Sizde biliyorsunuz ya, Findik dedigin sey tarihiyle, önemiyle, fiyatiyla, tadi, lezzeti, çesnisi, kültürü, sani, söhreti ile Karadeniz gibi bir derya deniz, nami buralari asmis, Avrupa’yi Atlantigi, Amerika’yi Pasifigi dolasmis, Çin’ü Maçin’e, Avusturalya’lara Mikronezyalar’a ulasmis, Allah’in, yeryüzünde, özellikle Yüce Türk Milleti’nin Karadeniz ahalisine bahsettigi bir lütuf ve biz bu nimeti yeterince degerlendiremiyoruz.”
Bir gazete haberi ile baslayalim. Findik ihracatini yabancilara kaptirdik. Dünya findiginin % 70’ ini üreten Türkiye’ de findik ihracati yabanci bir kartelin eline geçmisti, ihracatta sikinti yasanmaya baslamisti. Artik güzel yurdumuzda yurt disina yapilan findik ihracatinin % 60’ ini bu kartel yapiyordu.
Kartel, Türkiye’de , soguk hava deposunu kurmus, üreticiden aldigi findigi, kontrollü bir sekilde, dis piyasanin durumuna göre, bazen maksimum, bazen minimum miktarlarda ihraç ediyor veya etmiyor. Gerisini elinde bekletiyor. Mal onun. Artik istedigini yapar. Fiyat düsürmesi gerektigi zaman maddi gücüyle, medyada, ekspertiz raporlarinda polemikler açtirip, kafa karisikligi yaratiyor, ihracatin azalmaya basladigi görüntüsü verip, fiyat bekleyen köylüyü malini satmamaya niyetlendiriyor, piyasa panikledikçe fiyat daha düsüyor.
Köylü zannediyor ki, kartel-tekel sonunda pes edip, alima baslayacak ve fiyat yükselecek. Kartel niye alim yapsin ki, depolari zaten dolu, seni bekletiyor, sen de dolara göre revize bekliyorsun. 25,5-26 olmasi lazim filan, diyorsun, ama fiyat, 21,5 -22, bilemedin 22,5 civarinda, 23-24 lira bile yok. Muhalefet dolar hesabi olarak fiyat söylüyor, hükümet bakalim ne diyor, bekle gör.. Her gün ayni tatsiz tuzsuz polemikler. Her gün ayni hayal kirikliklari. Zaten ne bekliyordun ki?
Daha yil basindan findik rekolte hesabi baslar, püskül-karanfil denilen tozlamayi yapan erkek organ ve tozlanacak disi organ sayimina göre yapilir. Benim orta okul Tarim dersinden bildigim bir sey vardir ki, findik iki yilda bir tozlasma yapar ve bu da demektir ki, her findik kökü-ocagi bir yil findik verir, bir yil vermez. Bence bu sayim, haritalama seklinde, yer tesbitine göre ocak ocak ve daha hassas yapilmali.
Bu yil da rekoltenin yüksek olacagi görüntüsü ve haberleri yayiliyordu. Bu da demektir ki findik bol olacak, amma, fiyat yüksek olmayacakti. Bunu, artik daha da panikleyen ve findik borsasinin dünya merkezinin nerede oldugundan bile haberi olmadan, findik üzerine boyundan büyük borsa oyunlarina kalkan köylü vatandas taa bastan biliyordu. Ve hatta babasi da, dedesi de, taa kaçinci dedesi de biliyordu, amma, yine hep, hepsi, ayni oyuna katiliyordu. Çogunu kaybediyordu. Çalisiyordu, emek veriyordu, alin teri döküyordu, ama, yine de gelirini arttiramiyor, maliyla zarar ediyordu. Böylece düse kalka, geçinip gidiyordu ve yillardir elle tutulur bir varlik sahibi olamiyordu.
Zaten, vatandas-üretici, o kadar akilli olsa, bizimde bu isi uluslar arasi ticari alanda yürütebilecek kadar ticari beceri ve deha yetenegimiz olsa Dünya Findik Borsasi’nin Merkezi Giresun’da veya Ordu’da olurdu. Biz de mülti milyoner olurduk. Vatandas, her zamanki gibi, bu günde, ayni tuzaga düsmüstü. Artik ya, kaçtan giderse satacak, yada ambarda biraz daha bekletip, biraz daha ucuza yagliga verecekti. Kendi kendine kiziyordu, ama kime kizacagini bile bilemiyordu. Hala devletten bir kolaylik, bir medet, çare bekliyordu ki, devlet ne yapsin?
Devlet sana vakti zamaninda kapisini açmis, “Findigini getir, al parani götür, bu kadar bol parayi ne yapcan, koy bankaya, isletelim, kardan sen de sebeblen, bende.” Demis. Sen aç gözlülük yapmissin, kendi boyunla findik borsaciligi oynamaya kalkmissin, ticarette karla zarar ikiz kardestir derler, ya biri yada öbürü, sansina. ? Hadi devlete vermedin, bir yigin özel sektör findik fabrikalari var, bari onlara ver. Her ikisinde de, sende kazan, ülkende, milletinde, Ulusal Ekonomi’nde kazansin. Senin, bu tavrin ile hayatta yapabildigin iki seyden biri, yukarida anlattigimiz ‘hükümetten fiyat destegi’ ise, digeri de, Mart sonu Nisan basi ‘Findiga don vurdu vurmadi, püskül oldu olmadi’ muhabbeti yapmak. Devlet ona da bir çare bulmus, ‘Tarim Sigortasi Sistemi’ ni de kurmus. Don oldu, sel oldu, para hazir. Daha ne istiyorsun?
