Cumhurbaskanimiz, geçmis günlerde yaptigi bir konusmasinda, Cumhuriyetimiz’in 100. Yildönümü olan 2023’te Türkiye’nin Ay’a gidecegini müjdelemis bulunmakta.
Eskiden tersi idi. Eller Ay’a, biz yaya denirdi. Amerika’si, Rusya’si Ay’a giderdi, biz bakardik. Evvel Allah, bundan sonra, biz Ay’a, onlar yaya mi kalirlar, bilemem, amma, bizim bir gün Ay’a gitme ihtimalimiz olabilir. Ilk adimi atmak, yolun yarisidir, derler. Biz ilk adimi attik, Türk Uzay Ajansi’ni kurduk, Adini koyduk ya, yolun yarisi tamam, bundan sonra, Insallah, Aziz Milletimiz, o günleri de görecek.
“Hocam, yine bizimle kafa buluyorsunuz.” “Yoo, gayet ciddiyim.”“ Nasil, Hocam.”“ Eee, Türk Uzay Ajansi kuruldu ya, gerisi gelir.” “Hocam, elde yok, avuçta yok. Nasil olacak bu is? Daha ortada, degil, Ay’a gidecek roketimiz, kendi yapim savunma füzemiz bile yok.Ayrica, bir yigin teknik ve maddi imkanlar ile yetismis uzay adami da lazim.”
“ Türk Milleti zekidir, Türk Milleti çaliskandir. Evvel Allah, devletimiz, milletimiz, bu is için gerekli maddi manevi imkani da yaratacak güçtedir. Devletimiz, milletimiz gece gündüz çalisacak ve Türkroket’ i de, uzay aracini da, gemisini de yapacak, Türk Gök Adami, Türk Gökmen, pardon bayan, yani gök kadini da, Türk Gök Kizi da olabilir, Türk Gök Insani diyelim, Türk astronot, Türkonot ya da Evrenot, artik adi ne olursa, o uzay aracini kullanacak adamini da yetistirecek.
“..!!!???... Ne diyelim, sasirdik kaldik, hocam, siz de böyle diyorsaniz, elbette dogrudur.”
“Ve bir sabah safak sökerken, arkasinda parlak turuncu renkte dumanlar birakarak kalkis yapan, bir Türkroket, üzerindeki Ayyildizli Albayrak ve içindeki Türkonotlar’la beraber, önce Ay’a ve sonrada Mars’a, diger gezegenlere, yildizlara dogru yola çikacak. Evet, gerçegi söylemek gerekirse, bu, çok büyük bir hayal, ama, böyle bir hayalin gerçeklesmesini de kim istemez? Ben isterim. Siz istemezmisiniz, çocuklar? Istediginizi, isteyeceginizi biliyorum…”
Dogrusunu isterseniz, benimde bütün ömrüm, böyle bir hayal ile geçti. Ben bu hayal ile ilgili ilk bilgilerimi, gökyüzü, uzay, evren hakkindaki ilk bilgilerimi, o zamanlar Ege Üniversitesi Astronomi Kürsüsü’nde ögretim üyesi ve ayni zamanda, çok eski zamanlarda, lise son siniflarda okutulan ve hatta benimde okudugum, Astronomi Dersi’ nin, ülkemizdeki tek ders kitabinin da yazari olan, ortanca dayim Profesör Dr. Sezai Hazer’ in, orta okul yaslarimda , biz yegenlerini karsisina alip ta, o zamanlar yeni yeni gündeme girmeye baslamis olan, Ruslar’in uzaya-dünya yörüngesine uydu yerlestirmeleri, deney hayvani ve insan göndermeleri, Amerikalilar’in Ay’a gitme hazirliklari vs. hakkinda anlattiklari ile almis, daha sonra Astronomi dersi ile pekistirmis, hayallerimi , o zamanlar haylice bol olan, elbetteki hayal mahsülü, ancak, ilgi ve dikkat çekici, ayni zamanda , insanligin açlik, yoksulluk, savaslar, yikimlar ve acilarla geçmis tarihinin ötesinde, insanliga yeni düsünceler ve yeni ufuklar açan uzay-uzay gezileri- uzaylilar ile ilgili roman-çizgi roman- filimler ve tv dizileri ile gelistirmis, uzay çalismalari ilerledikçe ve insanlik uzay-evren arastirmalariyla yeni atilimlar yapip, yeni ufuklar açip, yeni dünyalar kesfettikçe, olgunlastirmistim.
