Cevizdere Vadisindeki Dogal kaynaklar, Kirletenler tarafindan, Ekosistem’e zarar verir ve hattâ tahrip eder biçimde (bilinçli ya da bilinçsiz ama çoklukla bilerek/isteyerek) isgal ve/veya saldiriya ugratilmaktadir. “ Insan ve diger canlilarin varlik ve gelismelerini dogal yapilarina uygun bir sekilde sürdürebilmeleri için gerekli olan sartlarin bütününü” ifade eden Ekolojik Denge bozulmaktadir. Sulak alanlar özelligini yitirmekte, Biyolojik çesitlilik azalmakta, Cevizdere Vadisi, eko-denge ve biyo-çesitlilik içinde yasanabilir bir çevre olmaktan çikmaktadir.
Çevre Yasasi, ‘Ilkeler’ koymustur: a) Basta idare, meslek odalari, birlikler ve sivil toplum kuruluslari olmak üzere herkes, çevrenin korunmasi ve kirliligin önlenmesi ile görevli olup bu konuda alinacak tedbirlere ve belirlenen esaslara uymakla yükümlüdürler. b) Çevrenin korunmasi, çevrenin bozulmasinin önlenmesi ve kirliligin giderilmesi alanlarindaki her türlü faaliyette; Bakanlik ve yerel yönetimler, gerekli hallerde meslek odalari, birlikler ve sivil toplum kuruluslari ile isbirligi yaparlar. c) Arazi ve kaynak kullanim kararlarini veren ve proje degerlendirmesi yapan yetkili kuruluslar, karar alma süreçlerinde sürdürülebilir kalkinma ilkesini gözetirler. d) Yapilacak ekonomik faaliyetlerin faydasi ile dogal kaynaklar üzerindeki etkisi sürdürülebilir kalkinma ilkesi çerçevesinde uzun dönemli olarak degerlendirilir. e) Çevre politikalarinin olusmasinda katilim hakki esastir. Bakanlik ve yerel yönetimler; meslek odalari, birlikler, sivil toplum kuruluslari ve vatandaslarin çevre hakkini kullanacaklari katilim ortamini yaratmakla yükümlüdür. f) Her türlü faaliyet sirasinda dogal kaynaklarin ve enerjinin verimli bir sekilde kullanilmasi amaciyla atik olusumunu kaynaginda azaltan ve atiklarin geri kazanilmasini saglayan çevre ile uyumlu teknolojilerin kullanilmasi esastir. g) Kirlenme ve bozulmanin önlenmesi, sinirlandirilmasi, giderilmesi ve çevrenin iyilestirilmesi için yapilan harcamalar kirleten veya bozulmaya neden olan tarafindan karsilanir. Kirletenin kirlenmeyi veya bozulmayi durdurmak, gidermek veya azaltmak için gerekli önlemleri almamasi veya bu önlemlerin yetkili makamlarca dogrudan alinmasi nedeniyle kamu kurum ve kuruluslarinca yapilan gerekli harcamalar 6183 sayili Amme Alacaklarinin Tahsil Usulü Hakkinda Kanun hükümlerine göre kirletenden tahsil edilir. h) Çevrenin korunmasi, çevre kirliliginin önlenmesi ve giderilmesi, sifir atigin yayginlastirilmasi, döngüsel ekonomi ilkelerinin uygulanmasi ve iklim degisikligi ile mücadele edilmesi için uyulmasi zorunlu standartlar ile vergi, harç, katilma payi, yenilenebilir enerji kaynaklarinin ve temiz teknolojilerin tesviki, motorsuz veya elektrikli araçlarin tesviki, atiklarin geri kazanimi ile aritilmis atik sularin yeniden kullaniminin tesviki, geri kazanim katilim payi, plastik içerikli poset veya ambalaj ve tek kullanimlik materyallerin kullaniminin azaltilmasi, depozito uygulamasi, emisyon ücreti, kirletme bedeli ve kirliligin önlenmesine yönelik teminat alinmasi ve sera gazi emisyonlarinin takibine yönelik karbon ticareti gibi piyasaya dayali mekanizmalar ile ekonomik araçlar ve tesvikler kullanilir.(…) Gerçek ve tüzel kisiler, bu düzenlemeler sonucu ortaya çikabilecek maliyetleri karsilamakla yükümlüdür… vb.
