TURGAY GÜVEN


HEMŞİRELER-MEDİSYENLER


Yillar  önce   doktorluk  yaptigim  günlerden, bir  hatira.  Birkaç doktor arkadas, kendi aramizda  birlesip,    bir  kenar semt  Poliklinigi açmistik. Poliklinik islek bir cadde üzeri, iki katli müstakil  bir bina. Altta giris ve  poliklinik, müdahale,  gözlem odalari, üstte   birkaç  yataklik bir  servis, Doktor odasi, laboratuvar,  mutfak  filan..                                                                                                                                 Sirayla ,aksamlari gece  12’ ye  kadar , birer doktor,  nöbet  tutuyoruz. Bir aksam, bir   hemsire  kizimizla  beraber  nöbetçiyiz. O giriste  bankoda , ben yukarida doktor  odasinda oturuyoruz.  Gelen giden oldukça  igne, pansuman vs.yi yapiyor, hasta gelirse  bana telefonla  haber  veriyor. “Dr. Bey  gelebilir misiniz?” Inip hastayi muayene edip, yukariya, doktor odasina  dönüyorum, ama, halim  hal degil, ben kendim de hasta  gibiyim.                                                                                    Zaten, gündüzden beri  üzerimde  bir keyifsizlik  vardi.  Aksam saatlerinde  biraz daha  artti.. Bir gün önce,  tedbirsiz  davranip, yolda yagmur  yemistim. Acisi  simdi çikiyordu. Bazi bazi hastalandigimiz da  es dost  muhabbeti  olur. Hani,  derler ya, “Doktorlarda hasta  olur mu ?” Ne yapalim, üsüttük iste.                                                                                                                                        Bir iki ilaç aldim. Biraz rahatladim   gibiyse de,  git gide  atesimin   yükseldigini  hissediyordum. Grip  baslangici. Inip  çiktikça  hemsire  kizda  durumumu  fark etti.                                                                                                                                                     “Hocam, siz  iyi degilsiniz, galiba?” “ Haklisin, iyi degilim.”  “ Hocam, doktor arkadaslarinizdan birine   haber  vereyim, gelsin,  sizi  eve yollayalim.”  “Yok, gerek yok.”  Nöbet zaten  gece 12’de  bitiyor. Birkaç saat için  kimseyi  ayaklandirmayalim.  “ Nurcan ablayi çagirayim mi?” Esimi  kastediyor.” “ Zaten, birazdan buraya  gelecek.  Telaslandirmaya  gerek yok.” “Ilaç aldiniz mi?”  “ Aldim amma,  pek bir fayda  vermedi.  Sen, en iyisi ,   bana,   su benim formülden bir serum  hazirla. ” Gülümseyerek  soruyor.  “ Saridan  mi  olsun.”  Sari  dedigimiz,  içine  katilan  vitaminden dolayi  serumun rengi sari  oluyor.   “ Evet.” “Antibiyotikte katayim mi ?” “Elbette.”  “ Agri kesici igne  ( i.m.)  vurmami ister misiniz?” “ Agri kesici aldim, zaten.”                                                                  Kizcagiz,   serumu  hazirladi, geldi. “ 250 cc lik  hazirladim, çabuk biter.” “ Iyi  ettin.”   “Sol kolunuzdan takayim, sagi  kullanirsiniz.”  “ Tamam” Takti serumu,   astik    askiya.  Kiz,  damla hizini ayarliyor.    Sunu, çok aç, hizli gitsin, çabuk bitsin.” diyorum.      Yok  hocam, sonra  kalbinize  dokunur, çarpinti  yapar.”                                                                                                                Yataga  filan uzanmadim. Aynen  koltukta  oturuyorum.    Kolumun altinda bir yastik,  Serum damla damla  gidiyor. Damar içinde  aktigini hissediyorum. Sag elimde  uzaktan  kumanda,  tv. da   zapping. Bir seylere bakip,  oyalaniyorum. Bir yandan da,  damla sayiyorum.  Arada sirada, bir seyler için üst kata  çiktikça , kizcagiz, odama  bakip, “Hocam, iyi misiniz?” diye  soruyor.                                                           Neyse  serum  bitti, ben  biraz rahatladim. “ Size  çay getireyim mi?”  “ Büyük bardak olsun.” Çayi içerken  aklima  geldi,  aksam pek bir sey yiyememistim, acikmisim, istahim da  gelmis, Mutfaga  gittim, buzdolabindan,  ufaktan  bir tepsi  zeytin,  peynir,  ekmek, domates gurubu. Kizcagiz  gördü. “Hocam, baska  bir sey  ister misiniz? Hazir  çorba  yapayim mi?” “ Gerek yok, bu,  en sevdigim menü.”  Nurcan hanim gelinceye  kadar, ben, kendime  gelmistim. Hemsire  kiz, ona da çay koydu,   durumu   anlattik. Eve  giderken, hanim sordu.  “Iyi misin?” “Iyiyim.”    “Neden bana  haber  verdirmedin? Gelirdim  ya !” dedi. “Gerek yoktu, S... Hemsire , sag olsun,  bana  çok iyi bakti.” Dedim.                                                                                                                                          Daha  daha  bir çok  zamanlarda,  bizim veya  ailemizin,  yakinlarimizin,  dostlarimizin  hastalanmalarimizda,  elbette ki,  bizlere  bakan, ilgilenen, o en zorlu siralarda  yanimizda  olan hekimlere,  saglikçilara  ve diger insanlara  minnet duymusuzdur. Bu, en normal bir  duygudur.                                                                  Degerli  doktor  meslektaslarimizin bu konuda  yerleri,  elbette ki,  ayridir.               Bir çok  yardimci   saglik meslek dali  mensuplari  arkadaslarimizin da  emek ve  fedakarliklari inkar  edilemez.                                                                                 Doktor olmayla bile,  ben de ki   hastalandim,  herkes hasta  olabilir.                                                                         Düsünün, kader bir gün size de  bir  sürpriz  yapmis, bir sekilde  hastalanmissiniz.  