İSMAİL CANBULAT


“MORE” (DAHA FAZLASI)


Harika bir kisa film kesfettim: “MORE” (DAHA FAZLASI)!

Stop-motion/karma medya” türünde çekilmis müthis bir kisa animasyon film!

Mark Osborne yönetmis.  1999 Sundance Film Festivali'nde En Iyi Kisa Film ödülüne layik görülen MORE, Oscar’a da aday olmus.

Oldukça hüzünlü ve çarpici...

Filmin "Ne üzerine" oldugunun cevabi da aslinda sizin "içinizde"...

Hemen alttaki linki açin ve önce su kisacik filmi seyredin ve sayfadaki bilgileri de Türkçeye çevirerek filmin yapim hikâyesini okuyun: https://www.youtube.com/watch?v=cCeeTfsm8bk

https://www.happyproduct.com/more-page

SENARYOSU DA ÇOK BASARILI...

“Küçük Prens adli kitaptan uyarlanmis. MORE, kasvetli ve tutkusuz bir toplumda nesesiz bir yasamla mücadele ederken, çevresindeki, kendisi gibi “kovandaki erkek arilar gibi sürekli çalisip duran” robotikleri ve hepsi tarafindan kabul edilen ayni soguk ve renksiz “varolusa”/hayata öncülük eden yasli, yorgun bir mûcidin hikâyesini anlatiyor.”

TAAA 1999 YILINDA, “METAVERS"Ü (INSANOGLUNU SANAL GERÇEKLIKLE ROBOTLASTIRMA-YÖNETME PROJESINI) KESFETMIS YÖNETMEN… INANILMAZ!

BIRAZ FILMI ANLATAYIM: Tekdüze, gri ve mutsuz bir dünya...

Her gün Sabah 05:45'de, renkli mutluluk rüyâlarindan kalkis, fabrikalarda robot gibi bir çalisma hayati...

Toplumun mutsuzlugundan para kazanan bir sistem...

Güya onlari mutlu edecek bir vasita üretilmis, bir simülasyon cihazi, bir "pembe gözlük!"

Ama o pembe gözlükleri üretenler dahi mutsuz! Belki bunu ürettikleri için daha da mutsuz...

 

VE BIR GÜN, MUTSUZ ISÇILERDEN BIRI; IÇINDE KESFETTIGI ASKI, NESEYI, DIGERLERINE NASIL “BULASTIRIRIM” / "YAYARIM" DIYE DÜSÜNÜYOR...

Ve bu gelisimi, bu macerayi, içindeki aski disari yansitma istegini, lakin bunu yine bir "dönüstürücü gözlükle" yapmasini anlatiyor.

Sonunda zengin ve itibarli hale gelse de ve dünyanin en büyük "mutluluk mucidi" olsa da dünya artik daha renkli görünse de; Aslinda hiç bir seyin degismedigini, degismeyecegini gösteriyor bize…

Hem de kendi biricik "güzelligini" ve "umudunu" da söndürdügünü anlatiyor, gayet ekonomik ve kristalize edilmis bir senaryoyla…

Yoruma çok açik ve tokat gibi saklayan bir hikâye! Kisa Filmin islevi de bu zaten!

Ilk izleyiste kapali-anlasilmasi zor gibi görünse de hikâyesi, biraz“kafa ve kalp yorunca üzerinde, jetonun düsüyor, aydinlaniyorsun!

 Sinema böyle olmali biraz da, çünkü böylesi daha sarsici!!

“MORE” BUNLARI GETIRDI BANA...

Insan, kendi hayatini degistirecek cesareti göstermedikçe, fare gibi deliklerde yasamaya mahkumdur!

Rüyâlarimiz renkliler ama biz gerçek hayatimizda mutsuz insanlariz...

Hayat ne kadar tekdüze ve renksiz olsa da ask içimizde, mutluluk bizde...

"Mutlu olmanin yolu sudur!", "Sunu yap, böyle söyle, sunlari yap!", "Mutluluk gözlügünü tak, mutlu bak, gör!" dese de bütün dünya bize; degismez asil gerçek! Çünkü çözüm ve bu "dayatilan dünyadan" çikis bize bagli…

Çünkü gerçek baska, biricik ve bize, niyetimize, azmimize, arayis ve degisim israrimiza, kalbimize bagli.

Onu bütün benligine, bilincine yaymadikça ve o atesi, aski, mutlulugu diger insanlara geçirmedikçe, dünya gerçekten mutlu bir yer olmaz, olmayacak ey insan!!

Baska ve pembe gözlüklere ihtiyaç yok!

Hayata hep gözlük penceresinden, boyutundan; vasitalarla, dönüstürücülerle bakmaya gerek yok!

Hele mutlulugun, nesenin, coskunun, askin nasil yasanacagini, nasil görülmesi gerektigini "ögretmeye" kalkismak belki seni tatmin eder ama dünya daha mutlu bir yer olmaz!

Sen de o aski, o atesi, o degisme iradeni kaybeder ve o kocaman gri dislilerden biri haline gelirsin...

Kalbinle paylasmadigin için, içindeki çocuk ölür ve yine biyerlerde var oldugunu bildigin mutlulugu ve ideal dünyayi sadece rüyânda görürsün!!

YAZARLAR

https://www.facebook.com/%C3%9Cnye-Kent-Ofset-106507792092593