İSMAİL AYDIN


Konforun Bedeli


Her sabah uyanır uyanmaz telefonumuza uzanıyoruz. Yeni bir teknoloji çıktığında, sanki hayatımız tamamlanacakmış gibi heyecanlanıyoruz. Bize hız, kolaylık ve zaman kazandıracağı söyleniyor.

Gerçekten de bazı şeyler artık çok daha kolay. Navigasyonla yol buluyor, dünyanın öbür ucundaki birine saniyeler içinde ulaşabiliyoruz. Ama bu kolaylığın pek konuşulmayan bir yönü de var.

Teknolojiyi çoğu zaman kendi isteğimizle seçtiğimizi düşünüyoruz. Oysa bu seçimler tamamen bize ait olmayabilir. Reklamlar, tanıtımlar ve sosyal medya bize sürekli aynı şeyi söylüyor: “Buna ihtiyacın var.” Bir süre sonra buna gerçekten inanmaya başlıyoruz.

Böylece ihtiyaçlarımız fark etmeden büyüyor. Şirketler kazanırken, biz de farkında olmadan bir bedel ödüyoruz. Bu bedel sadece para değil. Dikkatimizi, huzurumuzu ve odaklanma gücümüzü de kaybedebiliyoruz.

Üstelik bu durum çoğu zaman fark edilmeden ilerliyor. Bir bildirim daha, bir video daha derken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyoruz. Günün sonunda ise yorgun ama tam olarak ne yaptığını hatırlamayan birine dönüşebiliyoruz.

Sürekli çevrimiçi olmak, bir şeyleri kaçırma korkusu ve her şeye yetişme telaşı artık günlük hayatın bir parçası oldu. Teknolojiye ayak uydurmak neredeyse zorunlu hale geldi.

Bazen de yalnız kalmaktan kaçıyoruz. Sessiz kalmak yerine ekranlara sığınıyoruz. Oysa insanın kendisiyle baş başa kalması da bir ihtiyaçtır.

Elbette teknolojiden tamamen vazgeçemeyiz. Ama onunla aramıza mesafe koymayı öğrenebiliriz. Konforun cazibesi büyüdükçe bağımlılık da artar.

Bu yüzden kendimize şunu sormalıyız: Mutluluğumuz gerçekten bize mi ait, yoksa bize sunulan bir yanılsama mı?

Belki de bu çağda en önemli beceri, hayatın kolaylıkları ile gerçek ihtiyaçlarımız arasında denge kurabilmektir.

Bu meseleyi detaylıca bir düşüneli bence…

 

YAZARLAR

https://www.facebook.com/%C3%9Cnye-Kent-Ofset-106507792092593