Devletin birinci gayesi insani korumaktir. Insani korumak için toplumu korumaktir. Insani ve toplumu korumak için yasami korumaktir. Yasami koruyabilmek için, dogayi, dogal ortam ve durumu, dogal olgulari korumak ve sürdürmek gerekir. Havayi, suyu, topragi koruyacaksin… Hayvanlari, ormanlari, canlilari, canlilik kültürünü koruyacaksin… Daldaki meyveyi, havadaki kusu, sudaki baligi, topraktaki yesili koruyacaksin! Vs.
Çevreyi korumak, hem kamunun/devletin (genel ve yerel yönetimlerin) hem de sivil toplumun (odalarin, derneklerin, vakiflarin, basinin, medyanin) görevidir. Çevreyi korumak, bireylerin ve toplumun ortak duyarligiyla olabilir. Çevreyi korumak, gerçek ve tüzel kisilerin (ekonomik ve sosyal-kültürel bireylerin ve ticaret sirketlerinin) de görevi ve sorumlulugudur.
Bir derenin kurumasiyla vücutta bir damarin kurumasi ayni seydir. Bir ormanin yok edilmesiyle vücutta akcigerin ölmesi ayni seydir. Bir irmagin ölmesiyle bir bacagin ölmesi, bir topragin ölmesiyle bir beynin ölmesi ayni seydir.
Kamu gücü (genel ve yerel yönetim) hem kural koyar, hem uygular, hem de denetler, gerekirse yaptirim uygular. Gerektigi yerde isi bilfiil/bizatihi kendisi yapar.
“Insani yasat ki devlet yasasin demis” (Edebali/Edabali). Temel amaç insani yasatmak degilse, nedir? Parayi yasatmak mi? Insan-toplum yoksa, ekonomik getirinin ne anlami ve önemi var?
Hiçbir kâr, hiçbir rant, hiçbir kazanç, insan’in üzerinde olmaz, olamaz. Cevizdere’deki tüm sanayi faaliyetlerini paraya çevirseniz, bir insan yapamaz.
Çevre Yasasi, Cevizdere Vadisi boyunda geçerli degil mi?
Cevizdere’nin düzünde, ÇÖP TOPLAMA, AYRISTIRMA TESISI kurdunuz. Ünye Çimento A.S.’nin keyfini yapmak için… Cevizdere, kömür tozundan geçilmez oldu. Hangi yapraga dokunsan elin yüzün kömür karasi. Hangi findik dalina dokunsan elin kolun simsiyah…
Simdi tirpan zamani… Bahçelerine çok gidip geliyor insanlar. “ –Alooo! Avukat… Yahu, kokudan durulmuyor bahçelerde!” diyorlar bana. Bir baska telefon eden insan, “Avukat, Tepeköy’den asagiya les gibi kokuyor ortalik. Bu çöpe bir sey yapin!” dedi.
Çöp Ayristirma Tesisinin Cevizdere’den kesin kes kaldirilmasi gerekir.
Ikincisi, Tesis, kurulus amacina ve tüzük ve yönetmeliklere uygun isletilmiyor. Kapilar açik. Çöp kokusu yayiliyor.
Ayristirilip baglanan çöpler, saman balyalari gibi (çöp balyalari) disarida ve açikta duruyor. Bu da dehset bir kokuya yol açiyor.
Tesis, tam kapali ve tabiri caizse uzay üssü gibi elektronik ve fotoselli çalisacakti… Uygulamada ise, agzi açik fosseptik çukuru gibi, dehsetengiz koku yayiyor. Zira açik çalisiyor.
