Hür olmak Türk Milletinin genlerinde ezelden bu yana var olan, milletimizin bu uğurda canını verdiği yüksek değerleridir. Milletimiz özgürlük uğrunda savaşmayı, her zaman her şart ve koşulda istikbali için şahadet şerbetini içmeyi ulvi bir görev telakki etmiştir,
Bunun yakın tarihteki delili, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde verilen kurtuluş savaşı, Kıbrıslı soydaşlarımızın özgürlüklerine kavuşturulması için 20 Temmuz 1974’te yapılan Kıbrıs harekâtı ve 15 Temmuz darbe girişimine karşı göğsünü siper etmesidir.
Türk milletinin kimliği, benliği ve genlerinde asla esaret altında olmak, yani bağımlı olmak gibi bir karakter yoktur. Milletimiz bazen tek başına bile bir ordudur.
Bu minvalde bir kahramanlık destanını paylaşayım: Hindistan’ın bağımsızlık mücadelesinde Osmanlı’dan yardım istenir. Osmanlı zor şartlar altında olmasına rağmen Hindistan’a bir miktar asker gönderir. Gün gelir İngilizler olayın farkına varıp Osmanlı askerlerinden yakaladıklarını tutukladılar, savaş gemileriyle müstemlekeleri olan Avusturalya’ya gönderdiler.
Avusturalya’da iki Osmanlı askeri kaçıp izlerini kaybettirdiler, karlı dağlar denilen bölgede yaşamaya başladılar.
Bu iki Osmanlı askeri bir müddet sonra duydular ki, İngiltere Osmanlı’ya savaş açmış, bu savaş için Avusturalyalı askerlerde İngilizlerin yanında yer almış.
İki Osmanlı askeri nasıl becerdilerse, Avusturalya Hükümetine bir mektup yazdılar: Avusturalya Hükümetinin değerli Başkanına… Biz Avusturalya Devletinde yaşayan iki Osmanlı askeriyiz. Duyduk ki Ülkemiz Avusturalya Osmanlıya savaş açan İngiltere’nin yanında yer almış, asker göndermiş… En kısa sürede Avusturalya Hükümeti İngiltere ile işbirliğine son verip askerini geri çekmezse… Bizde iki Osmanlı askeri Avusturalya’ya savaş açacağız. Tabi Avusturalya Hükümeti mektubu galeye almaz. Ama derhal bir araştırma başlatır.
İki Osmanlı askeri bakarlar ki ihtarlarının karşılı yok… Savaşı başlatırlar… Askeri garnizonları basarlar… Cephaneliklerden silah alırlar… Askeri vasıtalara, trenlere, yollara sabotajlar yaparlar… Büyük zayiatlar verirler. Avusturalya Hükümeti olaylar karşısında hayretler içerisinde kalır. Karlı dağlar denilen bölgede saklandıkları yer tespit edildi, etrafları sarıldı, ne yazık ki orada şehit edildiler.
Bu olaylar gibi tek başına ordu diyeceğimiz nice kahramanlıklar vardır Türk Milletinin tarihinde.
Bu olayı anlattım… Türk Milleti kimsenin boyunduruğu altına girmez, girmemiştir… Ama günümüzde görüyorum ki yüksek düzeyde kaygı veren boyutta bağımlı olma atmosferi var.
Evet, ülkemiz resmen işgal edilmemiştir… Ama karakterimize uymayan bağımlılık giderayak yükselişiyle hız kazanmaktadır… Yani aklımız işgal edilmektedir! Artık sadece ülkeniz istila edildiğinde özgürlüğünüzü kaybetmiyorsunuz… Uyuşturucu kültürü… Yani, başkalarının size empoze ettiği yaşam tarzıyla da özgürlüğünüzü kaybediyor, başkalarının kontrolüne geçiyorsunuz. Günümüzde karşılaştığımız tehlike budur!
Özgür insan hayır demesini bilen, başkalarının telkinleri ve dayatmasıyla değil, kendi özgür iradesi ve güçlü kanaatleriyle karar verebilendir.
Velhasıl yaşamın her alanında başkalarının etkisinde kalarak değil… Hâkim dayatmaları iyi analiz edip anlayarak, onları elinin tersiyle iterek kendi doğru kanaatleri istikametinde yaşayabilendir hür insan. Yoksa bunun tersi olursa, ülkeniz silahla istila edilmiş, ya da edilmemiş ne olacak? Her iki durumda da hür değilsiniz!
Bu bakımdan başta internet ve televizyon bağımlılığı, giyim, alışveriş, modayı takip, madde bağımlılığının her çeşidi olmak üzere tüm bağımlılıklara hayır diyebilmeyi bilecek bireyler olmak, neslimizi de bu minvalde yetiştirmek kaçınılmaz bir zorunluluktur.


