“Cumhuriyet ve Halk’la beraber, Iyilik, Saadet, Dogru Yol, dertlere Deva, umutlu bir Gelecek ve Halklarin Demokrasisi ile Her sey çok güzel olacak..”
“Bu baslikta nedir, hocam, partimiz iktidara dogru gidiyor, diyerek, keyiflendiniz de, türkümü söylüyorsunuz?” “ Hayir canim, nerde öyle armut pis, agzima düs, öyle kolay mi?”“ Neden hocam, AKP, yirmi yila yakin bir süredir iktidarda oldugundan yiprandi, iktidar destekçisi MHP’ de yiprandi. Güvenilir kamuoyu yoklamalari, bu iki partinin birlikte olusturduklari Cumhur Ittifaki’na ait oylardaki gözle görülür bir çözülmenin, 2023 seçimlerine de yansiyacagini, CHP ve Iyi Parti’nin yaninda SP, DP, Deva , Gelecek gibi bazi yeni sembolik partilerden ve bunlara katilacak HDP’ den olusan Millet Ittifaki lehine, bir iktidar degisikligine sebep olabilecegini de hissettiriyor. Durum onu gösteriyor.”
“ Elbette, olabilir, olmayabilir, daha seçime zaman var, durumlar ne gösterir bilinmez. Elbetteki, demokrasilerde iktidar degisiklikleri her zaman olabilir. Ekonomik durum belli, salgin, ekonomik durum malüm, sandiga yansiyabilir. Her iki tarafta telasta. Simdilik görünen o ki, baslangiçta AKP’nin çok lehine olacagi, ebedi bir iktidar yaratacagi düsünülen bu sistem, simdi, AKP+MHP = Cumhur ittifakinin aleyhine isliyor. Ati, yani yüzde 51’i alan Üsküdar’i geçecek ve iktidara sahip olan, eger isi bozmazlarsa, Millet Ittifaki olacak.. ”
“ Ne var onda, seçimde yeterli oyu aliyorsun, iktidar koltuguna oturuyorsun. Hükümet kuruyorsun. Bugünlere göre daha adil, hakça bir düzen getiriyorsun. Haksizlik, yolsuzluk olmayacak…”
“.. Haydi babam, saltanat. Öyle mi zannediyorsunuz? Belki gerçekten iktidara gidiyorsundur. Büyük sehir belediyelerinin babalarini alman da onu gösteriyor. Ancak, bir kere, iktidar olabilmek için öncelikle % 51’i tutturabilmek lazim. Bunun içinde, iktidar disindaki alti partinin ilke ve amaçlarda bir orta yol çizmesi lazim. Bu kadar çok çesit düsünceli bir isbirliginin bir araya gelerek bir araya gelmesi, ortak payda demokraside sorunsuz birlesmesi, bazi partilerin birbirlerini sorunsuz kabul etmesi hiçte kolay degil. Ayrica, ulusal sisteme karsi oldugunu, her zaman, açik seçik beyan eden HDP’nin de, Ulusal Sisteme katilip katilmama, kendisini ayri tutmaya çalistigi Türk insaniyla, yani Türkiye Cumhuriyeti vatandasligiyla ilgili bir karar vermesi lazim.
Önce oylari sayalim. Politikadan iyi anlayan ve de tarafsiz olarak gerçegi konusan kisiler, AK Partinin oylarinin çok düstügünü, yeni kuruldugu zamanki % 35 ‘ler seviyesine indigini, oy orani % 7 olan MHP ile birlikte % 42 civarinda bir oy potansiyeli yarabilecegini belirtmekteler. Karsi cenahin oy orani ise, klasik taban oyu ile %25 CHP, bu günkü durumda kendisine bir merkez parti görünümü vermeye çalisan Iyi Parti’nin iyimser bir tahminle AKP ve MHP’den koparabilecegi % 15. Saadet Partisi’nin taban oyu çok saglam, ama, oy orani çok düsük, büyük bir sürpriz yapmaz ise, % 1 civarinda. Aslinda taban oyu hiç olmayan, ancak AKP tabanindan kopartabilecegi oylara güvenilen Dogru Yol, Deva Partisi ve Gelecek Partisi’ de çok çok iyimser bir tahminle % 7-8 oy alsa rahat bir tahminle yaklasik toplam % 48-49’u buluyor.
Bu durumda, % 51’i alabilmek için, geriye kalan yaklasik % 5-10’luk boslukta iki seçenek kaliyor. Bunlardan ilki, AKP’nin yasli küskün veya ümitsiz genç oylari ki, bunlarin % 4- 5 oldugunu farz etsen % 51’i buldurur, amma, ne yapacagi belli olmaz , bunlarin bir kismi mutlaka Saadet’e kayar, öldüm Allah CHP’ye gitmez, benim kanaatim döner, belki, yine AKP’ye verir..
