Karadeniz Arkeolojisi – Osmanlı Dönemi - II
Arşiv belgeleri her zaman tarihsel gerçekleri yansıtmaz. Çünkü arşivler daha çok onu oluşturan kesimin sübjektif görüşlerini yansıtır. Bilindiği üzere arşivler, yönetici erkin resmi tarih yazıcıları tarafından denetlenir ve gerçeklikten uzak olabilirler. Oysa toprağın altından çıkarılan günlük yaşam nesneleri objektiftir ve asla yalan söylemez.
Bu nedenle Prof. Dr. Halil İnalcık, çizmelerini giyerek bizzat sahaya inmiştir. Osmanlı’nın kabileden devlete geçtiği Bapheus (Koyunhisar) Savaşı’nın gerçekleştiği bölgeyi taramış, savaşın konumunu tam olarak saptayabilmiştir. Yapığı saha araştırmasıyla, savaşının asıl mekânını ve nasıl gerçekleştiğini belirlemiş, elindeki diğer belgelerle karşılaştırarak koyun hisar savaşını gerçek boyutlarına oturtmuştur.
Koyunhisar’dan sonra çalışmalarını Karacahisar Kalesi kazılarına danışmanlık yaparak sürdürmüştür.
İnalcık ve Karacahisar Kalesi
İnalcık, sadece kuramsal düzeyde kalmamış, kuruluş dönemiyle ilgili stratejik noktalarda kazılar yapılmasını aktif olarak teşvik etmiştir.
Bu kapsamda, 1999 yılında başlatılan Eskişehir Karacahisar Kalesi kazılarında danışmanlık görevini üstlenerek arkeolojik verilerin tarih yazımına entegre edilmesine doğrudan katkı sağlamıştır
Halil İnalcık, Türk tarihçiliğinde yazılı belgeye dayalı klasik anlatımın dışına çıkarak, arkeolojik veriyi tarihin asli bir kaynağı haline getiren yeni ve farklı bir anlayışın öncüsü olmuştur.
Eskişehir Karacahisar Kalesi kazıları, Türkiye’de doğrudan Osmanlı dönemini araştırmaya yönelik en önemli arkeolojik çalışmalardan biri olarak kabul edilmektedir
Kaynaklarda bu kazılarda ulaşılan buluntulara dair şu bilgiler yer almaktadır:
- Küçük Buluntular ve Seramikler: Kazılarda Osmanlı dönemine ait çeşitli küçük buluntulara ve seramiklere ulaşılmıştır.
- Özellikle kaynaklarda yer alan görsellerde, bu kazılardan elde edilen Osmanlı dönemine ait bir lüle (toprak tütün piposu) örneği açıkça görülmektedir.
- Maddi Kültür Verileri: Karacahisar gibi Osmanlı arkeolojisi kazıları; yazılı belgelerin eksik kaldığı konularda ekonomi, maddi kültür, askeri teçhizat, yerleşim ve nüfus gibi pek çok alana ışık tutan fiziki kanıtlar sağlamaktadır.
- Tarihsel Kanıtlar: Prof. Dr. Halil İnalcık’ın danışmanlığında yürütülen bu çalışmalar, sadece nesnel buluntular elde etmekle kalmamış, aynı zamanda Osmanlı Devleti'nin kuruluş dönemindeki stratejik yerleşim modellerini ve tarihi olayların geçtiği mekânları arkeolojik verilerle doğrulamıştır.
Karacahisar Kalesi kazılarında, kalenin sur duvarlarının yanı sıra yerleşim düzenine dair önemli mimari yapılar ve temeller gün yüzüne çıkarılmıştır. Kaynaklarda paylaşılan görsellerde, kale içerisinde birbirine bitişik nizamda inşa edilmiş çok sayıda oda ve mekândan oluşan yapı gruplarının temelleri açıkça görülmektedir.
Bu kazılar genel olarak şu yapısal ve kültürel verilere odaklanmaktadır:
- Yerleşim Birimleri: Kaledeki sosyal yaşamı ve yerleşim modelini aydınlatan konut veya hizmet amaçlı kullanılan yapı kalıntıları.
- Askeri Mimari: Kalenin savunma sistemine ve stratejik konumuna dair fiziki kanıtlar.
