“Pandemiyle bogusan saglik çalisanlarinin yogun, yorgun ve hüzünlü resimleri. Acili günlerin hatiralari.”
Ekim 2020. Doktorunun gözünden bir Pandemi Servisi. Izmir Dokuz Eylül Üniversitesi’nin Pandemi Servisi’nde görev yapan Doktor Burcu Çoban, Salgin’in basladigi mart ayindan itibaren, meslektaslarini is basinda görüntüledigi fotograflari, salgin günlerini genç nesillere aktarabilmek için sakliyor ve kopyalari da, üniversite arsivine konulmus.
Hastanenin her bölümünden, yaklasik olarak, 500 kadar fotograf çektigini anlatan Dr. Burcu Çoban, çalismalarini, “Hastanede, akliniza gelebilecek her yeri fotograflamaya çalistim. Fotograflari görenler, olayin içinde olduklarini hissettiklerini söylediler. Saglik çalisanlarinin dogalini bozmadan, onlarin islerini etkilemeden yapmaya çalistim. Ve basardigimi düsünüyorum. Beni en çok heveslendiren düsünce, bundan 50 yil sonra bu fotograflari gören insanlar, neler yasadigimizi, nasil bir ortamda çalistigimizi görebilecekler.” seklinde konusmakta.
Corona virüs salgini ile saglik çalisanlari olarak zorluk yasadiklarini aktaran Dr. Çoban, “ Tarihi bir sürece taniklik ediyoruz. Sanatinda, bu süreçten olumlu etkilendigini düsünüyorum. Çünkü, sürecin basinda, herkeste, yeni bir dünyayla karsi karsiya oldugumuz düsüncesi olustu. Bir çok insan, hayatimiz eskisi gibi olmayacaksa, yeni hayatta nasil mutlu ve verimli olabiliriz, diye düsündü. Sanata yönelen çok insan oldu. Bendeki fikir de bu sekilde çikti. Bu fikri idari birimdeki hocalarimizla paylastigimda, çok olumlu yaklastilar.” Diyor.
Bu güne kadar bazi seyleri defalarca yazdim ve tekrar ediyorum. Bu virüs, magara virüsü. Yani , 5 ile 15 C’ ler arasindaki serin ve magara dehlizlerinde yasam bulmus bir mutant virüs. Bu nedenle , iliman yagisli ortamlarda rahatlikla yasayabiliyor, çok soguk, çok sicak ve çok kuru ortamlarda yasayamiyor. Ayrica Far UV-C gurubu Ultraviyole- Mor ötesi isinlarina da dayanamiyor. O nedenle, UV’ nin bol oldugu, kuru- sicak yaz mevsimlerinde ve bu iklimin sürekli sürdügü ekvator çevrelerinde etkisi zayifliyor. Belkide milyonlarca yildan beri vardi.
Magara canlilarindan yarasalardan çiftlik hayvanlarina, oradan da insanlara bulasti. Ne zaman bulasti, küresel isinma nedeniyle artik havalarin çok soguk olmadigi bir kasim ayinda. Yine ayni nedenle, bu yil, havalarin bir türlü sogumadigi karsiz kis aylarinda, zaten nemli iklime sahip, virüs için en uygun bir yasama ortami bulunan Karadeniz’de, büyük bir patlama yapti. Virüs, bulasimli, ancak henüz hasta olmayanlar nefes alip verdikçe havaya karisiyor, havada kaliyor, hemen yere çökmüyor ve hafif rüzgarlarla her yerlere yayiliyor. Istanbul iklimi de Karadeniz sayilr.
Hijyene gelince, halkimiz, maskede takiyor, elini de yikiyor. El yikamanin çok fazla bir önemi yok. Elden virüs bulasmiyor. Agiz-burundan nefesle bulasiyor. Maske % 95 koruyor, ancak solunumla, % 5 kadar virüs girebiliyor veya hasta kisiden disarida çikabiliyor ve havaya karisan solunumdaki agiz salgilarinda bulunan sivi damlaciklarina yüklenmis virüsler, damlaciklarla beraber havada kaliyor, hemen yere inmiyor. Insan yogun ortamlarda bulasim olmamasi imkansiz. Siz, daha önce, diyelim ki, 15-20 dakika önce bulasimli bir kisinin geçtigi bir koridordan da geçseniz, odaya da girseniz, yeni bosalmis dolmusa da binseniz, mutlaka bulasim olmustur. Sehirde kimsenin olmadigi bir ana caddede yürüyorsunuz, veya bombos bir toplu tasima aracina bindiniz. Bulasmamis olmasi sansiniza. Açik söyleyeyim, su ana kadar, özellikle kisin iliman geçtigi metropollerde bulasmayan insan çok azdir. Kesinlikle virüs bulasmistir. Çare ..Eve gelene, dükkana girene, .. dök kolonyayi, maksat geleneksel Türk hijyen ikrami.
