Cumhuriyet meydanından başlayıp İnönü ilkokuluna kadar ve saray caddesi derinliğindeki sit alanının, zaman içinde nasıl küçültüldüğünü ve tarihi evlerin duvarlarının dibine dibine nasıl apartmanlar dikildiğini araştırdığınızda; önünüze çıkan isimlerin yakınları, yalı kumsalında bırakın bir kaşık betonu, ahşabın bile peşine düşerek günah çıkarıyor olabilir mi?..
Diğer tarihi binaların yanlarına bakın. Hamamların, hanların, kiliselerin...
Diplerine yaslanmış yapıları göreceksiniz. Bunar nasıl yapıldı. Kültür varlıkları koruma kanunu yeni çıkmadı değil mi?..
Bu hatırlatmayı yaptıktan sonra gelelim yalı kumsalına yapılan ahşap işçiliklerine...
Önce çakılan bu kalasları sportif faaliyetleri izlemek üzere geçici yapıldığını düşündüm. Sonra faaliyet alanını aşan yerlere de yapıldığını görünce geçici olmadığını anladım.
Ama hayret ettim!
Böyle bir işçilik olamaz. Hiç bir estetik yok! Sanki alel acele, sıradan bir insanın elinden çıkmış gibi.
Kalaslar yamuk yumuk yerleştirilmiş. Kalasların ağızları bir birini karşılamıyor. Çiviler her an yerinden çıkacakmış gibi...
BU İŞİ KÜÇÜK BİR KASABA BELEDİYESİ YAPMIYOR DEĞİL Mİ?
Aslında güzel ve yerinde olacak bir iş, kötü bir işçilik yüzünden kıymetini ortaya koyamıyor.
Peki neden hep böyle oluyor. Ordu Büyükşehir Belediyesinin yaptığı her işte sürekli bir tartışma ortamı doğuyor?
Ya proje tartışılıyor, ya projenin yeri tartışılıyor, ya işçilik tartışılıyor!
Aslında sağlıklı doğacak çocuk, sakat doğuyor!
Bence burada proje yönetiminde bir acemilik var. Proje ve uygulama ekipleri nitelikli olmadıklarını gösteriyor.
“Beylik Horusu” diye ortaya koydukları proje alanı hala tartışılıyor. Önce “Beylik horusu” ismi tartışıldı. Bu isim de nerden çıktı diye. Hem anlam açısından hem de “horu” diye anılan yerin söz konusu alan ile hiç bir alakasının olmaması açısından, isim ile proje özdeşleştirilemedi...
Şehirler arası yol kenarına yapılan “yöresel ürün satış yeri” de benzer akibeti yaşıyor. Boş boş duruyor. Artık toz toprağa bulandı. Çalıştırılamıyor... Oysa biraz konsep değişimi ile çok verimli bir şekilde çalıştırılabilir potansiyeli taşıyor.
Bir belediye açısından kent tasarımına yönelik çalışmalar çok önemlidir. Çünkü kent tasarımı, kentin resminin değişimidir.
Kentin resmini değiştiremediğiniz sürece, mevcut yola asfalt, limanda beton dökmeniz, toprağın altına boru koyup, üzerine çiçek dikmeniz hizmetlerinizin karnesi olmayacak!
Bu gün Ordu Büyükşehir Belediyesinin her ne kadar çok şey yapmış olsa da, yaptığı tek şeyin “çamlık kafe” olarak görülmesi dikkate değer bir olgu...
DÜŞÜNMENİZ GEREKİR!..
Kent tasarımına kafa yormanız gerekir.
Kent tasarımı ayrıca “insan yoğunluğu” tasarımını da içerir.
Eğer insanların aynı noktada yoğunlaşmasına hizmet eden şeyler düşünüyorsanız sınıfta kalmışsınız ve hatta hiç bir vizyonunuz yok demektir.
İnsanlara farklı noktalarda sosyal etkileşim imkanı sunan fikirleriniz olmalı. Kentin ana merkezine yönelik fikirler aslında hiç bir fikrinizin olmadığını gösterir.!
Kenti tasarlamak sosyal yaşam alanlarını da tasarlamak demektir. Sosyal yaşam alanlarını tasarlarken de en önemli amaç insan yoğunluğunu şehir merkezinden uzaklaştırmak ve yaymak olmalıdır. Şehir merkezinde asırlarca zamandır oluşmuş hazır mekanlar üzerinde düşünmek kolaycılıktır ve hazırcılıktır.
Mesela, kent tasarımı dediğimizde, özellikle vurguladığımız insan yoğunluk tasarımınına, Ünye Belediyesi projesi olan Asarkaya Panorama Kafe güzel bir örnek teşkil etmiştir.
Böylesine küçük fikirler konuşulurken, trafik, pazaryeri, içkili mekan dağınıklığı ve belediyenin vatandaşa yol göstermesi yerine vatandaşın belediyeye yol gösterdiği bir belediye işletmeciliğinden sıyrılmak gibi büyük sorunların hala bekliyor olması ayrıca dramatik bir husustur.