- Maddi Kültür Kalıntıları: Yapıların yanı sıra bu mekânlarda gündelik yaşamda kullanılan seramikler ve lüle (tütün piposu) gibi küçük buluntular.
- Bu arkeolojik veriler, Osmanlı Devleti’nin kuruluş dönemindeki yerleşim, nüfus ve askeri teçhizat gibi konularda, yazılı belgelerin eksik kaldığı noktaları tamamlamaktadır.
Bu kazılar, arşiv belgelerine yansıyan bilgilerin arkeolojik buluntularla desteklenmesi ve Osmanlı tarihinin maddi belgeler üzerinden yeniden yorumlanması açısından kritik bir rol oynamaktadır
Eskişehir Karacahisar Kalesi yanında Türkiye’de birçok Osmanlı kazısı projesi mevcuttur.
Türkiye’deki Diğer Osmanlı Kazı Projeleri
Türkiye'de Osmanlı dönemine ait kalıntıların incelenmesi, başlangıçta antik kent kazılarındaki üst tabakaların araştırılmasıyla başlamış, zamanla doğrudan Osmanlı odaklı projelere dönüşmüştür.
- Harput Kalesi Kazıları: Kazıyı yürüten ekip tarafından doğrudan "Osmanlı Arkeolojisi" olarak adlandırılan bu çalışma; tarihçiler, sanat tarihçileri ve arkeologlardan oluşan disiplinlerarası bir kurul tarafından yönetilmektedir.
- Edirne Yeni Saray (Saray-ı Cedîd-i Âmire): Edirne'de Osmanlı saray mimarisini ve yaşamını anlamaya yönelik devam eden kapsamlı kazılardır.
- Kırklareli Demirköy Fatih Demir Dökümhanesi: Osmanlı askeri sanayisine ve teknoloji tarihine ışık tutan önemli bir endüstriyel arkeoloji projesidir.
- İznik Çini Fırınları: Prof. Dr. Oktay Aslanapa tarafından başlatılan bu kazılar, arkeolojik yöntemlerin Osmanlı maddi kültür kalıntıları üzerine uygulandığı ilk çalışmalardan biri kabul edilir.
- İstanbul Saraçhane Kazıları: Martin Harrison tarafından yürütülen bu kazılarda, Bizans tabakalarının yanı sıra Osmanlı İstanbul’una ait önemli buluntular ortaya çıkarılmış ve yayınlanmıştır.
- Savaş Alanları Arkeolojisi (Gelibolu): Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi tarafından yürütülen; Conkbayırı, Anzak ve Arıburnu gibi bölgeleri kapsayan uluslararası projeler, Osmanlı askeri tarihine yeni bir boyut katmaktadır.
Dış Ülkelerde Osmanlı Kazı ve Araştırma Projeleri
Osmanlı arkeolojisi, özellikle imparatorluktan ayrılan ulus devletlerin kendi tarihlerindeki Osmanlı tabakalarını incelemeye başlamasıyla yurt dışında ivme kazanmıştır.
- Yunanistan (Atina Agorası): Amerikalı arkeologlar tarafından yürütülen bu kazılar, prehistorik dönemden modern zamanlara kadar kesintisiz bir tabakalaşma (stratigrafi) sunması bakımından en iyi örneklerdir. Bu kazılarda bulunan Osmanlı dönemi seramikleri üzerine yapılan yayınlar, günümüzde halen bu alanda en fazla başvurulan temel kaynaklar arasında yer almaktadır. . Özellikle Alison Frantz'ın 1942 tarihli "Turkish Pottery from the Agora" adlı çalışması bu alandaki en önemli referanslardan biridir.
- Ayrıca Mora, Mesennia ve Boeotia gibi bölgelerde geniş kapsamlı yüzey araştırmaları yürütülmüştür. Yunanistan, Osmanlı arkeolojisi ve özellikle Osmanlı seramikleri üzerine yapılan bilimsel çalışmalar açısından öncü konumdadır. Bu alandaki araştırmalar, Osmanlı dönemine ait maddi kültür kalıntılarının antik kalıntılarla birlikte tasnif edilip değerlendirildiği ilk örnekleri sunmaktadır.
