Osmanlı döneminde İstanbul’daki yabancı elçilikler haince düşünceler üreten ve vatan hainlerini arkalayan odaklardı. Bu gün de baktığımız zaman aynı teraneler sergileniyor.
Dün olduğu gibi bugün de Amerika ve Avrupa Elçilik ve Konsoloslukları Türkiye için kötülükler üreten şer odaklarıdır… İçimizdeki sözde Türk denilen bazı hainler de onların uşaklarıdır.
Hem bu kadar çok kahramanı, hem de kendi ülkesine bu denli hainlik edeni olan başka bir ülke var mıdır ? bilmiyorum. Dünyanın belası Amerika, her ülke ile aynı oranda uğraşmaz.
Amerika’nın bir ülke ile ittifak kurması, o ülkeden ne denli çıkar sağlayabileceği ile alakalı olduğu gibi, her hangi bir ülke ile uğraşması da o ülkeden alabileceğini alamaması, kendi dümen suyuna ise çevirememesi ile alakalıdır. Amerika ve Avrupa ülkelerinin konsolosluklarını geçici olarak geri çekmeleri tamda bu fotoğrafla örtüşüyor.
Zira Türkiye’nin başta savunma olmak üzere sanayide ileri hamleler yapması, bölgede figüran değil bilakis oyun kuran olması, Amerika ve Avrupa ülkelerini çılgına çeviriyor.
Amerika böyle durumda olan ülkelerin başına sürekli belalar açmaya çalışmıştır. Böyle oluyor diye eski Türkiye’ye mi döneceğiz? Asla, aldığımız mesafeden kesinlikle geriye dönemeyiz, dönmemeliyiz!
Ha emperyalist ülkeler ülkemizin söz dinleyen eski koşullara dönüşmesi için ülkemizin aleyhine olan çalışmalarını sürdürecekler, bu minvalde ülkemiz içeresindeki uzantılarını elbette kullanacaklardır.
Bu böyle olmuştur, böyle olmaya da devam edecektir. Ama biz böyle olmaya devam ediyor diye pes edecek değiliz… Vatansever insanlar ne yapabilirim demeden ülkemizin istikbali uğrunda ellerinden gelen tüm çabayı her konuda ve her alanda göstereceklerdir… Düşünsenize Nene hatunlar, Kara Fatmalar ve onlar gibi binlerce vatan evladı ben ne yapabilirim demeselerdi, Gazi Mustafa Kemal’in liderliğinde birleşmeselerdi, bu vatan kurtuluş savaşını kazanabilir, hürriyetine kavuşabilir miydi?
Günümüzde dünya siyasi denklemine baktığımızda Amerika’nın dünya liderliği savlarıyla hareket ettiğini görüyoruz… Zira Sovyetlerin dağılmasıyla durum iki kutuplu dünyadan bu konuma evrilmiştir.
Amerika ( ben Amerika şirketi diyorum) Dünya liderliği şablonunda yola çıkarken, dünya ile ilgilenmenin, dünyanın lideri olmanın, bu uğurda her şeyi mubah saymanın kendisine Tanrı tarafından verilmiş bir görev olduğu düşüncesi ve politikası ile hareket etmiştir.
Bu bakımdan kendi için bunu bir hak görmektedir. Onlara göre Tanrı onları dünya liderliğine seçmiştir… Sahiden buna inanmak gibi bir manyaklıkları vardır Amerika’yı yönetenlerin.
Ülkemizde on ilde meydana gelen deprem yüreklerimizi dağlamıştır. Bu deprem için bile düşüncesizce makaleler neşreden Avrupa basını tek dişli canavar kimliğini yine ortaya koymaktan çekinmemiştir.
Depremde hayatını kaybeden yurttaşlarımıza Allahtan rahmet diliyorum, ailelerinin ve ülkemizin başı sağ olsun. Yaralılarımıza Rabbim acil şifalar versin, halen göçük altında kalanlara kurtuluş ihsan etsin.
Ülkemizde şu anda deprem bölgesine yönelik çok büyük birlik beraberlik ve yardımlaşma ruhu sergilenmektedir. Bu sevinç ve güven verici bir kıymettir.
Bu birlik beraberliği ülkemiz üzerinde oyun kuranlar için de sergilemek en güçlü dileğimdir.
Televizyonlarda uzmanlar anlatıyorlar, çokbilmişlik etmek istemiyorum.
Ama soruna kısaca değinmemi mazur göreceğinizi umarım. İnşaatlar yapılırken Devletin ve Belediyelerin ilgili birimlerinin, yapı denetim kurumlarının, inşaat aşamasında iken çalışma aşamalarının yeterli derecede kontrol etmedikleri anlaşılmaktadır… Bu zafiyetin de müteahhitlerin çoğunluğunun malzemeden çalmasına yol açtığı görülmektedir. Bundan böyle başımıza gelen bu felaketten ders almak, temelden başlayarak inşaat aşamasında ciddi manada denetim yapacak mekanizmalar ile kaliteli inşaatlar yapacak çalışmaları başlatmak zorunluluk olmuştur


