YAHYA CUMHUR TAPÇI


DÜNYA MI YOKSA İNSAN MI YALAN


Yalan dünya…

Bu sözü sikça kullaniyoruz ama ne kadar idrakinde oldugumuz tartisilir. Tartisilir çünkü dünya yalansa nedir bu dünya ve dünyalik kavgasi…

Gelip geçici bir dünya hayati içindeyiz. Dünya gerçek, yalan olan insan aslinda… Kimi çocuk, kimi genç, kimi olgunluk yaslarinda bir kismi da ihtiyarlik yaslarinda terk ediyorlar dünyayi ve yalan oluveriyorlar. Isin dogrusu dünya insanlar için yalan. Dünya için ise insan yalan… Insan, dünyada bir misafir… Yani uzun lafin kisasi bu dünyada bir misafir olarak ömrümüzü yasiyoruz. Misafirligimiz esnasinda yaptiklarimiz ve yapmadiklarimizla bir hatira birakip gidiyoruz.

Gideriz gitmesine de sonra ne olur? Geride biraktigimiz esimiz, dostumuz, arkadaslarimiz ve komsularimiz bizim gidisimizin ardindan kisa bir süre ah vah ederler, çok yakinlarimiz biraz daha fazla üzülür, gerisinin pek de umurunda degildir. Herkes günlük hayatina devan eder, hiç ölmeyeceklermis gibi bir heyula içinde savrulurlar. Sanki en yakinindakiler ölmemis, sira kendilerine gelmeyecekmis gibi… Hatiralar içinde belki rahmetle yâd edilir ölmüslerimiz ya da öylesine sözü edilip geçilir…

Yalan dünya derken aslinda kendimizin yalan oldugumuzun farkinda olmayisimizin, kendimize odaklandigimizin, kendimizden baska kimseyi düsünmedigimizin de açik bir örnegidir. Yani yalan olan biz degil dünya imis gibi davranip gidiyoruz!

Bunca lafi neden ettim?

Son zamanlara bizim kusaktan pek çok tanidik, arkadas ve dostumun vefatini ögrendim. Bu olaganüstü zaman (pandemi) içinde ne kadar çaresiz oldugumuzu, aramizdan ayrilan es, dost ve arkadaslarimizin cenazelerine bile katilamamamizin bizim acziyetimizin en bariz örnegidir. Bu çaresizlik içinde kendi ölümümü, es, dost ve arkadaslarimin uzaktan üzüntülerini düsündüm. Ancak bundan öte yapacak hiçbir seylerinin olmadigini fark ettim. Cenazemizin defin isleri için en yakinlarimiza ne kadar sikinti verecegimi, onlarin üzüntüleri içinde bir de defin sikintisiyla ugrasmalarindan dolayi üzüldüm. Yani öldügüme degil ama çocuklarimin sikintiya düsmelerine üzüldüm. Dolayisiyla uzaktan uzaga, vefatini duydugum arkadaslarima mi yoksa onun ailelerine mi üzülmeliydim? Isin içinden çikamadim. Ama ne oldu biliyor musunuz sonunda? Aradan biraz zaman geçince, dünyanin heyulasi içinde unuttum. Ölen kimmis, yakinlari ne yapmis, hepsini unutuvermistim. Kendi mesguliyetime devam etmistim… Kendimden utandim… Üzüldüm…

Ates düstügü yeri yakiyor, diye bosuna söylenmiyor…

Gelelim dünya dönüp dururken bu dünyada yalan olan insanlarin birbirlerine karsi tavir ve davranislarina. Hepimiz bu dünyaya kazik dikecekmisiz gibi kendi istek ve arzularimizin pesine takilmis, diger insanlarin ne hali varsa görsün, havasinda olmamiz ne kadar dogru? Birbirimizi kirmak, üzmek için elimizden ne gelirse yapiyoruz. Özellikle son günlerde siyaseten birbirimizi ne kadar üzdügümüzün, kirdigimizin farkinda miyiz? Üç günlük su yalan dünya hayatina degiyor mu? Kirip döktüklerimiz ölünce, ettigimiz ah vahlarin, üzüntülerin samimiyeti tartisilmaz mi?

Birakin kim nasil düsünürse düsünsün, hangi siyasi partiye mensup olursa olsun, biz kendimizden sorumluyuz. Biz kendimiz ne kadar dogru ve dürüst bir insaniz? Herkes kendine göre dürüst ve samimi ise biz baskalarini nasil hirsiz, yolsuz, hain, gibi yaftalarla suçlayabiliyoruz. Baskalarinin önümüze koyduklarina bakarak baskalari hakkinda dedikodu, iftira, giybet insanligimizin neresinde var?

Dostlar, hepimiz terki dünya sirasindayiz. Birbirimizi kirmadan, üzmeden, hakkina girmeden, iftira ve dedikoduya düsmeden gidersek ardimizdan belki bize rahmet okurlar, bu kadar. Yoksa rahmet okuyacak birilerini de bulamayiz ardimizdan.

Ölüm var ölüm… Ölüm bize… Kiyamete kadar dünya yalan degil…  26.05.2021

 

 

YAZARLAR

https://www.facebook.com/%C3%9Cnye-Kent-Ofset-106507792092593