MUSTAFA ÇAKMAKÇI


EKONOMİ BİLİMİNDE SİYASET BİLİMSİZLİĞİ....


Bir mühendis olarak ekonomi bilimi ile ilgili söz söylerken bazen insanlarin “sen ekonomist misin kardesim? diye serzenisini duyabiliyorum. Onlara hemen cevap vermis olayim. Evet, hayatin ekonomi alaninda Yüksek lisans yaptirdigi bir mühendisim... Ayrica ekonomiye makalelerle tavandan degil, pazarda alisverislerle tabandan bakan bir mühendisim...

Gelelim konumuza:

“Insanin karari degil, enfilasyonun düsüsü düsürür faizi...”

Tam da enfilasyonun en önemli kaynagi olan fahis fiyatla mücadele arefesinde faiz indirmek akil alir gibi degil. Bu MB nin ya ekonomi bilmedigini ya da art niyetli bir ajandasinin oldugunu gösterir...

Öncelikle enfilasyonda asagi yönlü bir hareket gördükten sonra faiz düsürülmeli idi.

Bence buradaki art niyetli ajanda, döviz ile orantili fiyati artan sanayi ürünleri ile cumhurbaskanimizin takip edecegi için fiyati düsecegi öngörülen tüketici fiyatlari arasindaki makasi açmak.

Insallah sanayi ürünlerinin fiyatlari da ele alinir...

Sanayici fiyatlari döviz ile sabitlemis durumda. Döviz yükselince, iç piyasa TL karsiligi da degiserek satis fiyati da yükseliyor. Bu da TL nin sanayi ürünleri tarafindan çekilmesine sebep oluyor. Bu durumda iç piyasada sirketler üzerinde TL bollugu oluyor, ama ürünü satin almak zorunda olan vatandaslar üzerinde TL darligi oluyor. Buradan anlasilan odur ki TL degerini düsüren tek unsur vatandaslardaki para degil sadece sirketler üzerindeki TL. bollugu...

Vatandasin üzerindeki TL ye baktiginda ise TL kitligi almis basini gitmis ve vatandas için yüksek faiz ve ya tefeci tarifesine razi olacak kadar çok degerli hale gelmis.

Iste enfilasyonu düsürmeden faiz indirmek dövizi yükseltmek olduguna göre, dövizi yükseltmek de, zaten paraya ulasmakta zorlanan vatandasin yüksek fiyatlarla satin aldirilan ürünler üzerinden elindeki parasini çekmek anlamina geliyor.

 

“2001 krizinde vatandasta para vardi, sirketler batmisti. Bu günkü krizde sirketlerde para var, vatandaslar batti...”

 

O zaman sirketlerde para olmayinca vergi toplayamadigindan devlet de batmisti. Simdi ise sirketlerde para oldugundan devlette de para var...

 

Milli gelir hesabi ise vatandasin elinde olan para ile degil, sirketlerde ve devlette olan para üzerinden yapiliyor.

Vatandasin milli geliri ile devletin kasada tuttugu milli gelir arasinda makas çok açildi. Artik bu ikisini ayri tutmak gerekir. Çünkü devletin kasasinda tuttugu paradan vatandasa hayir yok.

Vatandasa yansiyan milli gelir ortalama 5.000 dolar, devletin kasasindaki paraya göre ise 10.000 dolar diyebiliriz. Ama o kasa vatandas için degil yine sirketlere çok düsük faizli krediyi fonlanmak için açiliyor. Dolayisi ile 10.000 dolarin esamesi okunmuyor vatandas nezdinde...

O zaman milli gelir iki sekilde okunmali:

Birincisi devlet milli geliri, ikincisi vatandas milli geliri...

Bu günkü ekonomik kosullarda bakildiginda vatandas zor durumda. Para, sirketlerden ve devletten vatandasa inmemis durumda. Kamuda çalisanlara inen para da, fahis fiyatlarla satin aldirilan ürünlerle geri çekilmis durumda. Yani vatandas paraya ulasamiyor.

Ama sirketlerde para bol. Devlette de para bol.

Sirketler bu gün vatandasin kredi faizlerinin üçte biri ile paraya ulasabiliyor. Düsünsenize fahis fiyatla para kazanan sirketlerin faizini bile vatandas ödüyor.

Simdi seçim yaklasiyor. Vatandasi rahatlatan ekonomi atilimlarini umutla bekliyorum. Süphesiz oy verecek olanlar sirketler degil.

 

Sonuç: Ekonomi biliminde, siyaset bilimsizligi pervasizca hamleler yaparken, vatandas da parasizligi seçimlere tasiyor...

 

Saygi ile ...

YAZARLAR

https://www.facebook.com/%C3%9Cnye-Kent-Ofset-106507792092593