İBRAHİM HAKAN GÜN


İKLİM MÜLTECİLİĞİ NEDİR ?


Mültecilik denildiginde aklimiza hep bir ülkeden bir baska ülkeye göç etmek zorunda kalan insanlar geliyor. Oysa göç etmenin çogumuzun çok daha alisik oldugu bir yöntemi var , ayni ülke içersinde bile bir bölgeden bir baska bölgeye göç etmek . Bu güne kadar bu göçe genelde ekonomik sorunlarin yada savaslarin yol açtigini düsünürdük . Bugün ise iklim degisikligi önemli bir faktör olarak karsimiza çikiyor. Artik insanlar ülkenin bir bölgesi iklim degisikligi nedeni ile yasanamaz hale geldigi için bile baska ülkeye yapilan göçe oranla çok daha yaygin olmaya basliyor.

Dünya bankasi 2018 de hazirladigi Ani artis : ülke içindeki iklim göçüne hazirlanmak  baslikli raporunda  sahra alti Afrika , Güney Asya ve Latin Amerika da 2050 yilinda 143 milyon kisinin iklim degisikligi nedeni ile ülke içersin de göçe zorlanacagi öngörülüyor. Haber sitelerinin bir kismi da haberi bu baslikla paylastilar. Detaylarini okudugumuzda ve rapora göz attigimizda ilginç notlar ortaya çikiyor.

Gelismekte olan ülkelerin toplam nüfuslarinin %55 i bu raporun konusu olan  sahra alti Afrika ve Latin Amerika da yasiyor. Gelecek senelerde de bu bölgedeki nüfusun diger bölgelere oranla daha da fazla artmasi öngörülüyor.  Ancak bu bölgeler ayni zamanda iklim degisikliginden en fazla etkilenecek yerler arasinda bulunuyor. Özellikle kuraklik ve kisi basina düsen su miktarindaki azalmanin yani sira deniz seviyesindeki artis ve kiyi kesimlerinin firtinalardan dogan dalgalar nedeni ile sular altinda kalacak olmasi , buralarda yasayan halkin hayatini güçlestiriyor.

Eger insanlik su andaki umursamaz tutumunu sürdürecek olursa , bu bölgelerde yasayan insanlarin %2.8 i yani 143 milyon kisi ülke içinde göç etmeye mecbur kalacak. Oysa küresel isinmayi gerçekten iki derece ile sinirlamayi basaracak olursak o zaman göç etmek zorunda kalmayacak . Oysa küresel isinmayi gerçek den iki derece ile sinirlamayi basaracak olursak o zaman göç etmek zorunda kalacak olan kisi sayisi neredeyse yari yariya düsüyor. Yani her zaman oldugu gibi göç problemini çözmenin en kolay yolu, göçe neden olan kosullari ortadan kaldirmaktan   geçiyor.

Bunun yanin da rapor baska mesajlarda veriyor:

·         Iç göç 2050 yilina kadar hiz kazanarak  kötümser senaryoda 143 milyon kisiyi bulacak . Ama iç göçün esas artisi 2050 yilindan sonra iklim degisikligi nin daha ciddi etkileri görünmeye basladiginda karsimiza çikacak . Bu bölgelerde zarar görebilecek olan insanlar göç etmeden önce ellerinden geldigince sabredecekler ve  dayanamadiklari anda harekete geçecekler . Bu noktada daha da zarara açik olan gruplar hareket etmek sanslarini da kaybedeceklerinden giderek daha olumsuz kosullara sahip bölgelerde hapsolacaklar.

·         Bu noktada ülkeler göçü alan ve veren bölgelerde artis gözlemliyor olacaklar. Bu bölgelerin özellikleri 2030 yilindan sonra ortaya çikmaya baslayacak. Eger uyum için gerekli olan kalkinma ve altyapi çalismalarina simdiden baslanmayacak olursa göç basladiktan sonra yerinde yapilacak olan uyum çabalari istendigi kadar iyi sonuçlar vermeyebilir. Özellikle bu bölgelerdeki halkin göç etmesini engellemek için verebilecek maddi yardim ileride çok daha ciddi saglik sorunlarinin dogmasina neden olabilir.

·         Eger yatirim ve kalkinma planlari dogru yapilacak olursa göç uygun bir uyum stratejisi olabilir. Iç göçü bir uyum stratejisi haline getirecek olan planlar sadece mültecilerin degil mülteci veren ve alan toplumlarin da dayanikliliklarini arttirmak üzerine kurulmak zorundadir. Bu gün ülkemize benzer bir ekonomi ve sosyal yapiya sahip Meksika da toplumsal dayanikliligin oldugu söylenebilir. Ancak olusabilecek fakir bölgeler toplumun yapisini tehdit edecek boyuta gelebilir.

·         Iklim degisikliginden kaynaklanacak olan göç bir gerçekliktir, ama bu göç bir krize neden olmak zorunda degildir. Üç ana alanda alinacak önlemler panik içerisinde göç edecek olan insanlarin sayisini azaltabilir

·         Sera gazi salinimini simdi durdurmaliyiz.

·         Kalkinma planlarinin içinde iklim göçlerini de hesaba katmak zorundayiz.

·         Iklim kaynakli iç göç konusuna kafa yormaya hemen baslamak zorundayiz.

Sadece gelismekte olan ülkeler degil tüm ülkeler iklim degisikliginden bir sekilde etkilenecektir. Tek nedeni iklim degisikligi olmasa da ülkemize akin eden çok sayida Suriyeli  mülteci gelecekte karsilasabilecegimiz problemler konusunda bizlere önemli bir ikaz olmalidir. Suriyeli mültecilerin ülkelerindeki durum düzeldiginde geri döneceklerini umuyoruz. Ama ayni sey gelecekte kendi vatandaslarimiz yasadiklari yerden ayrildiklarinda geçerli olmayacaktir.  Bu günkü iklim kosullari içerisinde yasam kismen zor olsa da ülkemizin çogu yerinde insanlarin yasamasi mümkündür. Ancak özellikle gelecekteki kuraklik insanlarin yasam alanlarini kisitlayacaktir. Bu neden ile gelecekteki insan hareketliligine hazirlikli olmak her geçen gün daha da fazla önem tasimaya basliyor.  

 

Ibrahim Hakan Gün

Ziraat Mühendisi

ibrahimhakangun@gmail.com

YAZARLAR

https://www.facebook.com/%C3%9Cnye-Kent-Ofset-106507792092593