Korku her yeri basti. Kimse corona korkusuna çay ikrami bile almak istemiyor. Ay, ne yapacagiz. Tek ve en kesin çare, ne sekilde olursa olsun, ister dolmusta tek basinaydiniz, ister en kalabalik caddeden de geçtiniz, toplumla temas ettiginiz gün, eve geldiginizde dis kiyafetler, mutlaka yikanmaya, veya soguk ve kuru bir yerde bir gece bekletilmeye, mümkünse dus, en azindan, mutlaka namaz aptesi alir gibi, el, yüz yikama, agiz çalkalama, burun temizleme seklinde dezenfeksiyon, yani enfeksiyonu def etme. Tek ve kesin çare bu. Mümkünse, agiz ve buruna alkol-kolonya solunumu. En kesin çözüm. Bazi muzip arkadaslar , ‘Içsek olmaz mi?’ olurda, agiz temizlenir, ama, burundaki virüsler kalir. Alkol istemiyorsaniz, pratik olarak, agiz, burun spreyleri. Limonatada hafif asittir, agiz bogaz yollarini dezenfekte eder. Eve disardan gelen misafire, dükkana gelen müsteriye , kisiyi rencide etmeden, bir münasip sekilde bol kolonya ikramininda sonsuz yarari vardir. Tedbirsiz davranip, yukarida anlattigim sekilde ve özellikle de, tekrar tekrar virüs alanlar, hastaligi çok agir geçiriyor. Sonrasinda, hayat burnunuzdan gelir...
Asinizi mutlaka olunuz ve asilar arasinda, etki gücü yönünden fark yoktur. Asilar, genç, yasli, çocuk, kadin - erkek bedenin antikor üretme gücüne göre , % 90-95’e kadar bagisiklik saglar. Asili iseniz de, kendinizi kollayin. Asili da olsaniz, zorunlu olmadikça, disardan gelen herkesten ve herseyden sakinin.Antikor oraniniz çok yüksek, yükselmis olmayabilir.Tekrarlayan bulasimlarda, yaslilar, asili olsalarda kurtulamiyorlar. Iki sansimiz var. Geçirdigimiz karantina faydali olabilir. Yaz geliyor ve yaz mevsiminin sicak ve kuru havasi ile günesin UV-C gurubu isinlari altinda virüs çok yasayamaz.
Aslinda, bu karantina, virüs çok yayilmadan, henüz lokal seviyelerde iken, geçen yil, Ramazan’da yapilabilseydi, daha iyi olacakti. Ülkemizin, sartlari müsaade etmedi. Yaz mevsimine gelince, diyeceksiniz ki, hocam, yaz mevsimi dediniz, ekvator dediniz, Brezilya ve Hindistan, bunlar hem sicak, hem de biz yazdayken, onlar, güney yarimkürede kistaydi. Onlar neden yüksek ölüm oranlari yasadilar, yasiyorlar. Ufak bir açiklama. Birincisi. Brezilya’da Amazon Ormanlari, Hindistan’da , Muson Ormanlari. Ikisi de sicak ve nemli, kar-kis hiç yok. Ikincisi. Brezilya’daki, tahsilli cehaleti, ihmali, bos vermisligi, devlet baskani gazetecilerin önünde, maskesini havaya atarsa, halk zaten oralarda özgür takilmaya alismis, zora gelemez, asiyi da önemsememislerdir, sonuç malüm. Hindistan ise, fakirlik acizligi, imkansizlik, çaresizlik, pislik ve negatif hijyenlik, asisizlik, oralarda asi mi var ki, Racalar ne yapti, acaba?
Salginla ilgili konular, zaten, tüm kamuca, benden iyi takip ediliyor. Her kes, her seyi benden çok biliyor, amma, konu medyada o kadar abartili bir sekilde didiklenip, sorgulanip, polemik yapilip, o kadar parça parça ediliyor ki, vatandasin kafasinda toparlanmasi kolay degil. Kisacasi, Türkiye, tüm zorluklara ragmen, elinden geleni yapiyor. Erciyes Üniversitesi’nin öncülügünde yil basinda baslatilan yerli asi üretim ve deneme çalismalari hizla ilerliyordu ve denemeler tamamlaninca, Nisan Mayis aylarinda toplumun büyük kismi asilanmis olacakti. Ne olduysa, 2. Faz deneme asilanmalarindan sonra, yeniden basa dönüldü ve ister istemez, disariya muhtaç olduk. Durumu ahvalimiz hiçte iyi sayilmaz. Onlarca milyon kisi asi bekliyor. Elbet, bu günlerde geçecek. Iyi günlerde torunlarimiza anlatacagiz, insallah. Birde iyi haber verelim, su malüm bas belasi sitma ilaci, tedaviden tamamen çikartildi.
Saygilarimla ve Saglikli Günlere dileklerimle. Turgay Güven.


