolar olduğu ortaya çıkabiliyor. Buna rağmen bu görüntüler kısa sürede geniş kitlelere ulaşarak savaşın gidişatına dair güçlü bir algı oluşturabiliyor. Bu durum, dijital çağda savaşın dilinin yalnızca gerçek olaylardan değil, aynı zamanda dolaşıma giren görüntülerden ve yorumlardan da şekillenebildiğini gösteriyor. Ancak burada önemli bir fark da bulunuyor. Eski savaş anlatıları zaman içinde olgunlaşır ve kalıcı bir hafıza oluştururdu. Günümüz savaş anlatıları ise çok daha hızlı ortaya çıkıyor ve aynı hızla değişebiliyor. Bugünün sloganı yarın unutulabiliyor, bugün konuşulan bir görüntü birkaç gün sonra yerini başka bir olaya bırakabiliyor.

Yine de değişmeyen bir gerçek var: Toplumlar büyük olayları her zaman hikâyeler ve anlatılar üzerinden anlamlandırır. Dün bu anlatılar destanlarda ve türkülerde yaşıyordu. Bugün ise ekranlarda, videolarda ve dijital paylaşımlarda karşımıza çıkıyor.

Belki de bu yüzden savaşları anlamak için yalnızca askeri raporlara ve stratejik analizlere bakmak yeterli değildir. Toplumların bu olayları nasıl konuştuğuna, hangi sözlerle anlattığına ve hangi hikâyelerle hafızasında taşıdığına da bakmak gerekir. Çünkü savaşlar cephede başlar ama asıl anlamını insanların dilinde ve hafızasında bulur.

YAZARLAR

https://www.facebook.com/%C3%9Cnye-Kent-Ofset-106507792092593