ARİF TAKICI


Doğal Olanları Yitirdik


Son yüz yil içersinde Dünyada birçok alanda hizli degisimler yasandi.  Bu degisimler davranis aliskanliklarindan anane ve kültürel dokulara, sanayi devriminden sagliktaki gelismelere kadar her alanda kendini gösterdi.

  Bu degisimlerden elbette hayati daha konforlu hale getirenler oldu ve bu durum yasam biçimimizi degistirdi, refah düzeyini artirdi.

 Fakat genç neslin anlamakta güçlük çekebilecegi bazi degerler ve dogal olanlar yitirildi.

  Simdi ki gençler ve bundan sonra dogacak olanlar var ya,  onlar çogu seyin dogal ve orijinal olanlarindan mahrum kalacaklar… Bizim yasadiklarimiz ise bir varmis bir yokmus misali unutulana kadar belleklerde, sonra ise zaman tünelinin raflalarinda tarih olarak kalacak.

   Ancak merak ettigim sudur ki: Bundan elli ya da yüz yil sonra yasayacak olanlar,  Ülkemizin 1950’li yillarda Dünya’da kendi kendini besleyebilen yedi ülkeden biri oldugunu okudugu zaman, o tarihten iki yil önce kurulmus olan Israil’den nasil olupda tohum alacak duruma düsüldügünü anladiklarinda ne düsünecekler acaba?

    Genleriyle oynanmis salata ve domateslerin isteseniz de içinden tohumunu alip saklayamiyorsunuz.

     Israil’den binbir minnetle aldigimiz heronlarin daha iyisini yaptik… Savunma sanayi basta olmak üzere sanayide üretim potansiyeli gözle görülür ilerleme kaydetmektedir… Eyvalllah.

      Ancak Türkiye gibi bir ülkenin sanayide ilerlerken tarimi göz ardi etmesi telafisi zor sonuçlar dogurur.  Neden? Çünkü tarim, hayvancilik ve su stratejik degerlerdir… Ve öyle zaman gelir ki, bu degerler ülkeler arasinda silah olarak kullanilir.

   Diger taraftan,  tarimda kullanilan verimliligi artirici ilaçlar üreticiye iyi anlatilmali ve yerindelik egitimi verilmesi noktasinda ihmale yer verilmemelidir.

  Çünkü insan genlerinde, dolayisiyla sagliginda önemli derecede zararlara yol açan ‘’bilinçsiz tarim ilaci ve gübre kullanami’’  toplumsal sagligi bozmaktadir. Bu durum ise sadece sagliksiz bir toplum olmaya sebebiyet vermekle kalmayip ülke ekonomisine de zarar vermektedir.

   Çifçiye verilen mazot ve dönüm, ürün destegi kesinlikle ülke tarimina bir katma deger saglamamaktadir. Bu konuda yeterli denetim varmidir? Varsa biri bana söylesin, ben duymadim da!

    Çünkü bu paralar yerinde kullanilmamakta,  tarimla ilgisi olmayan baska alanlarda harcanmaktadir.

  Ekmegin tuzunu biraz daha azaltmak lazim… Zaten biz çok tuz tüketen bir milletiz, bu yüzden tansiyonu tavan yapan hastamiz çoktur.

 Gel gelelim ekmegin rengine: Kardesim bugdayin rengi ne? Esmer… Öyleyse bizim yedigimiz ekmek neden beyaz? Bu sagliksiz ve beyazlatmak için katilan katki maddeleri hem lezzetli ekmek yememizi engelliyor, hem de  sagligimizi bozuyor.

 Hani bazi rafkarda esmer, yani hakiki bugday ekmegi diye satilan ekmekler var ya, maalesef onlarda hakiki falan degil, renklendirici ile esmer rengi veriliyor.

   Dogal esmer ekmegi en son bizim kusak yemisti… O mis gibi kokusunu elli yildir bir daha hiç tatmadim.  Ekmek israfina gelince, bu kunuda kesinlikle Avrupa birincisiyiz.

  Zaten israfci bir millet olduk… Olduk diyorum, çünkü böyle degildik. Ekmegi yerde gördügümüz zaman alip, üç defa öpüp basimiza koyup uygun bir yere koyan bir nesildik.

  Bu israfci halimize birde firinci kardeslerimizin çikardigi o koca ekmekler eklenince, israf tavan yapiyor. Firinci kardeslerimiz kiziyorlar ama Avrupa’da ekmek çesitli gramajlarda yapilarak halka sunuluyor… :Böylece herkes yiyebilecegi kadar ekmek aliyor.  Biz neden böyle yapmiyoruz? Tamam, tamam… siz simdi bir sürü neden sayarsiniz.

 

 

YAZARLAR

https://www.facebook.com/%C3%9Cnye-Kent-Ofset-106507792092593