HÜSEYİN OKUŞ


Dualarımız Olmazsa…!


Hayatımızın yarısından fazlası, bazen de her anı duadır. Hayat her türlü sıkıntı ve dertlerle doludur. Bu da kişiyi darlıkta, zorlukta duaya sevk eder. Bir anlamda insan dua ile zayıflığının, muhtaçlığının itirafını yapar Yüce Allah’a.

Her Peygamber bir dua ile çıkmıştır ümmetinin karşısına. Ümmette ona sarılarak hayatı kolaylaştırmanın Allah’a daha iyi kul olabilmenin, yâda Rabbimizden neyi nasıl isteyeceğimizin yolunu yöntemini öğrenmiştir.

Her hafta bir yazı kaleme alırken, hep  haftalar öncesinden o yazının bağlamı zihnimde dönüp dolaşır. Oturupta bu hafta ne yazsam acaba dememişimdir. Şu an bile birkaç hafta sonra yazmayı planladığım yazı tasarımları zihnimde dönüyor.

Birkaç hafta önce bir heyet ziyaretime geldiler. Her biri birbirinden kıymetli, değerli hemşerilerim; hocam bize dua edermisin, birde nasıl dua etmek lazım bu konu üzerine bir köşe yazısı yazarmısın dediler. Ben de memnuniyetle dedim. Dualar müşterektir siz bize biz sizlere diye böyle konuştuk.

Onlara şunu anekdotumu anlattım. Benim babam: Derdi ki; Birçok güzel dua yapmış zatı kiramlar gelip geçti bu dünyadan “Oğlum ben size her zaman Aziz Mahmut Hüdai (hz) duasını yapıyorum”. Dünyada her türlü fakir olmamak için. İmanı elde etmeden ölmemek için.  “Ya Rabbi! Kıyamete kadar bizim yolumuza katılan, bizi sevenler ve ömründe bir kere türbemize gelip ruhumuza Fatiha okuyanlar bizimdir. Denizde boğulmasınlar. Ömürlerinin sonlarına kadar fakirlik yüzü görmesinler. İmanlarını elde etmeden ölmesinler. Öleceklerini bilip haber versinler”.

Mutlaka bu duanın da bir bağlamı olmuştur, vardır.

Elhamdülillah bizde görev yaptığımız her yerde yaptığımız hizmetlere bol bol yardımlar (maddi ve manevi) aldık. Hiç darlık görmedik. Rabbim bütün Ümmeti Muhammed-i bu duanın sırrına mazhar eylesin.

Rabbimiz Yüce Kitabında; “Resulüm! deki Kulluk ve yalvarmanız/duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin? (Furkan,77) buyurmuştu.

Hz.Adem (as) dan Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) bütün Peygamberler duanın nasıl olacağını, nerede ,nasıl istekte bulunacağımızı Yüce Rabbimizle nasıl hasbihal edeceğimizi bize şöyle öğretmişlerdir.

“(Hz Adem ile Eşi) dediler ki: Ey  Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz” (Araf,23)

Yine Hz İbrahim (as) şöyle duada bulunmuştu. “Ey Rabbimiz! Beni ve soyumdan gelecekleri  namazı devamlı kılanlardan eyle; ey Rabbimiz duamı kabul et”  (İbrahim S 40)

Efendimiz de bize şöyle dua edin diyor ve dua ediyordu. “Ya Rabbi! Bana dünyada da ahirette de iyilik ve güzellik ihsan eyle. Cehennem azabından koru.(Bakara S.201)

 

 

Yunus (as) Rabbimize şöyle sesleniyor ve niyazda bulunuyordu. “ Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum” (Enbiya S,87)

Yine ağır hastalıklar karşısında nasıl bir tevekkül ve niyazda bulunulacağını Eyyüp (as) dan öğreniyoruz. “… Başıma bu dert geldi. Sen merhametlilerin en merhametlisisin.” Diye niyaz etmişti.

Hz Yusuf (as) şöyle niyaz etmişti. “ Ey gökleri ve yeri yaratan! Sen dünyada da ahirette de benim sahibimsin. Beni Müslüman olarak öldür ve beni Salihler arasına kat”

Hz Şuayp (as):  “Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında adaletle hükmet! Sen hükmedenlerin en hayırlısısın” diye niyaz da bulunmuştu.

Hz Musa (as) ise bize zorlukları sıkıntıları nasıl aşacağımızı şu dua ile öğretiyordu. “Ya Rab! Yüreğime genişlik ver. İşimi bana kolaylaştır. Dilimin şu bağını çöz. Ki sözümü anlasınlar”

Nuh (as);Rabbim! Beni, ana babamı, iman etmiş olarak evime girenleri, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla…” Nuh,28)

Dualarınızda buluşmak dileğiyle Allah’a emanet olunuz.

 

 

YAZARLAR

https://www.facebook.com/%C3%9Cnye-Kent-Ofset-106507792092593