Dünyayi ve ülkemizi etkileyen salgin döneminde birçok alanda sorunlar yasanmistir. Egitime de zaman zaman ara verilmis ve okulda verilen egitimin aynisi uzaktan egitimle verilmeye çalisilmistir. Bu durum velilerde ve ögretmenlerde bazi endiselere sebep olmustur. Bu sorundan en çok çocuklar etkilenmistir. COVID-19 salgini sirasinda hayat anne babalar için de çocuklar için de ayni derecede zordu. Okula dönüs ise önemli ve beklenen bir adimdir.
Okullarimizi açarken; egitimi, halkin sagligini ve sosyo-ekonomik faktörlerin faydalarini ve risklerini göz önünde bulundurmalidir. Ögrencilerin en yüksek yarari, alinan bu kararlarin merkezinde yer almali ve elimizde mevcut olan en iyi bilimsel kanitlar kullanilmalidir.
Okullar tekrar açildiginda salgin devam ettigi için birçok yeni kavram hayatimiza girecektir. Bu yeni durumlara hazir olmamiz için Milli Egitim Bakanligi ve Saglik Bakanliginin açiklamalarini ve salginla ilgili bilgi akisini iyi takip etmeliyiz. Bu sekilde sorun daha yasanmadan önlem alabiliriz. Bu dönemde okul-aile ve ögrenci isbirligi her zamankinden daha önemli hale gelmistir. Salgin döneminde ögrencilerde okul fobisi, akademik basarida düsüs ve gerileme, kaygi problemleri vb. problemler görülebilir.
Okullarimiz, okul kurallari yeniden düzenlenip ögrenciler bilgilendirilmelidir. Okulda bulunulan süre içerisinde maske, mesafe ve hijyen kurallari hakkinda ögrenciler bilgilendirilmeli, takibi yapilmali ve sosyal yasamlarinda da bu kurallara uymalari saglanmalidir. Evde bulunduklari süreçte teknolojiyi yogun kullanan ögrenciler için bilinçli teknoloji kullanimi konusunda çalismalar yapilmalidir. Akademik basarida düsüs yasanabilecegi göz önünde bulundurulmali ögrenciler bu anlamda desteklenmelidir. Zaman yönetimi, motivasyon, kaygi ve stresle bas etme yöntemleri hakkinda ögrenci ve veli çalismalari yapilmalidir.
Ögrencilerle iletisim durumunda onlarin sözünü kesmeden, tüm dikkatinizi ona vererek, sorgulamadan ve elestirmeden sadece dinlemek gerekmektedir. Ögrencileri bilgilendirilirken öncelikle neyi bildikleri ve nasil düsündükleri anlasilmalidir. Çocuklarin duygu ve düsüncelerini aktarmalarina imkân saglamak, alinacak kararlara onlari da dâhil etmek, uygun bilimsel verileri onlarla paylasmak, yasanilan süreci atlatmakta onlara destek olacaktir.
Yeni egitim-ögretim yilinin tüm egitim çalisanlarina, ögrenci ve velilere hayirli olmasini diliyorum.


