Asit yagmurlari, fosil yakit atiklarinin dogal su döngüsüne karismasiyla olusur. Özellikle
sanayilesmenin yogun oldugu ve fosil yakitlarin enerji tüketimi olarak kullanildigi bölgelerde
kömür ve petrol gibi fosil yakitlarin yakilmasi sonucu atmosferde kükürt ve azot içeren gazlar
birikir.Bu gazlar havadaki su buhariyla birlesince bir kimyasal tepkime meydana gelir. Bu
tepkime sonucunda sülfürik asit ve nitrik asit damlalari olusur. Günes isigi bu tepkimelerin hizini
artirir. Yeryüzündeki sular Günes’in etkisiyle isininca, bunlarin bir kismi buharlasarak yükselir ve
atmosfere karisir. Böylece yükselen nemli havadaki su buhari yogunlasarak yeniden sivi
durumuna geçer. Bunlar da bulutlari olusturur. Sonuçta olusan, çok miktarda kükürt ve azot
içeren bu tip yagmurlara “asit yagmurlari” denir.
Ülkemiz de , 2002 yilinda çevresel etki degerlendirme yönetmeligi degistirildi.25 hektar ve altinda isletmeler için
çed raporu istenmemesi hükme baglandi . Bu ölçüyü geçenlerde de rakamlarda yapilan oynamalar ile
kolayca ruhsat alinabiliyor. Ülkemiz de ,2004 yilinda maden yasasida degistirildi, enerji ve maden
yatirimlari için saglanan öncelikler ile orman alanlarinin sirketlere tahsisileri kolaylastirildi. Bu
degisiklerden sonra maden ve tas ocaklari sayisin da muazzam bir artis oldu.2013 yilinda bir soruda
enerji ve tabi kaynaklar bakani bir rakam açikliyor,2002 ve 2013 yillari arasinda maden ,mermer ve
tas ocaklari için verilen arama ve isletme ruhsat sayisi 387.741 olarak açiklanmistir. Bunu neredeyse
bütün çaylara ve derelere HES kurulmak üzere verilen izinlerde eklenince , özellikle orman alanlarinda
büyük bir tahribat gerçeklesmistir.
Bütün madencilik faaliyetleri sirasinda kaziyla açiga çikan gaz kükürt açisindan zengin kaynaklarin su
ve havayla temasi sonucunda sülfürik asit olusuyor . Bu asit bakir ,kursun ve civa gibi agir
metallerinde çözünmesine yol açiyor. Çevre için toksik olan bu metaller yeralti ve yerüstü sulara ,
buharlari havaya karisiyor . Agir makinalar ve diger araçlarin hareketleri ,patlamalar ve rüzgarin etkisi
ile olusan toz çevreye yayilarak topragi kontamine ediyor ,Zehirliyor. Agirmetaller dogal biyolojik
süreçlerle zararsiz elementlere indirgenemedikleri için etkileri on yillar , hatta yüzyillarca sürebiliyor.
Altin madenciligi çevreye en fazla zarar veren madencilik faaliyeti olarak kabul ediliyor. Bir ton kömür
elde etmek için bir ton kömür cevheri kazmak yeterli olabilir. Bir ton bakir elde etmek için 100-150
ton cevher kazmak yeterli olabiliyor, altin madenciliginde cevhere ulasmak için yapilan örtü kazisi
hariç bir ton altin elde etmek için cevherin tenör degerine göre yüz elli ,ila ,ikiyüz bin ton dan fazla
cevher kazisi yapmak gerekiyor. Altinin çok degerli olmasi nedeni ile , bir ton altin için üç yüz bin ton
kazi yapmak ekonomik nedenlerle makul kabul edilebiliyor. Ayrica ayristirmada kullanilan siyanür ve
atiklarin derelere ve su kaynaklarina ulasarak buralardan buharlasmasi yagan yagmurlarin niteligini
ciddi oranda degistirmistir.
Termik santrallerde, isitmada ve endüstri kurumlarinda kullanilan kömür atmosfere kül
(kadmiyum, kursun), CO2 ve SO2 kükürt dioksit yaymaktadir. 3. Sinif kömürler.
Tarimda bilinçsiz ve yanlis ilaçlama, çesitli ürünlerde kullanilan kloroflorokarbonlar çevre
kirliligine dolayisiyla bu kirlenmeler asit yagmurlarina neden olmaktadir.
Havada insanlar tarafindan olusturulan zararli emisyon miktarinin diger dogal kaynaklarca
olusturulan emisyonlardan fazla oldugu ortaya çikarilmistir.
Altin madenciligi çevreye en fazla zarar veren madencilik sekli . Ayristirilmis birim element kazilmasi
gereken cevher ve isletmelerden sonra ortaya çikan atik ve posa açisindan altin birinciligi aliyor. Bir
ton altin için üç yüz bin ton kazi yapilmasi gerekiyor.
