Tarihteki Mavi Vatan sevdalisi ilk Türk denizcisi olan Çaka Bey, ayni zamanda Selçuklu Ordusunda ünlü bir Türkmen birlik komutanidir. ( D.1038. ö.1092). Yasaminin ilk yillari, Anadolu’ya sefer yapan Türkmen gaza birliklerinde geçmistir. Denizcilik yasami ise, daha sonraki yillarina aittir. Bizanslilarla savasmis, kurdugu donanma ile Bizanslilara karsi ilk Türk Deniz Zaferini kazanmistir.
Tarihi bilgilere göre, atalari olan Çavuldur Boyu, 10. Yüzyil’da Türkistan içlerinden Hazar kiyilarina gelmis, o zamanlar bölgede hakimiyet kurmus olan Hazarlar’a-Hazar Kralligi’na tabii olmuslar, daha sonrada Müslümanligi kabul ederek, Selçuklu hakimiyetine girmisler, daha sonra atalarinin yasadigi Hazar kiyilarini birakip, Selçuklu’nun hakim oldugu Horasan’da, baskent Rey sehrine daha yakin bir bölgeye yerlesmislerdir.
Çaka Bey’in Türkistan’dan baslayip Anadolu’yu bulan, bir kismi Marmara-Bizans-Bogaziçi aktarmali geçen ve daha sonra Izmir- Ege’ye ve Çanakkale önlerine kadar ulasan hayat hikayesi sirasinda, hep yüreginde yasattigi deniz özlemi, hep Hazar kiyilarinda ki anayurtta geçen mutlu çocukluk anilariyla beslenip canli kalmis olmalidir.
Horasanli Türkmen Çavuldur erleri, o zamanlar sürekli olarak, batiya-Iran-Irak-Suriye ve güneye-Hindistan’a akin- sefer-gaza yapan ve fetih ettikleri topraklara Türkistan’dan gelen Oguz boylarini yerlestirerek, bu bölgeleri, kendi sosyal, ekonomik ve siyasal otoriteleri altinda tutmaya çalisan Selçuklu Sultanlari ve Hanedan üyesi komutanlarin emrine girerek, seferlere katilmaktadir. Çavuldur boyu’ da, erlerin pesi sira, kona- göçe, Mezopotamya’nin bereketli topraklarina, Musul yakinlarina kadar inmisler, oradan da Azerbaycan ve Anadolu’ya yapilan seferlere katilmislardir.
Selçuklu tarihinde Çaka Bey, Sultan Alparslan’in, Anadolu’da sefer yapan komutanlarindan biridir. Gençlik çaglarindan itibaren gaza ve seferlere katilmis, birlik komutanligi rütbelerine kadar yükselmis, 1071 yilinda kazanilan Malazgirt Zaferi’nden sonra, ileride, dogu Anadolu’da Danisment Ogullari Beyligini kuracak olan Danisment Ahmet Gazi Bey’in emrinde Anadolu’ya yapilan akinlara katilmis, bu akinlardan birinde Bizans Ordusuna yenilerek esir düsmüs, o zamanlar adi Bizans olan baskent Konstantinopolis’e götürülmüs, orada esir-misafir olarak kaldigi yillar içerisinde, kendisine iyi muamele edilerek, daha önce anavatan Büyük Roma Imparatorlugu’nun kuzeyden gelen barbar Germen kabile seflerine uyguladigi assimilasyon –uyum saglama- eritme politikasi, Çaka Bey’e de uygulanmaya çalisilmis, bu firsati iyi degerlendiren Çaka Bey, zekasi sayesinde, hem Imparator’un yakin dostlugunu kazanmis, hem de Rum-Roma-Bizans dilini ögrenmis, Bizans tarihini okumus, çok merakli oldugu denizle yan yana yasamis, Hazar kiyilarindaki balikçi denizcilikten çok farkli olan bir deniz ve denizcilik kültürü ile karsilastigi, muhtesem bir donanmaya ve muazzam bir deniz imparatorluguna sahip olan Bizans’ta, denizciligi, tersaneciligi, deniz ticaretini, deniz savaslarini ögrenmis, özellikle deniz savas gemileri, deniz savas silahlari ile deniz ve gemi üzerinde savas taktiklerini, ayrica, Bizans’in amansiz yakici silahi Rum Atesi’ni tanimis, nasil kullanildigini görmüs ve korunma yollarini ögrenmis, bu konularda usta olan Bizansli yasli denizcilerden çok seyler ders almistir.
