Aziz okuyucular önümüzdeki 27.Subat.2021 Cumartesi günü merhum Erbakan Hocamizin vefatinin 10. yildönümü. Yillar ne çabuk geçiyor On yildir Merhum hocamizin Ölüm yildönümünü bütün yurtta parti teskilatlarinda ve bazi Sivil Toplum Kuruluslarinda ERBAKAN’I ANMA VE ANLAMA HAFTASI adi altinda kutluyoruz. Ben de o günlerde Ünye Kent Gazetemizde bu konu hakkinda yazilar yazmaya çalisiyor ya da bazi önemli gördügüm yazarlarin yazilarini iktibas ederek kösemde yayinlamaya çalisiyordum. Bu 10. yilinda da SEBILÜRRESAD dergisinin1014 sayili dergisinde Abdülkadir Macit’in yazdigi
" Imanini siyâsetle aksiyona dönüstüren Müslüman Sahsiyet Necmettin Erbakan Hoca" baslikli yazisini alip sizlere sunmak istedim Buyurun efendim:
" (.....) O, hiçbir zaman dinin ana referans çerçevesinden en ufak bir taviz vermemeye çalisti, akideyi ve fikhî çerçeveyi asan herhangi bir söyleme veya fikre hem tesebbüs etmedi hem tesebbüs etmek isteyenlere açikça karsi koydu. Bu son derece önemliydi. Îmanin bir sonucu olarak siyasi görüslerini ve ideallerini formüle etmisti. Dolayisiyla pozitivizmin resmi felsefe olarak zihinlere enjekte edildigi, dinin ve dindarlarin küçümsendigi yakin tarihimizde Erbakan Hoca, makbul vatandas tipinin aksine çok farkli bir portre olarak karsimiza çikti. Islâm dininin köylülerle, okumamislarla özdeslestirildigi bir dönemde varlikli bir aileye mensup olan, Almanya'da egitim gören, parlak bir akademik kariyere sahip olan ve Türkiye'nin en seçkin üniversitelerinden birinde ögretim üyeligi yapan Erbakan Hoca'nin, mütedeyyin bir hayat tarzina sahip birisi olarak mücadele etmesi onun ayirt edici bir özelligiydi. Nitekim son derece sik ve kibar görüntü içindeyken söze "Es-Selâmu Aleyküm" diyerek girer, her sözüne Besmele ile baslar ve sözü daima dua ile bitirirdi. Açikca görünen o ki Erbakan Hoca, Müslüman'ca konusmaktan hiçbir zaman yüksünmedi ve hüviyetimizden hiçbir zaman da utanmadi. Okul hayatindaki birincilikleri, Almanya'da birçok basarili ise imza atmasi, 27 yasinda Türkiye'nin en genç doçenti unvanina sahip olmasi, bugün hâlâ her yerde karsimiza çikan "Pancar Motor"lari üreten "Gümüs Motor A.S."yi kurup faaliyete geçirmesi onun dahice denilebilecek durumuna birkaç örnektir. Kisiliginde mahfuz olan dâhiligine ilave olarak sira disi bir zekâya da sahipti. Bulundugu ortamda zekâsiyla üstünlügünü hissettirirdi. Hiçbir görüsüne katilmasaniz da, karsinizda buldugunuz zekâdan etkilenerek çikardiniz yanindan. Bir mülakatta "Benim tek amacim, Türkiye'yi saygi duyulacak kalkinmis bir ülke haline getirmekti. Anladim ki, amacimi gerçeklestirebilmem için tek yol siyaset yapmakti. Evet, gelecegi parlak bir akademisyen olarak ilerleyebilirdim ama köprü altlarindaki çocuklari, nehir kenarinda elleriyle çamasir yikayan kadinlari kim kurtaracak? Ekmek arabasinin arkasindan yalin ayak kosan çocuklarin ihtiyacini kim karsilayacak?" seklinde cevaplayarak Hz. Ömer'in hassasiyetini kusandigini belirtmistir.
Yüksek Hedefler, Büyük Hayaller
Lügatinde pes etmek yoktu. Erbakan Hoca'nin hayati hep zor zamanlardan olustu. Ancak Erbakan Hoca'nin lügatinde pes etmek yoktu. Her halde en önemli özelliklerinden biri en büyük yenilgilerden sonra bile her seferinde azimle mücadeleye kaldigi yerden devam etmesiydi. Kurdugu partiler kapatildiginda, hiçbir zaman pes etmedi. Her seferinde sifirdan basladi. 12 Eylül'de yasaklandiktan sonra Refah Partisi'ni kurup 1995 seçiminde de 1. parti haline getirerek basbakanlik koltuguna oturmasinin gerisinde de bu azim vardi.