Ne  oldum,  demeye kalmadan-Allah  esirgesin- kendinizi bir hastanenin acilinde veya  servislerinden birinde  bulmussunuz.                                                                                  Hasta  yataginizin  basinda,  on yedi, on  sekiz  yasinda, okulundan yeni mezun olmus  bir  hemsire  kiz. Sizinle  o   ilgileniyor. Belki bir yakininiz veya bir  iki arkadasinizda  oradalar  ama, orada,  onlarin  bir faydalari  olmuyor.                                                                             Kizcagiz, bir seyler yapiyor,  yataginizi  ayarliyor, yastiginizi  düzeltiyor, sizi  rahat  ettirmeye  çalisiyor. Doktor  gelmeden önceki  ilk hazirliklari yapiyor. Tansiyon  bakiyor, damardan kan aliyor, isini  tamamladiktan sonra,  doktorunuzun  bir  az  sonra gelecegini  söylüyor. Diliniz  döndügünce  tesekkür ediyorsunuz. Gidiyor.                                                                                                 O bir  hemsire.                                                                                                              Hemsire, ‘ kiz kardes’ demektir.                                                                                   Insanlik  tarihinde  hiç kimseye  ve  hiçbir  meslege,   bu kadar yüce bir  anlam-sembol   verilmemistir.                                                                                                                           O bir hizmetkardir,  o  bir  görevlidir, bir iyilik  perisidir, bir  kahramandir,  Ve hatta, gün  olur, anne olur, hatta baba olur, kardes olur, yakin olur,  yakinindan  daha yakin olur, o bazen  son  bir ümit, bazen  basinizda sizin için  gözyasi  döken biri olur. Tabii, bu  arada, bazen,  igne yapip  caninizi yakanda olur.                                                                                                                                  Tüm bunlar, ona, hemsirelik  okuluna  basladigi  günden itibaren  ögretilmistir. O,  bunlarin, bir  hastaya, bir hasta  insana  en iyi sekilde  bakilacaginin, tedavisine  nasil yardimci  olunacaginin   egitimini  almistir. Tüm tibbi  müdahalelerde,  doktorlarina  ve ekip   arkadaslarina,    en iyi bir  sekilde  yardimci  olabilecek  sekilde  yetistirilmistir.  Temiz  giyinmeyi, kibar , nazik  ve saygili  davranmayi  ögrenmistir. Hemsirenin  tek üstü, amiri  doktorudur. Ondan emir alir ve hastasina  tedaviyi  ona  göre  yapar. Hiçbir  hemsire, doktorundan habersiz,  kafasina göre is yapmaz, yapamaz.    Tüm  kurallar, hastanin iyiligi, tedavinin basarisi içindir.                                                         Modern Hemsireligi   kuran  ve  esaslarini  getiren   Florence Nightingale’den beri    bu  böyledir.                                                                                                          Ve  ülkemizde,  çok iyi kalitede,   bir  hemsirelik  egitimi  verilmektedir.                                                                                                                                    Hemsire, bu toplumun, basi dik bir meslek insanidir.                                                                                                             Hemsirelik  haftalarinda, etkinliklerde piril  piril  kiyafetleriyle  toplum önüne çikar. Milli bayramlarda  gururla  yürür.                                                                                    Medyada ki  duygusal adlari,  ‘mavi melek’tir. Mavilik, törenlerde, meslek   kiyafetlerinin üzerine   aldiklari   mavi  pelerinlerinden gelir.                                       Pelerin, onlarin meslek  hayatlari boyunca  tek koruyucularidir. Genelde  çalisirken,  gece  serinliklerinde,   yedek bir  hirkalari bulunursa da,  gece  sabaha  kadar uykusuz  bekleyen bir bedenin üsüyüp,  titremesini,  ancak  bir pelerin durdurabilir.                                                                                                                           O da, bir  insan evladidir,  bir ailesi, bir  yuvasi,   bunca  mesakkate,  iyi bir  gelecegi  olmasi için dayandigi,  bir  hayati  vardir.                                                        Birlikte  uzun yillar görev yapmis  oldugum, degerli hemsire  arkadaslarimizi   her zaman hayirla  yad etmisimdir. Onlar olmasa   biz  ne  yapardik.                             Bu günlerde isler biraz  karisti, hemsire diyorlar, bakiyorsun delikanlinin biri çikiyor. Eskinin  saglik memuru. ”Oglum, bu ne is?” “ Hocam, ne yapalim. Bizimde  hosumuza  gitmiyor, amma, adimizi  böyle  koydular.”                            Bende  derim ki, tüm  bu çocuklari  ‘kiz  kardes’  olmaktan kurtaralim,  daha  bilimsel  bir meslek adi bulalim. Paramedik gibi, Acil Tip Teknisyeni-ATT  gibi, ben  ‘Medisyen’ kelimesini öneriyorum.                                                                

Tüm degerli Hemsire Meslek  Arkadaslarimiz’in   ilk  profesyonel  egitimli hemsire Florence Nightingale'in dogum günü olan 12 Mayis  Dünya Hemsireler Günü’nü kutluyorum.                                                                                                     Nice  fedakar ve cefakar  yillara.

Saygilarimla. Turgay  Güven.

 

 

 

 

YAZARLAR

https://www.facebook.com/%C3%9Cnye-Kent-Ofset-106507792092593