12 Mart 1921 TBMM'sinde istiklal savasinin kabul edildigi gündür... Bu vesileyle bu günkü kösemi Akif'in ruhuna atfen bu konuya ayirdim.
Mehmet Akif 20 aralik 1873 yilinda dogdu, Osmanli dönemini yasamis ve Cumhuriyetin ilk yillarina sahit olmustu, ülkemize milli olmamizin temel tasi olan istiklal marsini hediye etmis olan ulviyyet sahibi muhterem biri olarak 27 Aralik 1936 yilinda hayata gözlerini yumdu
Mehmet Akif Ersoy, yurdun her tarfini dolasip, vaazlari ve konusmalariyla halki milli mücadeleye katilmaya tesvik etmistir. Akif, savas sonrasinda ilk meclise Burdur Milletvekili olarak katildi. Devrin Milli Egitim Bakanligi, milli bir mars yazilmasi için yarisma açmisti. Birinci gelecek esere 500 TL ödül verilecekti. Akif, '' ben ödül ve para için siir yazmam'' diyerek yarismaya katilmadi.
Egitim Bakani Hamdullah suphi Tanriöver'in ricasi ve israri karsisinda mars yazmaya basladi. Kahraman ordumuza ithaf ettigi siiri, 12 Mart 1921 tarihinde Büyük Millet Meclisi tarafindan istiklal marsi olarak kabul edildi. Akif, verilen ödülü bir hayir kurumuna bagisladi.
27 Arali 1926... Mehmet Akif ölüm döseginde... Ziyartetçilerden birisi soruyor: Efendim, istiklal marsimiz yeniden yazilamaz mi? Akif birden yatagindan dogrulup diyor ki: Allah bu millete bir daha istiklal marsi yazdirmasin... O siir, milletin o günkü heyecaninin bir ifadesidir. Bir daha yazilamaz. Onu kimse yazamaz, ben de yazamam.
Akif'i en çok üzen sey, vatan haini gibi istihbarat tarafindan sürekli takip edilmesiydi... Yönetim onu kendine muhalif görmeye baslamisti. Bu duruma çok üzülen Akif,1923 yilinda Ankara'dan Istanbul'a döndü, Abbas Halim Pasa'nin daveti üzerine Misir'a gitti, vatan hasretiyle 11 yil Musir'da yasadi.
Zamanin Diyanet isleri Baskani Arapça'ya hakim olan Akif'ten Kuranin Türkçe mealini yazmasini istemisti... Bunu kabul etti, çalismalarina basladi... Fakat o bu çalismalari yaparken, teravih namazinda kuranin türkçe okunmasi karsisinda, üzüldü, bundan böyle kuranin hepden türkçe okunacagini düsünerek, kuranin türkçe yazilmasi çalismasini birakti... Kuranin Arapça yerine türkçe okutulmasindan endise duymustu. Bu durumdan sonra, Diyanet isleri Baskanligi ile kuran Türkçelestirilmesi sözlesmesini iptal etti.
Akif maddeten sikintili bir hayat yasadi. 1936 yilinda Misir'da hastalaninca hava degisimi için Lübnan'a, oradan ise Antakya'ya geçti. Ancak hastaliginin ilerlemesi üzerine, 1936 yilinin haziran ayinda Istanbul'a gelerek, tedaviye burada devam etti.
27 Aralik 1936 tarihinde, Abbas Halim pasaya ait Beyoglundaki Misir apaqrtmanindaki kaldigi dairede hayatini kaybetti. Akif'in cenaze namazina binlerce genç ve dostlari katildi... Ancak ne yazikki, hiç bir resmi görevli katilmamis oldugu gibi, tabutuna bir bayrak bile örtülmemisti.
Milli Türk talebe birliginde görevli,Prof Dr Abdulkadir Karahan da cenazeye katilmis, bir konusma yapmisti. Fakat ne enteresan istir ki, Istanbul Emniyet Müdürlügünce sorguya alindi. Ruhu sad olsun, Allahin rahmeti üzerine olsun.