Diger konu, Tesis’in Dogu ve Güney yönünde (bitisiginde ve bütünlügünde) açik ek alan olusturdular. Buraya, açiga çöp döküyorlar. Burasi da dayanilmaz kokunun diger nedeni.
Temmuz ayindayiz, tirpan zamani…. Ardinda Agustos var, findik toplama zamani… Ardinda Eylül var, harman zamani. Bu üç ay içinde Vah Cevizderelinin haline, vay Cevizderelinin haline….
Ki, is yalnizca findik durumu degil. Sebzesi, meyvesi, ekileni, dikileni… Arisi/bali, inegi/danasi, koyunu-kuzusu, tavugu-kazi… Isin merkez noktasi Cevizdere (Çöp Tesisi+su Aritma Tesisi+Kömür Depolari vb.) ile Günpinari (Çimento Fabrikasi vb.) Mahalleleri. Yani sira, Nuriye, Yazkonagi, Saraycik, Kusdogan, Çakmak, Düzköy, kusçulu, Çigdem, Elmalik, Üçpinar, Yigitler vb. mahalleleri de etkileniyor.
Çok yazdik, söyledik, çok konustuk, çok paylastik. Duyarli ve ilgili olmasi gerekenler olmadi… Kimse keyfini, rahatini bozmak istemiyor. Kimse basina sikinti almak istemiyor. Kimse bas agrisi çekmek istemiyor. Kimse yorulmak-yipranmak istemiyor.
Birileri isi yapsin da biz de kurtulalim, deniyor. Birileri sorunu çözsün de biz de rahata çikalim diye bekleniyor.
Magdur durumdaki yöre yasayanlarinin sesi güçlü ve gür biçimde çikmayinca (çikamayinca), çevre kirliligini yapanlar kendini hakli sayiyor.
Yeterli ve yogun tepki olmayinca, kamu gücünü elinde tutan, siyasal erki yerelde ve genelde elinde tutanlar da, ‘eh, sorun yok; en azindan öyle gözüküyor’ mantigiyla; ya da zaten sanayicileri vb. destekledikleri için ‘oh, çok sükür ses yok, tepki yok; aynen devam’ diyerek, islemsiz ve yaptirimsiz davraniyor, etkisiz duruyor.
Peki güçlü ve yogun, etkin ve etkili toplumsal tepki verilince ne oluyor? Onlar da kolluk gücüyle sindiriliyor. Insanlar hakkinda sorusturmalar açiliyor. Gözaltilar, tutuklamalar oluyor. Ceza davalari açiliyor. Yargilamalar yapiliyor. Örnegin Ilküvezlilerin, Üçpinarlilarin, Erenyurtlularin yasadigina bakalim. Birakin çöpe, sondaja ve siyanürle altin aramaya karsi eylem yapanlari; Facebook vb.. sosyal medya ortamlarinda yazi yazanlar-yorum yapanlar da sorusturma ve inceleme geçiriyor.
Bu durumda, Çevreciler degil, çevreyi kirletenler kazaniyor. Kazandiriliyor. Adil bir ortam ve durum oldugu söylenemez.
Insanlar, bireysel, toplumsal hak ve özgürlüklerini korumakta güçlük çekerken, (bunlarin en önemlilerinden olan) çevreyi hiç koruyamiyorlar.
Çevre dahil hak ve özgürlüklerini koruyan ya da korumaya çalisanlar ne kadar, kaç kisi diye sorulabilir elbette.
Varolma, yasama hakkini, (dogal bir çevrede, yasanabilir çevrede, ekodenge ve biyolojik çesitlilik içinde) var olma hakkini korumazsan, koruyamazsan, daha neyi koruyacaksin?
Ortada bir Çevre Yasasi var. Bir kesim var, bu yasaya uyulsun diye çabaliyor. Bir kesim var, bu yasayi çigneyenlere bir sey denilmesin, korunsun, görülmesin, diyor. Niye çevreyi (Çevre Yasasini) korumayana çalisanlar degil de Çevreyi (Çevre Yasasini) çigneyenler/Kirletenler kazaniyor?


