İhsan Akbulut


Oruçtan Öte: Ramazan’ın Kültürel Katmanı


Merhaba Değerli Ünye Kent Okuyucuları,

Dün ilk oruçla birlikte şehir başka bir ritme geçti. Özellikle mesai bitimiyle iftar saati arasındaki o kısa aralıkta… Hükümet Caddesi’nde yürürken bunu net hissettim. Aynı dükkânlar, aynı insanlar ama adımlar daha hızlı, bakışlar saate dönük, poşetler biraz daha dolu. Sanki herkes aynı ana yetişmeye çalışıyor. O bir saatlik zaman, günün en yoğun, en sıkışık ama en canlı dilimi oluyor. Ramazan geldi mi şehir mi değişiyor, yoksa hepimiz aynı sofraya yetişmenin telaşında biraz daha görünür mü oluyoruz?

Ramazan sadece aç kalmak değil. Bunu yıllardır söylüyoruz ama galiba her yıl yeniden öğreniyoruz. Oruç mideyle başlıyor ama mesele orada bitmiyor. Dil biraz daha dikkatli oluyor, insan biraz daha sabırlı. Günün akışı değişiyor. Saatler başka türlü ilerliyor.

Eskiden Ramazan daha çok sokaktaydı. Mahyalar bir şehrin gökyüzüne yazı yazardı. Özellikle II. Abdülhamid döneminde bu gelenek daha görünür hâle gelmiş. İstanbul’da Direklerarası geceleri bunun en canlı örneklerinden. Gündüzün sabrı, gece sohbetle, gösteriyle, kalabalıkla tamamlanırmış. Ramazan hem ibadetmiş hem hayat.

Bizim buralarda ise iş daha sade. İftar vakti yaklaşınca bir telaş olur. Pide kokusu yayılır. Evlerden tabak çıkar. “Komşuya da götür” denir. Ünye’de Ramazan biraz da ses demektir. Özellikle sahur vakti. Davulun tok sesi geceyi ikiye bölerdi. Şimdi o ses her mahallede yok. Modernleşmeyle birlikte davulcu azaldı. Alarm saatleri çoğaldı. Ama kabul edelim, alarmın sesiyle uyanmakla davulun sesiyle uyanmak aynı şey değil. Biri teknik, biri kültürel.

Çocukken tuttuğumuz “tekne oruçlarını” hatırlıyorum. Öğlene kadar dayanmak bile büyük başarıydı. İftarı beklerken zaman uzardı. Su bardağına bakıp beklediğimi bilirim. İlk yudum… Hâlâ hatırlarım o hissi. Sadece susuzluk gitmezdi; insan bir şey öğrenmiş gibi olurdu.

Belki de Ramazan’ın asıl kültürel katmanı burada. Aynı anda aynı sofraya oturabilmekte. Günün ritmini birlikte değiştirebilmekte. Bir ay boyunca zamanla başka bir ilişki kurabilmekte.

Ramazan bitince hayat yine hızlanıyor. Ama eğer içimizde bir ölçü duygusu kaldıysa, biraz daha dikkatli konuşuyorsak, biraz daha sabırlıysak… işte o zaman Ramazan sadece tutulmuş bir oruç değil; yaşanmış bir kültür oluyor.

YAZARLAR

https://www.facebook.com/%C3%9Cnye-Kent-Ofset-106507792092593