İSMAİL CANBULAT


RUHU OLAN RAMAZANLAR…


Biz yetisemedik 40’li 50’li yillarin Ünye’sinde yasanan Ramazanlara…

 

Ama rahmetli babam ve kadim Ünyeliler anlatirlardi o “Ruhu Olan Ramazanlari.” Büyük bir manevî ruhla yasanan, herkesin birbirine ve Oruç tutanlara-tutmayanla saygili oldugu, cömert zamanlari…

 

Evlerin kapilarinin iftar ve sahur vakitlerinde nasil ardina kadar açik tutuldugunu, her gelen kisinin sorgusuz-sualsiz bu sofralarda agirlandigini…

 

 

Hatta Dedem Kaptan Ismail Canbulat’in meydandaki evlerinin kapisinin Ramazan boyunca hiç kapanmadigi, her aksam toplu iftarlarin verildigini, yoksullara, hafizlara, talebelere ise bambaska bir ihtimam ve alâka gösterildigini hatta her iftara gelene, evden ayrilirlarken harika bir Osmanli Gelenegi olan “Dis Kirasi” adindaki bahsislerin verildigini anlatirlardi…

 

(Ev sahibi bununla; “Misafirim oldunuz, benim sevap kazanmam için siz eziyet çektiniz, dislerinizi yordunuz, bu da sizin disinizin kirasi olsun." demek isterdi.)

 

ÜSTELIK SAHURLARDA BILE MISAFIR AGIRLANIR, KOMSULAR DA BIRBIRLERINE SAHURA GIDERMIS…

 

Ramazanda, normal zamanlarda da oldugu gibi, mahallede herkes birbirine kendi evinde pisen yemekten iftarda ve sahurda dahi ikram eder, çocuklar simdinin moto-kuryeleri gibi Ramazanlarda mahallede fir dönerlermis…

 

MESHUR DAVULCU, GÜZEL INSAN IDRIS EMMI’NIN önüne geldigi ‘ev sahibin adini andigi’ özel maniler esliginde bütün Ünye’yi gezdigini, onun Ramazan toplari esliginde iftar açip sahur kapadiklarini, Ramazan’in sonunda da Idris Emminin bir aydir top atmanin bahsisini topladigini anlatirdi büyüklerimiz.

 

Evlerde gümbür gümbür mukabelelerin okundugu, bazi evlerde bile Teravihlerin kilindigi o “neseli” ve “saglikli” günlerin özlemi içindeyiz…

 

DEDEM ISMAIL CANBULAT’IN KADIM DOSTU OLAN, TÜRKIYE’NIN O ZAMANLAR EN MESHUR HAFIZI VE MEVLÎDHÂNI AZIZ BAHRIYELI…

 

 

Bahriyeli Hafiz’in, birçok Ramazanda, Canbulat dedemin daveti üzerine, Istanbul’u birakip Ünye’ye geldigi, Camilerde Ünyelilere Kur’an ziyafeti verdigi ve onun müezzinliginde, ilahiler esliginde coskulu Teravihler kilindigi bilinir…

 

Iste bu bizim kadim kültürümüzdür… Ne kadarini canli tutabilsek, gelecek nesillere aktarabilsek o kadar iyi…

 

Bütün cihana, “misafir agirlama dersleri veren” bir okul gibidir aslinda bütün Osmanli cografyasi. Allah tarafindan “Tanri Misafiri” olarak gönderildigine inanilan ve evi sereflendiren misafiri agirlamak, Osmanli Uygarligi için basli basina bir sanatti. Osmanli Devleti, misafirperverlikte öylesine üstün bir kültür gelistirmistir ki bu essiz kültürün izlerini halen barindirsak da, inceligini ve zarafetini tekrar hatirlamamiz gerekir.

