Teknolojinin gelişmesiyle birlikte hayatımıza her geçen gün yeni kavramlar giriyor. Bu kavramlardan biri de doom scrolling. Kısaca; sosyal medya da gönderileri, haberleri, kriz içeriklerini ve kaygı uyandıran paylaşımları durmaksızın kaydırma davranışı olarak tanımlanabilir.
Doom scrolling, özellikle akıllı telefonların yaygınlaşması ve sosyal medyanın günlük hayatın merkezine yerleşmesiyle birlikte son 10–15 yıldır hayatımızda olan bir alışkanlık. Özellikle pandemi döneminde, kötü haberlere yoğun maruz kalmayla birlikte daha görünür ve daha sık konuşulur hale geldi. Ancak bu durum sadece basitçe ekranda aşağı doğru kaydırmaktan ibaret değildir. Ruh sağlığımızı, uyku düzenimizi, dikkatimizi, duygusal dayanıklılığımızı ve hatta insan ilişkilerimizi ciddi şekilde etkileyebilen bir alışkanlığa dönüşebilir.
Ruh sağlığı açısından bakıldığında, sürekli olumsuz haber ve kriz içeriklerine maruz kalmak zihni adeta tehdit modunda tutar. Deprem, ekonomik kriz, şiddet haberleri, savaş… Beyin bunları yakın bir tehlike gibi algılar. Bir süre sonra kişi, ortada somut bir risk yokken bile huzursuz ve gergin hissedebilir. “Her şey kötüye gidiyor” düşüncesi yaygınlaşır ve kaygı düzeyi artar.
Uyku sağlığı da bundan etkilenir. Özellikle gece yatmadan önce yapılan doom scrolling, hem ekran ışığı nedeniyle biyolojik ritmi bozar hem de zihni olumsuz düşüncelerle doldurur. Bedeni yorgun olsa bile zihni tetikte kalan kişi uykuya dalmakta zorlanır. Gece uyanmaları artabilir, sabah dinlenmemiş bir şekilde güne başlanabilir.
Dikkat ve odaklanma üzerinde de belirgin etkileri vardır. Sürekli kısa, hızlı ve çarpıcı içeriklere maruz kalan beyin, uzun süreli odak gerektiren işlere karşı sabırsızlaşabilir. Bir kitabın birkaç sayfasında sıkılmak, ders çalışırken sık sık telefona uzanmak ya da iş sırasında konsantrasyonu kaybetmek bu döngünün sonuçları arasında yer alır.
Ve belki de en görünmeyen etkisi insan ilişkilerinde ortaya çıkar. Aynı ortamda oturduğumuz halde zihinsel olarak sürekli telefonda olmak, bağ kurma kalitesini düşürür. Sohbetler bölünür, göz teması azalır, gerçek temasın yerini dijital temas alır. Bu da zamanla ilişkilerde mesafeye yol açabilir.
Kısacası doom scrolling, bilgi almak için başladığımız masum bir alışkanlığın, fark edilmeden yaşam kalitemizi düşüren bir döngüye dönüşmesidir. Asıl mesele kaydırmak değil; kaydırırken ruhumuzdan, uykumuzdan, dikkatimizden ve ilişkilerimizden neler verdiğimizi fark edememektir.
Hüseyin SAKA
Klinik Psikolog


