Mesafe denince benim ilk aklima gelen uzakliktir. Iki kisi veya iki mekân arasindaki uzaklik, belirli bir ara var demektir. Kisilerin birbirinden ayri düsmelerini ifade etmektedir. Özlem duyacagi seylerden uzak kalmasidir.
Mesafe kavrami genel itibariyle somut bir kavram olarak gözükmekle beraber soyut anlamlari da var. Fiziki mesafeyi ifade ettigi gibi iliskileri aza indirmeyi ifade eden sosyal mesafe olarak da bizlerde görülmektedir.
Mesafe mekâna, zamana ve fikre bagli olarak hayatimizi kusatmaktadir. Günlük yasantimizda uzaklik ve yakinlik ile daha dogrusu fiziki mesafenin aramiza girmesidir. Sevdiklerimizden ayri düstügümüz veya uzak oldugumuz yakinmalarimiz olur. Biz toplum olarak bir arada olmayi, beraber yasamayi severiz. Zaten hayat birlikte beraber yasanirsa anlam kazanir.
Mesafe zaman olarak ta karsimiza çikar. Geçmis, an ve gelecek. Geçmis, an ve gelecek arasindaki iliskileri inceledigimizde geçmis ve gelecek an’a nispetle ancak geçmis ve gelecektirler.
Geçmis dendigi zaman elden çikmis olanlardan bahsediyoruz. Çok iyi anilar veya kötü anilar yasamis olabiliriz. Simdi o yasanmislarla aramizda mesafeler konmus oldu. Tekrar yasama sansimiz kalmadi. Sadece hafizlarimizda izleri kaldi.
An ise su an içinde bulundugumuz noktadir. Yasiyor oldugumuz durumdur ve degerlidir. Bize en yakin olan zamandir.
Gelecek ise; geçmis ve su an’a bakarak gelmesini hayal ettiklerimizdir. Gelecegimizin daima geçmisten ve su andan daha iyi ve güzel olmasini ümit ederek animizi yasariz. Hayallerimize mesafe koymadan gelecegimizi daha iyi sekillendirebiliriz. Diger türlü gelecegimiz ebedi olarak bizden ayrilir. Bu nedenle geçmisle gelecek arasina mesafe koymadan ani yasamak gerekir.
Birde “fikre bagli mesafe” var. Fikirler arasinda farkliliklar veya fikir ayriliklari sözkonusudur. Dünya ve ahiret hayatimizi sekillendirirken düsündüklerimiz farkli farklidir. Farkli da olmak zorundadir.
Hayatimizda dogrular ve yanlislar, iyi ve iyi olmayan seyler vardir. Degerli ve degerli olmayan, ise yarar ve ise yaramayanlar vardir. Iste bunlar için tartismalar olur. Fikir ayriliklari karsi karsiya gelir. Eger bir ortak noktada da birlesme saglanamazsa fikir ayriligi ortaya çikmis olur. Sonrasinda iliskilerde senli benli olmama, belli bir uzaklikta bulunma durumu yani mesafe durumu ortaya çikar. Iste bu durumda araya mesafe koymak iyidir denir.
Toplum örümcek agi gibi düzenli bir örgüye sahip degildir. Onun örgüsü çok daha karmasik ve bu yüzden de toplumsal sorunlari bir çözüme baglamak çok daha zordur. Saglikli bir toplum olusturmak için birlik ve beraberlik içinde yasamak için araya mesafe koymadan fiziki ve fikri beraberlikle olur. Fakat bu günlerde salgin hastalik nedeniyle “sosyal mesafe” kuralina uyarak gelecekte ki “saglikli toplumun” temelini korumak gerekir. Yoksa tamamen ayrilik nedeniyle toplumun yikilmasina neden olabiliriz.
Toplumlarin en ciddi sorunlarindan biride toplumsal kirlenmedir. Toplumsal kirlenme deyince, ahlaki yapinin bozulmasidir. Bunu çözmenin yolu Islam ahlakinin topluma ögretilmesi ve uygulamaya geçilmesidir. Diger taraftan maddi temizlikte de insanlarin uymasi gereken kurallar vardir. Bunu da Islam’la çözebiliriz. Kisaca maddi ve manevi temizlige uyarak temiz bir toplum meydana getirebiliriz.
Temiz bir kalp ile fiziki mesafeyi sosyal mesafeye dönüstürerek gönül ve fikir birligiyle saglam bir toplum olusturmak hepimizin görevidir. Yoksa ayetlerde ki “ödesme günü” anlatilirken “Iste o gün kisi kardesinden, annesinden ve babasindan, esinden ve evlatlarindan bile kaçar. “(Abese: 34- 36)dedigi gibi simdi herkes birbirinden kaçar. Birbirinden korktugu için birbirine yanasmaz.
Geriye dönüsü olmayan ayriliklarin nedeni salgin hastalik dolayisiyla fiziki mesafe gerektigi gibi kisiler arasinda iliskileri aza indirmek olan sosyal mesafeye riayet edilmesi de gerekir.Atalarimiz tedbir konusunda ne güzel düsünmüsler. ”Ne karanlikta yat, ne kara düs gör.” demislerdir.