 

 

BU GÜZELLIGI VE ZARAFETI EN GÜZEL ANLATAN INSAN ISE; KADIM ÜSKÜDARLI, ÇOCUKLUGUNDA BU GÜZELLIKLERI, 40’LI YILLARIN, ÜSKÜDAR’INDA YASAMIS PROF. AHMED YÜKSEL ÖZEMRE AGABEYCIGIMDI…

 

 

BAKIN NASIL ANLATIYOR O ÜSKÜDAR’DAKI O RAMAZANLARI, “ÜSKÜDAR AH ÜSKÜDAR” ADLI ESERINDE:

 

« Ramazan sosyal dayanismaya katkisi olan bir aydir.

 

Bu ay boyunca zengini de fakiri de; es, dost ve ahbablarin iftara gelmelerini sofralarinin beti-bereketi sayarlardi.

 

Bu iftar sofralari ise yalnizca oruç tutan Müslümanlara degil “herkese” açik olurdu. Hattâ tam iftar vaktinde sokaktan geçen birisi herhangi bir evin kapisini çalip, “Iftara Tanri Misafiri kabul eder miydiniz?” diye sordugunda derhal sofraya ve hem de basköseye alinirdi.

 

BENIM ÇOCUKLUGUMDA ÜSKÜDAR'DA PEK ÇOK KIMSE ERMENI, YAHUDI VE RUM KOMSULARI YA DA AHBAPLARI IÇIN ÖZEL BIR IFTAR DAVETI YAPARDI.

 

Ayrica bunlar karsilikli tebriklesmek için muhakkak biribirlerinin dinî bayramlarini, yortularini ve kandillerini de kollarlardi.

 

Kurban Bayraminda gayrimüslim dostlarin kurban payi özeline ayrilir ve evlerine kadar gönderilirdi.

 

Bayram tebrikine gelen gayrimüslimlerin çocuklarina da bunlarin ziyaretleri bitip de ugurlanirken tipki Müslüman çocuklarina yapildigi gibi Bayram bahsisleri “Piramit” marka mendillerin içine sarilmis olarak kapidan çikarken ceplerinin içine sokulur, bu dostlarin ya da ailelerin fertlerin vefatinda ya da çocuklarinin vaftiz törenlerine muhakkak kilisedeki törenlere “seyirci” olarak katilirlardi…

 

 

GAYRIMÜSLIM KOMSULAR, ISTANBUL BÜTÜN TÜRKIYE’DE MÜSLÜMAN TÜRKLERLE ÇOK IYI MÜNASEBETLER IÇINDE YASARLARDI.

 

Ve bu içtimaî birlige Ramazan'in katkisi da büyüktü.

Bu güzel birligin ve karsilikli müsâmaha ve muhabbetin simdilerde özellikle büyük sehirlerimizde, hayli aksamis oldugunu üzüntüyle müsâhede ediyoruz. (Simdilerde Müslüman denilenler bile Ramazan’da birbirine saygisiz.- I.C.)

 

Iste Ramazan ayi insanin kendisini ve çevresi hakkinda derin bir tefekküre dalmasi ve bunun sonucu olarak da gerek kendisi gerekse hemcinsleri hakkinda “Kur’an-i Kerim'in koymus oldugu sinirlar içinde” kendisini yeniden sekillendirecegi mübârek bir firsat olarak karsimiza çikmaktadir.

 

Bu mübârek ayi bos yere degil de böylesine bir “sahsiyet yenilenmesi” ayi olarak degerlendirmesini bilenlere ve bunu gerçeklestirenlere ne mutlu! »

…..

 

Özemre Üstadimiza ve bütün o eski güzel insanlarina Rabbimiz Rahmeti ve Lütfu ile muamele etsin.

 

GAZETEMIZ BUGÜNDEN SONRA 17 MAYIS’A KADAR ÇIKMAYACAK. O YÜZDEN SIMDIDEN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN!

BU BAYRAM;

Evlere tikildigimiz günlerin ve “Varyasyon-Mutasyon” diyerekten bir türlü bitirilemeyen “Serefsiz, Süpheli Virüsün” temelli olarak yok olmasina vesile olsun Insâallâh!

 

 

 

 

 

 

 

YAZARLAR

https://www.facebook.com/%C3%9Cnye-Kent-Ofset-106507792092593