Ortaya salinan kirletici gazlar atmosferde yagislarin niteligini degistirerek daha çok Ph yani asitlik
seviyesini 4 ve altina düsürmektedir , dolayisi ile asidik yagmurlarin yagmasi kaçinilmaz olmaktadir.
Tarim topraklarina yagan bu yagmurlar ile topragin ph sida 4-5 seviyelerinde dir. Bu bitkilerin makro
ve mikro besin elementlerinin alimini engellemektedir.
Asit Yagmurlarinin Etkileri Nelerdir?
Asit Yagmurlarinin Çevreye Etkileri
Asit yagmurlari, tüm çevreye zarar vermektedir ancak bundan en çok etkilenen ormanlar ve tarim
alanlaridir.
Asit yagmuru topragin kimyasal yapisini ve biyolojik kosullarini etkilemektedir.
Topragin yapisinda bulunan kalsiyum, magnezyum gibi elementleri yikayarak taban suyuna
tasimakta, topragin zayiflamasina ve zirai verimin düsmesine neden olmaktadir.
Topraktaki alüminyumun çözülmesine neden olmakta ve agaç köklerinin besinlerden
faydalanmasini engellemektedir, bunun sonucunda agaçlar kuruyabilir.
Mermer, kumtasi veya kireçten yapilan ve içerisinde kalsiyum karbonat bulunduran tarihi eserlere
zarar vermektedir.
Ayrica açik metal yüzeyler, boya kaplamalar ve bazi plastikler, sülfür dioksit ve yagisin
sulandirdigi bu asitten dolayi bozulma gösterir.
Göllere ve akarsulara düsen asit yagmurlari, sudaki asit dengesini bozmaktadir.
Asitlesmenin çevre üzerinde dolayli olmakla birlikte yine çok önemli etkilerinden biri de,
endüstriyel faaliyetler sonucu olusan asit nemidir. Topraga ya da göl yataklarina inmis civa,
kadmiyum ya da alüminyum gibi zehirli maddelerle tepkimeye girebilmekte ve normal kosullar
altinda çözünmez sayilan bu maddeler, asidik nemle tepkimenin sonucunda, besin zinciri ya da
içme suyu yoluyla bitki, hayvan ve insana ulasip toksik etkiler yaratmaktadir.
Asit Yagmurlarinin Insan Sagligi Üzerine Etkileri
Temmuz 1984’ de Berlin’ de Dünya Saglik Örgütü’ nün (WHO) Avrupa Bölgesel Toplantisinda
çesitli gruplar tarafindan sunulan arastirmalar asit yagmurlarinin insan sagligi üzerindeki etkileri
konusunda ilginç sonuçlar açiga çikarmistir. Bu arastirmalarin sonucu olarak asit depolanmasinin
insan sagligi üzerinde dolayli ve dolaysiz olmak üzere 2 tür etkisi belirlenmistir.
Bugüne kadar yapilan arastirmalar henüz asit depolanmasinin insanlar üzerinde dolaysiz bir
etkisini belirleyememistir.
Bununla beraber deri, göz ve solunum sistemindeki direkt etkileri dikkat çekicidir.
pH 4.6’ ya kadar asitlenmis göl sularinda insan ve tavsan denekleri üzerinde yapilan
arastirmalarda belirli bir takim etkiler belirlenmis, pH’ in 4 ten düsük oldugu degerlerde gözde
tahris ve kizariklik olusmustur.
Asidik zerrecikler genellikle sülfür dioksit ve nitrik oksitlerin atmosferdeki dispersiyonu ile
olusur. Sonuçta olusan nitrik ve sülfürik asit diger partiküller (toz, is, kurum, duman vs) üzerine
yapisir. Bu partiküllerin direkt olarak solunmasi bu asidik yapilarin dogrudan akcigerlere kadar
gitmesine neden olmaktadir. Bu asidik yapidaki tozlar ve gazlar nemli ve sicak akciger
alveollerinde kimyasal olarak kana geçebilirler. Bronsit, astim, kanser gibi çesitli hastaliklara neden olabilirler.
Asit yagmurlarinin insanlar üzerindeki dolayli etkileri, yüzey ve içme sulari, yer alti sulari,
toprak, agir metaller, bitkiler ve baliklar üzerindeki etkilerine bagli olarak, bu unsurlarin
kullanilmasi sonucunda uzun vadede insan bünyesinde asidik depolanmaya neden olmasidir.
Göllere ve akarsulara düsen asit yagmurlari, sudaki asit dengesini bozar ve baliklari etkiler.
Baliklarin bu durumdan etkilenmesi besin zinciri yoluyla bizleri de etkilemektedir.
Findik bitkisi için toprak asitligi beslenmesi için çok önemlidir. Toprak tahlillerinde bölgemiz olan
Ünye de bölgesel olarak degisse de genellikle 4,5-5,5 PH seviyesinde olmasi besin elementlerinin
alimini azaltmakda ve verimsizlige sebep olmaktadir.