Diger seçenekte, HDP’ nin kemik oylaridir, bunlarinda % 5-6 oyu olur ki, sonuçta ‘bu is HDP’siz olmaz’, dersek, ne olur? Bu ise, bu güne kadar, hakli veya haksiz, hatali veya kendince dogru davrandigini düsünerek, kendisine has ortak paydalardan çikmayip, kendisini bilerek Türk toplumundan ayri tutmaya çalisan ve de bu güne kadar, kendisinin de yasam alani olan demokrasinin hatirina bile olsa, sözünü esirgemeyen, kendi bildigi yoldan vazgeçmeyen, her konuda hiç tavizsiz kendi felsefesine göre davranan ve hatta, kendisini bu iki guruptan da ayri tutarak, üçüncü bir gurubun, muhafazakar veya ilerici, halkin degil, farkli halklarin ve düsüncelerin temsilcisi olarak göstermeye çalisan HDP’ de, bugüne kadarki söylem ve tavrini hiç degistirmeden katilmaya kalkilirsa, kisaca söyleyeyim, su yukarida saydigimiz % 48’ in, mübalagasiz % 15’ i otomatikman gider.
Sunu da ilave edeyim, HDP, bu ülkede, bu toplumla beraber, çagdas, kalkinmis, huzur ve refah içinde yasamayi düsünüyorsa, bu güne kadar kullandigi, hepsinin kökeni geçen yüzyillarda kalmis düsünce ve davranislarini çok çok ço..ook degistirmesi gerekir.
Burada kesin olan bir sey var ki, o da, Millet Ittifaki’na baskanlik seçimini, kazandiracak olan tek sey, Ittifak’in guruptaki herkese seslenebilecek vasifta olabilecek bir ortak adayidir.
Millet ittifaki son yerel seçimlerde oldukça göz doldurucu sonuçlar almis bulunmakta. Ittifakta en büyük parti olan CHP’nin de, üç büyük sehirdeki sonuçlara göre, sosyolojik ve ekonomik üç büyük siyasi görüsü içerisinde barindirdigi asikar. Istanbul Büyük Sehir Belediye Baskani Ekrem Imamoglu, siradan ilerici, muhafazakar, etnik, ekonomik her tür halk tabanli seçmen kitlesine rahatlikla hitap edebilen ve tipki AKP’nin ilk yillarinda kullandigi yöntemleri kullanan, muhafazakar egilimli bir vasfa sahip. Ankara Büyük Sehir Belediye Baskani Mansur Yavas’ta siradan halka rahatlikla hitap edebiliyor, ancak, zaten içinden geldigi MHP’nin de bir özelligi olan daha otoriter ve her zaman devleti-devletçiligi ön planda tutan bir politika felsefesi var. Izmir Büyüksehir Belediye Baskani Tunç Soyer ise, klasik sosyal demokrat.
Dogal olarak, en büyük parti olarak CHP’nin, halk önünde basarili sonuçlar almis üç belediye baskanindan, yani partide siyasi liderlik yapabilecek vasiflar gösteren bu üç kisiden birisi ortak aday gösterilebilir. Kamu oyununda fark etmis oldugu gibi, Imamoglu, ilk günden beri Baskanliga aday-talip oldugunu açikça belirtmekte. Olabilir de ve ilk ortak adayli seçimde kazanabilir de. Bildigim kadariyla Parti Yönetimi Büyüksehir belediye baskanlarinin görevlerini birakmalarina tarafta degil. Imamoglu, bu konuda israrci olabilir, o ayri is.
Aslinda, tam da iste burada, Millet Ittifaki’nda yavas yavas siyasi ortama da yansimaya baslayan çok gizli bir sikinti bulunmakta. Millet Ittifaki kurulurken, birlikte hareket edilerek kazanilacak ilk seçimden sonra , belli bir zaman süresi içerisinde , yeni kurulan otoriter baskanlik, yani Prezidenter Demokrasi Sistemi’nden, eski usul ve daha katilimci Parlamenter Demokrasiye dönüs yapilacagi hedeflenmisti. Bu konu henüz ortadadir ve Imamoglu, eger kendisi baskan adayi olarak seçime girer ve kazanirsa, geriye dönüs yapmayacagini açik seçik belirtmektedir.
Gün ve gün seçim zamani yaklasmaktadir ve bu durumun ittifakta bir çatlaga sebeb olma durumuda vardir. Iktidar tarafi, bu çatlagi polemiklerle provake edip, büyütmeye çalismaktadir. Tek akillica çareyi Iyi Parti lideri Meral Aksener bulmus ve kazanilacak seçim sonrasinda Basbakanlik görevine talip oldugunu açikça belirterek, baslayabilecek tartismalarin önünü kesmistir. Bu durumda, otomatikman, CHP Baskani Kemal Kiliçdaroglu’na da ister istemez Ittifak’in Liderligi-Ortak Adaylik- Baskanlik-Cumhurbaskanligi yolu gözükmektedir.
Gençligimin kulak dolgusu ‘Kess serra seraa’ diye bir sarki vardi. Olacak olan olur. Sonuçta bu is, çikarlarda-kazançlarda, ne getirip ne götüreceginde anlasmaya baglidir. Mayayi göle çalarsin, tutuyor mu, tutmuyor mu, bakarsin. Gayri Allah kerim. Her Allah’in günü onu bunu bahane edip, günü hükümetten sikayetçi olupta, seçim günü gelince ufak tefek çikarlarini, bazi bahanelerini öne çikartip, yan çizende, artik sikayetçi olmasin ve de vatan sag olsun.
Saygilarimla.


