YAHYA CUMHUR TAPÇI


MAHŞERİ ŞEHİRLERDE YALNIZ İNSANLIK


Insan, birey olma sevdasiyla bireysellesmis, birbirinden kopmus ve kendi basi derdine düsmüs durumda. Sanki ortalik Mahser Günü… Herkesin birbirinden kaçtigi, uzaklastigi, kendi derdinden, sikintisindan baska kimseyi görmedigi/göremedigi günlerdeyiz… Insanlar birbirinden habersiz, ilgisiz ve bilgisiz…

Kardesin kardesten, akrabanin birbirinden ve kapi bir komsunun yaninda olup bitenden bir haberi yok… Yoksa dünyada Mahseri mi yasiyoruz ne… Kim bilir… Belki de kiyamet koptu da herkes kendi basinin derdinde… Bu hal pandeminin ortaya çikardigi bir durum degil… Insanlarin birey olmakla bireyselligi birbirine karistirmasinin bir tezahürü… Insan, insanlardan uzak, “ben” bencilliginde yasarken “biz”e bakmaya, “biz”i görmeye vakit bulamiyor… Biz, birlik demektir… Biz, ortaklik, is birligi, paylasma, bölüsme, el birligi, is birligi, güç birligi demektir ve “biz”de birlikte karar verme prensibi vardir.

Son zamanlarin insan profiline baktigimizda insanlik kavramindan uzak haliyle karsilasiyoruz. Bütün insanlari ayni kefeye koymak pek dogru olmamakla birlikte olumsuzluklar toplumu olumlu davranislardan daha fazla etkiliyor. Dolayisiyla insan, kendinden kaynaklanan sorunlari degil baskalarindan kaynaklanan sorunlari sorun olarak gördügü için sorunlar yumagi ile yuvarlanip gidiyor insanlik.

Cadde ve sokaklarda, evlerde, is yerlerinde Insanlar somurtkan, sikintili ve üzgün tavirlarla kosusturuyor… Herkes bir o yana bir bu yana akip giderken, sehrin bir sokaginda yasli bir insan kendi yalnizligina yaniyor. Bir baskasi, kendi kösesine çekilmis basina gelmis çaresiz bir hastaligin pençesinde tek basina bogusuyor… Karsidan karsiya geçerken bir aracin altinda sürüklenen ve gençliginin baharinda terki diyar eden bir genç… Son model arabasinin gazina basarken tozu dumana katan, baskalarina hava atma derdiyle mal mülk biriktiren, villalarin, kösklerin balkonundan insanlari tepeden süzen zenginlik hastalari… Yoksullugunu belli etmemek için çirpinan ve kimseye el avuç açmayip kendi yoksullugu içinde bogusan gururlu, öbür yanda yoksulluk görmemis fakat yoksullugun dibini yasayip ona buna el açan yüzsüz insanlar…

Sokaklar kirli, apartmanlarin pencerelerinden yansiyan parlak isiklar gönüllerdeki karartilari örtemiyor. Sehir, parlak isiklar altinda yasiyor yalnizligini, farkindasizligini, yoksullugunu… Lüks hayat içinde yasayan insanlarin yoksullugu siritiyor yüzlerinden yeryüzüne… Yoksulluk yakamizdan akiyor da çevremizi kirletiyor… Çevre kirliliginden sikâyet edip dururken bunun sebebinin “ben” çöplügünde yasadiginin ve bu kirliligi etrafina yaydiginin farkinda bile olamiyor insan… Bu farkindasizligin sebebi, kusuru baskalarinda arama, baskalarinin hatalariyla mesgul olmakta ve bütün bunlarla mesguliyetten kendi “ben”inin esareti altinda olus yatmaktadir.

Kisi, kisilik kavramlarinin anlami karsisinda birey ve bireysellik kelimelerinin olumsuzlugu bencilligi, negatif çagrisimi insanlarin gönüllerini kirlettigini görüyoruz. Bunca olumsuzluk, bencillik, sadece kendini düsünme, benmerkezci anlayis yüzündendir. Ben anlayisi, insanlari birbirinden uzaklastiriyor. “Ben”lerin çatismasi uzaklastiriyor insanlari birbirinden. Uzaktan birbirini gören insanlarin alacaklisini görmüs gibi yol degistirmesi, görmezden gelmesi, selamlasmamasi toplumsal dagilmanin temelini olusturuyor.

Savrulmus gidiyor insanlar ve insanlik alip basini gitmis bir yerlere… Bu gidis, insanlarin sonuna yaklasmasidir. Insanligin olmadigi yerde insanin varligi ne ifade eder ki… Insanlari diger canlilardan farkli, üstün kilan özelligi insanligidir. Insanligini kaybetmis insan sadece bir canlidir; hayvan ve bitkiler de birer canlidir. Bir kisim insanlarin insan olmaktan uzak diger canlilarla esit olma arzulari karsisinda söylenecek bir sözümüz yok. Insanlik yoksa insan olmak hiçbir sey degildir. Bu sonuç kiyametin baslangicidir ki, insanlar bu hengâmede kendi basinin çaresine düsmüstür ve Mahser Meydanindaymis gibi gözü baskasini görememektedir. 11.06.2021

YAZARLAR

https://www.facebook.com/%C3%9Cnye-Kent-Ofset-106507792092593