O devirler, uzay yarisinin-rekabetinin, yukarda-uzayda kurulan uydu sistemleriyle asagiyi gözetleme devriydi. Aya gidilmis, Mars’a ve diger gezegenlere uydular yollanmaya baslanmisti. Dünya yörüngesinde yüzlerce askeri uydu dolasiyordu. Büyük devletler askeri egemenlik yarisini uzaya tasimislar, bize de seyretmek kalmisti. Gençlik heyecani ile karisik bir heves ve hayranlikla, gazetelerde, dergilerde insanligin uzay ufkunun henüz Günes Yildiz Sistemi çevresinde oldugu, Gökler Hakimi Gordon’un, Atestop Uzay Gemisi’nin maceralarini takip ederdik.Tv’la beraber, Kaptan Kirk ve Atilgan Uzay Gemisi’nin Galaksi maceralari basladi, Uzay Yolu 1999 ile devam etti, Simdiyse, Yildiz Savaslari ile Galaksiler Arasi Uzay’da-Evrenin haylice genis bir kesiminde, çesitli ve farkli , hayali canlilarla beraber yasiyoruz. Gençlik yillarimda, bende Gökmen adli bir uzay hikayesi-maceralari yazmaya baslamistim. Daha sonraki yillarda, eczaciligin-tibbin koca koca dersleri arasinda kaynadi, gitti.
Bir gün, milletimizi temsilen, göklere çikacak, uzay denilen sonsuz ufuklara açilacak, ayyildizli bir aracin, bir gün göklere dogru yola çikisini görmek. ‘Hani bir hayalim var’, derler ya, benim de hayatim boyunca , ‘en büyük hayalim’ budur. Büyük Milletim’in en büyük bir sembolik ülküsü. Kizil bir elma gibi, kizil bir ates gibi, kizil bir günes gibi, hep ulasilmaya çalisilan yeni , güzel ve mutlu bir ülke gibi. Gurur duyulacak büyük bir basari. Bir gün gerçeklesebilecegini –gerçeklestigini görmekte, en büyük mutlulugum-mutlulugumuz olacaktir.
Olur mu, olmaz mi o ayri konu. Ama,bir gerçek var. Türkiye, bir uzay macerasina hazirlaniyor. Nasil mi derseniz? Medyada haberler yayinlaniyor. ‘Türkiye’nin Ay’a seyahatinde dün tarihi bir test daha yasandi. Aya gidecek roketin motoru ateslendi. Türkiye Ay Misyonu’nun ilk adimi olan, uzay yolculugunda kullanilacak roket motoru, atesleme testini basariyla geçti.’
Hikaye uzun, biz kisasini anlatalim.Türkiye, uzun yillardan beri, Bati Karadeniz’de Sile’de kurdugu, haylice gelismis bir AR-Ge Merkezi ve Füze Test Alani ile Karadeniz’e dogru füze yollama denemeleri yapiyor. Çalismalar hayli ilerlemis durumda. Yabanci medya, bölgenin muazzam bir Askeri Üs kapasitesinde oldugunu ima etmekte. Türkiye’nin 1000 km ve hatta 2500 km menzilli füze planlari yapmakta oldugunu açik açik söylemekteler. Demek ki bir seyler var ki, Cumhurbaskanimiz bile, 2023’te Türkiye’nin Ay’a gidecgini müjdeleyebiliyor.
Genel kanaat, sembolikte olsa, bir gün mutlaka, Ay’da bulunacagiz. Bir varligimiz hissedilecek. Nasil olabilir? Ay’a Sert Inis deyimi kullaniliyor. Muhtemelen, 2023 yilinda Türk Bayrakli insansiz, sembolik, minyatür model bir Türk Uydusu’nu tasiyan bir roketle uzay sinirina kadar çikilacak, daha sonra ikinci bir roketle yerçekiminden kurtulup, belli bir zaman süresi içerisinde Ay’a kadar ulasilip, uydu Ay yörüngesine sokulacak, belki film-fotograf –görüntüde alabilir, yollayabilir veya bazi testler-tespitlerde yapabilir. Kendi çapinda bir gösteri olacak ve uydu-modül, daha sonra kendiliginden yada uzaktan kumanda otomatik pilotla, ay yüzeyine mutlaka sert bir sekilde inis-vurma-çarpma seklinde düsürülecek.
‘Bunca masraf ve yorulmaya deger mi ?’, derseniz, malüm, bu isin ufku çok genis. Uzaya uydu yollamis, bilmem kaç tane ülkeden biri olmanin havas’i, yani üstünlügü- özelligi –ayricaligi- bir yana, isin birde askeri - ticari yanlari var ki, bu tür bir gösteri-reklamdan sonra getirecegi imkan ve yararlar saymakla bitmez. Her ne kadar, disardan- içerden bir yerlerden, sermaye - teknoloji alma ve yabanci teknik danisman - personel çalistirma ile yapiliyor- yapilacak ta olsa, uzay gücü olmaktan dünyaya tepeden bakmaya, uzaya askeri güç yerlestirmekten yük- yolcu tasimaya kadar uzun ve genis bir çalisma alani.
Hepsi bir yana, dogrusunu isterseniz, Türkiye, 2000-2500 km kadar menzilli, Ege- Kibris- Libya-Somali –Katar-Karabag’a, belki Afganistan vb. ülkelere kadar da uzanabilen-uzanabilecek füze-roket denemeleri yapiyor. Olaylarin arkasindaki gerçekte, bu. Saygilarimla. Turgay Güven