Necmettin Erbakan'in çagdas Islam düsüncesindeki yeri
Son asrin en önde gelen Müslüman liderleri arasinda yer alan Necmettin Erbakan Hoca, modern bir aydin olarak egitim görmüs olmasina ragmen içinde yetistigi aile hayati, okudugu Islamî kaynaklar ve kurdugu tasavvufi irtibatlar sayesinde, Türkiye basta olmak üzere Müslüman toplumlarin temel meseleleri üzerinde düsünmüs ve içinde bulunduklari sorunlarin çözümü hususunda alternatifler üretmeye çalismis bir kisidir. Bu süreçte Erbakan Hoca, ilim adamliginin yani sira Müslümanlarin toplumsal hareketlerinin lideri olma rolünü de üstlenmek ve ömrünün sonuna kadar siyasî alanda mücadele vermek mecburiyetinde kalmistir. Bu sebepten daha çok siyasî kimligi ile ön plana çikan Erbakan Hoca, siyasî görüslerini ve ideallerini "Millî Görüs" seklinde formüle etmistir. Açikça görünen o ki, Erbakan'in Çagdas Islam Düsüncesine etkisi ve katkisi sadedinde zikredecegimiz en önemli kiymet "Millî Görüs" tür.
Erbakan Hoca'ya göre Millî Görüs, herhangi bir siyasî hareket degil bilakis maneviyatçi, hakki üstün tutan ve nefis terbiyesini esas alan Islâm'in günümüz sartlarini göz önünde bulunduran bir yorumlama biçimidir. Bizim kanaatimiz de odur ki, Erbakan Hoca'nin Millî Görüs ile ulasmak istedigi hedefler ayni zamanda Islâm'in da asil hedefleridir. Nitekim Erbakan Hoca'nin hak-batil, cihad, âdil düzen, Islâm Birligi vs. gibi temel konulardaki anlayislarina baktigimizda ikisinin de hedeflerinin ayrilmaz bir terkip manzarasi arz ettigini görürüz. Bu mahiyet itibariyla Erbakan Hoca, hem sosyal ve kültürel çalismalar icra eden kültürel islahatçi hem de yönetimin islahini hedefleyen siyâsal islahatçi vasiflarinin ikisini de sahsinda ve hareketinde bir araya getiren temsil gücü yüksek bir Islâmci prototipi görünümündedir.
1950'lerde baslayan demokratik gelismeler sonrasinda ise, o döneme kadar olusan birikimin siyasete tasinmasi ve dînî degerlerin sosyal ve siyasî projelerde yer bulmasi süreci gündem edilmeye baslanmistir. Iste Erbakan Hoca'nin Millî Görüs hareketini de doguran Türkiye'deki Islamciligin tarihi arka plani ve siyâsilesme süreci tam da bu dönemde karsimiza çikmaktadir. Erbakan Hoca, Millî Görüs düsüncesi ile Islâmi hayati, salt sosyolojik bir olgu olmaktan çikararak göz ardi edilemeyecek önemde bir siyâsi olguya dönüstürmüstür. Siyâsi aktörlere -deyim yerindeyse- ayar vermis, siyaset sahnesine dînî degerleri tasimistir. Hiç süphe yok ki, 60'li yillar öncesinde bastirilmis, sindirilmis, yok sayilmis, tasfiye edilmis bir ortamda aksini söylemek, dînî referanslarla sîyasî mücadeleye girmek onun ayirt edici özelliklerinden bir tanesidir. Bu sayede Erbakan Hoca, Islâm'i ve Müslümanlari 'sag'in ve 'sol'un blokajindan kurtarip kendine mahsus bir dil ile siyaset yapmistir. Diger bir ifadeyle, Millî Görüs ile Türk siyasetini Islâmlastirma, Islâmi söylemi de normallestirme hususunda mühim bir rol oynamistir."
Evet, kiymetli okuyucular Sn. Abdulkadir Macit'in yazisi dergide tam dört sahifede yayimlanmis. Ben ise konuyu daha fazla uzatmak istemedim yoksa Merhum Erbakan hocamin hakkinda ne kadar yazsak azdir. Iki üç yil önce yayinlanan ERBAKAN KÜLLIYATI tam alti cilt bir arada. Ayrica 1969 yilindan bu yana Hocamizin yazdigi ve hakkinda yazilan diger yazarlarin yazdigi kitaplar ise birkaç yüzlerle ifade edilecek kadar çok. Burada bir dergi ve gazete kösesindeki yazimiz, Hocamizi saygi ve rahmetle anmak sadedindedir. Yüce yaraticimizdan kendisine tekrar Rahmetler diliyoruz. Kalin yine Saglicakla ve Selametle Insâallâh.