Aslinda olaylarin gerisinde ve uluslararasi piyasada, findigin asil degerlendirildigi çikolata sanayinde, bize rakip bir Amerikan bademi olayi-rekabeti var ki, bu bizi çok asmakta. Bademde çikolata sanayinde kullanilabiliyor ve Amerikan Hükümeti, dayanilmaz ekonomik gücü ve depolama imkanlari ile çogu kez, piyasada, bademini oldukça iyi bir sekilde degerlendirip, bizi saf disi edebiliyor ve biz, çaresiz findigimizi, degerinden ucuza vermek zorunda kaliyoruz.
Bunlar eskiden beri olan, olagan seylerdi ve böyle sürüp gidiyordu. Birden bire, çok kisa sürede her sey degisti. Findigin türküsü bile degisti. “Findik dalda kalmasin, basakçilar, pardon, yabancilar almasin…”Aldi bile. Artik findigin çifte kavrulmusunu, pardon yanlis söyleyebildim, hangi çifte kavrulmusunu, 9 kat kavrulmusunu baskasi yiyor. Italyan Ferraro firmasi. “Biz yiyemeyiz, al sen ye.” dedik.
Son yillarda, hükümet, findiktaki sorumlulugunu üzerinden atmaya, çogu isi özel sektöre birakmaya, bu sekilde findik sektöründe güçlenen özel sektör gida firmalari ile findikta tekellesme belirtileri görülmeye baslamis, 1984 tarihinde kurulan Oltan Gida adli bir sirket piyasaya hakim olmustu. Çok kisa süre sonra ise, Oltan Gida, memleketinde daha dogru dürüst findik yetismeyen, Italyan Ferraro Gida Firmasi tarafindan satin alinmis ve dünyada bir numara olan Türk Findik Piyasasi’nin büyük kismi Ferraro’nun eline geçmisti.
Yillarin ihmali sonucu Fiskobirlik zaten kapanmak üzeredir ve emperyalist tekellesmenin acimasiz gücü karsisinda, 10-15 yil önce bölgede faaliyet gösteren yaklasik 50 kadar irili ufakli findik isleme fabrikasindan, günümüzde büyüklerden birkaç tane kadari kalmis, küçüklerin çogu kaybolmustur. Türk Findik Sektörü egemenligini elinden kaçirmistir. Findikta yabanci sermaye ve emperyalist tekel, piyasaya tamamen hakimdir.
Ferraro firmasi, gayet akillica çalismaktadir. Artik, örnek Bilimsel Bahçe Modelleri’yle üretime de girmistir. Belki yakinda, büyük arazileri eline geçirip, Terme, Çarsamba gibi orta Karadeniz’deki, Düzce, Sakarya gibi, özellikle kuzey bati Anadolu’daki düzlük arazileri uygun, ucuz fiyatlarla elde edip, bilimsel çalisan makinali endüstriyel tarim yapilabilecek büyük Findik Üretim Alanlari’na çevirebilecek firsata erisebilecektir.
Hükümet, findigin uluslararasi boyutunu yabanci firmaya teslim etmis, dis satistan gelen ticari gelirlerden aldigi vergi ve benzeri diger getirilerle kendi gelir isini saglama baglamis, bazi cazip desteklerle üreticiye sus payini da vermis, sorunu kendince bu sekilde bir yola koymustur.
Bir findik üreticisi olarak, bugün, hükümetin verdigi dönüm parasi, mazot parasi, üç bes kurus findik parasi ile mutlu mesut yasiyor olabilirsin. Ancak, böyle giderse ve sen, findigi bazi daha degerli ürünler haline getirip katma degerini yükseltmeden, sadece iç findik olarak ihraç etmeye devam edersen, findiktan gelir azalip, sonunda ekimi dikimi, birakirsan, elindeki arazileri ufaktan ufaktan satip ranta kaptirirsan, findik üzerindeki egemenligin ve hatta findik üretimi yaptigin ata yadigari topraklarin, bir gün tümüyle yabancilarin eline geçtiginde, sen olmasan bile, senin nesillerin, yabanci sermayenin büyük kismi endüstrilesmis findik plantasyonlarinda ve makinelesmis findik fabrikalarinda, ancak, ucuz ücretli isçi olarak çalisabilecektir. Söylemedin deme.Bunun çaresi yeni bilimsel yöntemlerle birlik beraberlik içinde çalismak, findik sanayisini katma degeri yüksek yan ürünlerle degerlendirmek.
“Sen doktorsun, eczacisin niye bunlari dert ediyorsun ki ?”, diyeceksin. Haklisin, benim findik bahçem bile yok.. Niye dert ediniyorum ki?
Saygilarimla. Turgay Güven.