Bizans’ta sik sik görülen saray darbelerinden biri sirasinda, bir yolunu bularak kaçmis, o zamanlar Selçuklularin elinde bulunan Iznik’e ulasip, oradan da, onun yoklugunda devam ettikleri akin ve fetihlerle Ege’ye kadar gelmis olan Çavuldur Boyu’na ve ailesine kavusmustur.
Kardesi Yalvaç Bey ile birlikte yaptiklari akinlarla Izmir-Symirna’yi feth etmis, orada kurdugu bir tersanede Symirna’li Rum ustalarina yaptirdigi 40 gemilik bir donanma ve yöredeki Çavuldur ve diger Oguz boylarindan toplayip yetistirip gemilere yerlestirdigi birkaç bin savasçi-levent-denizeri ile Izmir Körfezi’nden törenle açilip gerçeklestirdigi ilk gaza seferinde, Izmir Körfezi’nin iç kisminda yer alan Karantina Adasini, daha sonra Foça kale limanini ve kuzey Ege’de Midilli Adasi’ni feth etmis, bir yandan Çanakkale Bogazi’na dayanirken, diger yandan da Ege’de deniz ticareti için çok önemli ve stratejik konumlu Sakiz Adasi’ni da eline geçirmistir. Bizanslilar, adayi geri alabilmek için çok ugrasmislar, ancak, basarili olamamislar, ada, Çaka Bey’de kalmistir.
Adalarin birer birer elden gittigini gören ve tehlikenin büyüklügünü fark eden Imparator I. Aleksios’un, Sakiz adasini geri alabilmek için gönderdigi, Amiral Konstantin Dalassenos ve yardimcisi Amiral Doukas Duka komutasindaki, zirhli Germen savasçilariyla desteklenmis bir kara ordusu ile güçlendirilmis çok sayida dromon ve çektiri savas gemilerinden olusan müsterek bir Bizans ordu-donanmasi ile adayi savunan Çaka Bey’in komutasindaki ordu- donanma arasinda, Sakiz adasi ile Izmir-Karaburun arasinda kalan Koyun Adalari yakinlarinda yapilan deniz savasini Çaka Bey’in donanmasi kazanir. Tarihe Koyun Adalari Savasi olarak geçer. Bu savas, Anadolu’da, Ilk Türk Deniz Savasi ve Ilk Türk Deniz Zaferidir. 19 Mayis 1090. Türk Deniz Kuvvetleri’nin Kurulus Yildönümü olarak kutlanir. Bu 19 Mayis’ta var bir hikmet- keramet. Ilk karadan denize, ilk denizden karaya çikislar.
Kara gücüyle de desteklenecek büyük bir deniz gücü kurmayi düsleyen ve ileri ki zamanlarda, Çanakkale Bogazi ve Marmara Denizi’ni de geçerek, Bizans’a hakim olma, büyük bir deniz imparatorlugu kurma hayalleriyle yasayan Çaka Bey, Selçuklu Sultani I. Kiliçarslan ile dostluk kurarak, kiziyla evlendirmis, ancak Çaka Bey’in Ege kiyilarinda sürekli güçlenmesinden ve Çanakkale’yi zorlamasindan git gide kuskulanan ve bu hirsla, bir gün Iznik’i de eline geçirebilecegini anlayan Sultan tarafindan öldürülmüstür.( 1092)
Toplum unutsa da, tarih Çaka beyi unutmamistir. Bir gün adi tarihin tozlu sayfalarinin arasindan çikartilmis, gereken deger verilmeye çalisilmistir. Günümüzde Çaka bey, ‘ Ilk Türk Denizcisi’ ve bayragimizi denizlerde gururla dalgalandirmamizin bir sembolü olarak, gönlümüzde ayri bir yere sahiptir.
Degerli hatirasina binaen, Deniz Kuvvetleri Komutanligi’nca, Izmir-Çesme ilçesinde, iki yelken figürünün ortasina yerlestirilmis bir büstünün bulundugu bir anit park açilmistir. Hatiralari, Istanbul-Besiktas Deniz Müzesindeki kendisinin adi verilen bir sergi salonunda bulunan bir büstü, ayrica Mersin deniz müzesinde bir büstü lle beraber saklanmakta olup, ülkenin birçok yerlerindeki semt, okul, vapur vb. ilgili kurumlara verilen sembolik ‘Çaka Bey’ adlariyla yad edilmektedir. Nur içinde yatsin. Mekani cennet olsun. Çaka Bey’in sahsinda tüm Türk denizcilerine ve mavi vatana selam olsun. Kim demis Türkler’den denizci olmaz, diye. “Gemilerde talim var, bahriyeli yârim var...”ve “ Ey Akdeniz, Karadeniz, Gelen düsman degil, biziz..” Saygilarimizla. Turgay Güven


