BERKAY YALIN


LATiFE HANIM

Mimar


Latife Uşşakî 

(d.17 Haziran 1898, İzmir - ö. 12 Temmuz 1975, İstanbul)

 

(Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün ilk ve tek evliliğinde eşiydi. 29 Ocak 1923 ile 5 Ağustos 1925 tarihleri arasında, iki buçuk yıl Atatürk ile evli kalmıştır.)

 

 

“Latife Hanımın hiç böyle modern görünümlü bir resmini hiç görmemiştim.” diye anlatmaya başlıyor…

 

Tanınmasın, rahatsız edilmesin diye, Atatürk'ün isteğiyle “Fatma Sadık” adıyla pasaport düzenlenmişti, yurtdışına giderken “Latife” kimliğini değil, “Fatma Sadık” kimliğini kullanıyordu.

 

Konser, tiyatro kaçırmazdı.

Kenter Tiyatrosu'ndan sezonluk koltuk alırdı.

 

Beyoğlu'na sinemaya giderdi.

Yemesine içmesine dikkat ederdi, hiçbir yaşında kilo almadı.

 

Saçını boyamadı, bembeyaz saçları gür ve ışıl ışıldı.

 

Topuz yapardı, daima fildişi tarağıyla tuttururdu.

 

Müthiş kütüphanesi vardı.

Shakespeare, Goethe, Schiller, Corneille, orijinalinden okurdu. Tevfik Fikret, Ahmet Haşim, Yahya Kemal, ezbere bilirdi.

 

50 yaşından sonra Rusça öğrendi, Puşkin hayranıydı.

 

Emektar Rum kadın hizmetlisi vardı. İrfan hanım adında aşçısı vardı.

 

Şoför kullanmazdı, taksiyle dolaşırdı.

 

Göğüs kanseri oldu.

1975 yılında 76 yaşındayken gözlerini yumdu.

 

Devlet töreni yapılmadı.

Tabutuna Türk Bayrağı örtüldü.

 

Cenaze namazı Teşvikiye Camisi'nde kılındı, Edirnekapı Şehitliği'nde toprağa verildi.

 

Ziraat Bankası'nda ve Osmanlı Bankası'nda iki kasası vardı.

 

Bu kasalar, vefatından dört sene sonra açıldı...

 

Cumhuriyet tarihine ait belgeler mirasçıları tarafından Türk Tarih Kurumu'na verildi.

 

Özel eşyaları tasnif edilirken, bir nikah yüzüğü çıktı. Platindi. İçinde ;

“Latife 1339” yazıyordu... Yüzüğü pembe bir kağıtla paketleyip, mücevher kutusuna koymuş, kutuyu da tülbentle sarmıştı.

 

Atatürk vefat ettiğinde de, özel eşyaları arasında incecik platin bir yüzük bulundu, şu anda Anıtkabir müzesinde yeralan o yüzüğün içinde 

“Gazi M. Kemal 1339” yazıyordu.

 

Ayrılırken yüzüklerini birbirlerine iade etmişlerdi.

 

Her ikisinin de ömürlerinin sonuna kadar sakladıkları nikah yüzükleri….

İsmet İnönü'nün hediyesiydi. Lozan'dan getirmişti.

 

Mustafa Kemal evlilik kararını kalbiyle vermişti ama, evlilik tarihini aklıyla belirlemişti.

 

Bir ay önce dünya ile masaya oturmuştuk, Lozan görüşmeleri başlamıştı, Lozan Antlaşması imzalanana kadar, tarihi satranç hamleleri altı-yedi ay devam edecekti.

 

Latife'nin batılı kadınlardan çok daha ileri seviyede eğitime sahip olması, müslüman Türk kadınları için “rol model” olması, Avrupa basınında çoook geniş yer buluyordu, müthiş sempati yaratıyordu.

 

Türkiye'deki dönüşümün vücut bulmuş haliydi. 

 

Modern Türkiye'nin modern yüzüydü. Ankara'ya yönelik algıyı değiştirmişti.

 

Hem uluslararası imajımızı güçlendirmiş, hem de Lozan'daki Türk heyetinin eli güçlenmişti.

 

Nikah tarihi bu anlamda çok çok önemliydi. Bana sorarsanız, Lozan Antlaşması'nın yazılmayan yönüdür bu. 

 

Lozan Antlaşması, sadece Kurtuluş Savaşı'nın neticesi değildir. Aynı zamanda, kadın-erkek eşitliğinin zaferidir.

 

Lozan Antlaşması, sadece Türkiye Cumhuriyeti'nin 

tapusu değildir.

 

Kadınların

* eşit eğitim hakkıdır, 

medeni nikah hakkıdır, 

* boşanma hakkıdır, 

* velayet hakkıdır, 

* miras hakkıdır, 

* seçme - seçilme hakkıdır, 

* meslek edinme hakkıdır, 

* çalışma hayatına katılabilme    özgürlüğüdür, 

* eşit işe eşit ücret hakkıdır, 

* kürtaj hakkıdır, 

* gebeliği önleme hakkıdır, 

* kızlık soyadını kullanma hakkıdır...

 

Lozan Antlaşması; 

kadınların kafesten, peçeden kurtulmasının antlaşmasıdır, kadınların sokağa çıkabilme özgürlüğüdür, seyahat özgürlüğüdür, yanında erkek olmadan restorana, sinemaya, tiyatroya, konsere gidebilme özgürlüğüdür, sanatçı olabilme özgürlüğüdür, spor yapabilme özgürlüğüdür.

 

Lozan Antlaşması, kadınların artık bu topraklarda “ikinci sınıf insan olmadığının” belgesidir.

 

Bu yüzden…

Neredeyse 100 yıl sonra, 2015 yılında, Avrupa'nın en köklü üniversitelerinden olan Viyana Üniversitesi “cinsiyet eşitliği” temasıyla küresel sergi açtı.

 

Dünya çapında değerlendirme yapıldı, dünya kadınlarına tarih boyunca “rol model” olmuş 36 kadın tespit edildi.

 

Büstleri üniversitenin avlusuna yerleştirildi….

 

Dünya çapındaki 36 öncü kadından biri, Latife'ydi...

 

Mecdelli Meryem,

Marie Curie,

Mileva Einstein,

Frida Kahlo,

Elisabeth Oppenheim,

Sylvia Plath,

Virginia Woolf,

 Josephine Baker,

Maria Callas,

Sara Baartman,

Ana Mendieta,

Hapşetsut,

Janis Joplin,

Sappho,

Maria Montessori,

Papstin Johanna,

Gertrude Stein,

Susan Sontag…

 

Latife Hanım onların arasındaydı...

 

(Ali Bora Özbey’den derlenmiştir.)

 

Ruhu şad olsun…

 

YAZARLAR

https://www.facebook.com/%C3%9Cnye-Kent-Ofset-106507792092593