Bağımlılık dendiği zaman çoğunlukla akla gelen şey sigara, alkol ve madde( uyuşturucu) bağımlılıklarıdır.
Günümüzde bu bağımlılıklara teknoloji, sanal/ bahis kumar ve pornografi gibi davranış bağımlılıkları da eklenmiş olup insan doğasına oluşturmuş oldukları tehdit bir çığ gibi büyüyerek devam etmektedir.
Tıptaki araştırmalar sonucunda bağımlılıklar ile insan beynindeki mekanizmaların en kabul göreni dopamin mekanizmasıdır.
Kısaca bunu özetlemek gerekirse sürekli keyif veren bir uyaran ile uyarılan ve dopamin salgılayan beyin bir süre sonra duyarsızlaşmakta ve hep daha fazla uyarana ihtiyaç duymaktadır.
Sonuç olarak o iş/ nesne/ davranış ile geçirilen vakit kat kat artmakta ve bağımlılık gelişmektedir.
Yine tıptaki araştırmalar sonucu bu süreç insan beyninin ön bölgesinde görüntüleme yöntemleri (MR) ile dahi belli olan tahribata sebep olmaktadır. Kısaca harap olan bu bölge bizi insan yapan, karar almamızı sağlayan kısımdır. Bu bölge tahrip olduğu zaman kişi kendisini insan yapan vasıflardan mahrum kalmakta, sonsuz depresyon döngüsü içine düşmekte, hayattaki problemleriyle başa çıkamamaktadır.
İşte sigara yalnızca kalp damar sistemine, akciğerlere zarar vermekle kalmayıp bizzat beyni harap etmektedir. Alkol sadece karaciğeri öğütüp, mideyi delmekle kalmayıp insanı insanlıktan çıkartan bu mekanizmayı sürdürmektedir.
Pornografi bağımlılığı sadece depresyon cinsel iktidarsızlık sorunlarına yol açmayıp kişinin bizzat beynini etkileyip onu tabiri caizse bir zombiye dönüştürmektedir.
Uyuşturucu ve madde bağımlılığı ise yalnızca aklı devreden çıkartmakla kalmayıp ailelerin dağılmasına, gençlerin sokaklarda can çekişerek ölmelerine ya da mahpushaneye düşmelerine sebep olmaktadır. Kısaca bağımlılıklar aynı zamanda insanın hür iradesine kelepçe vurmakta, bağımlılaştırışı güçlerin küresel projelerinde etkin bir silah olmakta ve kişiyi köleleştirmektedir.
Günümüz çağı iletişim ve bilgi çağıdır. Sigaranın zararlarının herkes tarafından bilindiği, televizyonlarda reklamlarının yasaklandığı, kamu spotlarının yayınlandığı, sigara paketlerinde dahi ‘’öldürür’’ ibaresinin zorunlu tutulduğu bir çağdayız. Bu çağda asıl problem artık sigaranın zararlarının bilinmemesi değildir. Ancak bu millete şunu hatırlatmanın zamanı gelmiştir. Bu millet Çanakkale savaşında sizi bağımlı edeceğiz dendiği zaman evindeki eşini, çocuğunu bırakarak cepheye koşmuş, düşmana karşı her türlü yokluk içerisinde bağımsızlık mücadelesi vermiştir.
Kurtuluş savaşında yine bu millet bağımsızlığını müdafaa etmiştir. 15 Temmuz gecesi, bizi Amerika’ya bağımlı etmeye çalışan terör örgütlerine karşı gövdesini tanklara siper etmiş ve bağımsızlığını korumayı başarmıştır.
Ancak dış güçler tarafından top ile tüfek ile gelen saldırılara karşı bağımsızlık mücadelesi veren bu millet nasıl oluyor da üç beş büyük uluslararası tekel firmalarının boyunduruğu altına giriyor, bütün özgürlüğünün, hislerinin, arzularının kontrolünü teslim edip bu bağımlılaştırma savaşına karşı çıkmaktan aciz kalıyor. Bu köleleştirme projesine alet olmakla kalmayıp, mücadele namına hiçbir tepki göstermiyor. Bu üzerinde durulması gereken bir sosyolojidir.