- Korint ve Kerameikos Çalışmaları: Atina Agorası'nın yanı sıra Korint (Corinth) ve Kerameikos bölgelerinde yapılan kazılarda da Osmanlı seramikleri ve lüleleri (toprak tütün pipoları) üzerine kapsamlı incelemeler yapılmıştır. Rebecca Robinson'un bu bölgelerdeki tütün pipoları üzerine yaptığı çalışmalar literatürde önemli bir yere sahiptir. Ayrıca Korint'te erken Osmanlı dönemine ait bir mezarlık da tespit edilmiştir. Bölgesel Yüzey Araştırmaları ve Yerleşim Modelleri, son yıllarda geliştirilen yeni metodolojilerle, arkeolojik seramik buluntuları arşiv kaynaklarıyla birleştirilerek değerlendirilmektedir. Bu kapsamda Mora (Morea), Mesennia, Boetia ve Argos gibi bölgelerde ve Ege adalarında (Sisam, Midilli, Kiklad Adaları) çok önemli sonuçlara ulaşılmıştır. Araştırmacı Athanasios Vionis, Orta Yunanistan'daki (Boeotia) Osmanlı köyleri üzerine yaptığı çalışmalarda seramikleri; konut dokusu ve gündelik yaşamla ilişkilendirerek incelemiştir. . Benzer şekilde Kiklad Adaları'ndaki Orta Çağ ve sonrası dönem maddi kültür varlıkları üzerine de kapsamlı araştırmalar yürütmüştür.
- Adalar ve Diğer Bölgeler: Hector Williams tarafından Midilli'de (Mytilene) yürütülen çalışmalar, bölgedeki Osmanlı seramik varlığını aydınlatmıştır. Ayrıca Girit (Crete) ve Kıbrıs gibi adalarda da arazi kullanımı ve yerleşim modellerini anlamaya yönelik seramik odaklı araştırmalar mevcuttur. Bu çalışmaların en büyük özelliği, Osmanlı dönemini diğer kültür katlarından ayırmadan, aynı bilimsel arkeolojik yöntemlerle araştırması ve bu verileri tarihsel belgelerle entegre etmesidir.
- Bosna Hersek (Saraybosna): Saraybosna Müzesi tarafından yürütülen çalışmalarda Uzun Hacı Mustafa Camisi, Kalın Hacı Ali Mektebi, Taşlıhan ve Firuz Bey Hamamı gibi pek çok yapı gün yüzüne çıkarılmıştır.
- Macaristan ve Balkanlar: Budapeşte (Víziváros), Romanya (Timișoara Kalesi ve Osmanlı mezarlığı), Arnavutluk (Delvina ve Butrint Ali Paşa Kalesi) ve Kosova (Üsküp Kalesi) bölgelerinde Osmanlı izlerini araştıran kazılar mevcuttur.
- Orta Doğu ve İsrail: İsrail’deki Tel Zeitah kazıları ve Lübnan’daki Qala’t Tibnin gibi projeler bölgedeki Osmanlı etkisini araştırmaktadır.
- Ürdün ve Mısır: Ürdün’deki Osmanlı Hac Yolu araştırmaları ve Kahire’nin doğusunda bulunan Osmanlı lüle (tütün piposu) atölyesi kazıları dikkat çekici projelerdir.
Bu kazılar Osmanlı’nın ekonomisi, sosyal yaşamı ve yerleşim modelleri hakkında önemli bilgiler veriyor. Sadece mimari yapıları değil, aynı zamanda seramikler, lüleler, sikkeler ve askeri teçhizat gibi küçük buluntular üzerinden de bize kritik ayrıntılar sunuyor.
Devam edecek: Osmanlı Dönemi - III
Kaynaklar:
Körpe, Reyhan. 2010, Tarih Araştırmalarında Yeni Bir Metot: Osmanlı Arkeolojisi, Uluslararası Prof. Dr. Halil İnalcık Tarih ve Tarihçilik Sempozyumu Bildiriler, II. Cilt, TTK. Yay. VIII. Dizi – Sayı: 32b
Körpe, Reyhan. 2022, Dünyada ve Türkiye’de Osmanlı Arkeolojisi çalışmaları ve Osmanlı Arkeolojisinin Geleceği, Çelebi Dergisi, Sayı 9, Sayfa 223-236



