Mahalle kültürü deyimi bazılarına belki nostaljik bir ifade gibi gelebilir.
Aslında tam olarak öyle değil.
Mahalle kültürünün ifade ettiği kavramlar yaşamın tüm değerlerini merkeze alan yaşam biçimidir.
O yaşam biçimi mahallede sosyalleşmenin, dayanışmanın, sevgi ve hürmetin tutkalıdır.
O yaşam biçimi, güvenin ve birbirini anlamanın, tasanın ve sevincin paylaşıldığı yaşamın adıdır.
Mahallede herkesin birbirini tanıdığı, andığı, hal hatır sorduğu hayat tarzıdır.
Günümüzde ise bırakın mahalleyi, aynı Apartmanda oturanlar birbirini tanımıyorlar.
Denebilir ki, artık mahalleler büyüdü, onun için mahalle kültürünü yaşatmak zordur.
İşte buna katılmıyorum… İstersek eski oranda olmasa bile, o değerleri kısmen yaşayabiliriz ve devam ettirebiliriz.
Ben dostlarımla Burunucu Mahalle şenliklerini neden yapıyordum? Hiç değilse senenin maayen bir zaman diliminde Mahalle halkı müşterek bir amaç için bir araya gelsinler, dostluk tazeleyip hasret gidersinler diye!
O şenliklere sadece şu anda mahallede oturanlar değil, mahallemizden olup başka mahalleye taşınmış ya da Ünye dışında yaşayan mahallemiz insanları, hatta Mahallemizde yaşamamış ama mahalle kültürünü özleyen insanlar katılıyorlardı.
Mahalle kültüründe çocuğunuzu komşuya bırakıp herhangi bir yere gidebilmenin, yaptığınız yemekten komşuya da ikram etmenin, komşunun adeta bir psikolog gibi derdini dinleyip ona yol gösterip rahatlatmanın değerleri vardır.
Mahalle kültüründe her tarafı saran zincir marketlerin dara soktuğu bakkalın çok önemi vardır.
Çünkü Mahalleye gelen yabancı mahalle bakkalına adres sorar, aybaşını getiremeyen ondan veresiye alır, hatta kimisi ondan ödünç para alır, emanetçilik yapar çünkü ona almak üzere emanet bırakılır, aileden biri alacak diye tembihlenip evin anahtarı bile bırakılır, mahallede bir hayır işi olsa önce ondan para istenir, gecenin geç saatinde bile ondan ihtiyaç giderilir… Cepte para çok olunca zincir marketlere, azalınca ondan veresiye alınır… Mahalle bakkalı aynı zamanda bedavadan psikolog görevi de yaparak Mahallelinin dertlerini dinler.
Şaka bir yana, işte sadece bu sebeplerden alışverişlerimizi mahalle bakkalından yaparak onların ayakta kalmalarına destek vermemiz gerekir.
Sadece o kadar değil tabi… Aslında diğer alışverişlerimizi de Ünye esnafından yapmak en doğrusu.
Siz hiç gidip yabancı marketlerden beş kuruşluk bir yardım alabilir, ya da indirim yaptırabilir misiniz?
İyi gününüzde kötü gününüzde, düğününüzde şenliğinizde yanınızda kim var? Ünye esnafı!
Haa nerede kalmıştık? Mahalle kültüründe. Çocuklarımıza mahalle kültürünü, komşuluk ilişkilerinin değerlerini öğretmeliyiz. Bunu geniş sitelerde bile otursak yapmalıyız.
En önemlisi de komşuluk haklarını iyi takip etmeli yaşamalı ve yaşatmalıyız.
Günümüzde gürültü, köpek havlaması, ya da halı silkeleme gibi hadiselerden dolayı çokça komşu kavgalarına şahit olmaktayız.
Hâlbuki idrak sahibi olur, komşunun rahatsız olmasına sebep olmamızı kul hakkı olarak düşünürsek, inanın hiçbir mesele kalmaz.
Yazımı, Peygamberimizin komşuluk ilişkileri ile ilgili bir hadisiyle bitirmek isterim:
Cibril bana sürekli olarak komşuya iyilik yapmamı tavsiye etti. Bu sıkı tavsiyeden, komşunun komşuya mirasçı kılınacağını zannettim


