Her Samsun’a gidişimde içimde aynı duygu beliriyor:
“Bu şehir yine değişmiş…”
Gerçekten de öyle. Her yolculukta yeni bir yol, yeni bir kavşak, yeni bir yaşam alanı görüyorum. Şehir büyüyor ama rastgele değil; planlı, katmanlı ve iddialı bir şekilde.
Atakum sahiline baktığınızda turizm potansiyelini çıplak gözle görüyorsunuz. Tramvay hattı üniversite gençliğiyle iç içe akıyor. Alışveriş merkezleri, yeni bulvarlar, düzenli konut alanları…
Ondokuz Mayıs Üniversitesi sayesinde şehir yalnızca bir Karadeniz kenti değil, aynı zamanda güçlü bir üniversite şehri kimliği taşıyor. Kampüs hareketli, gençlik canlı, sosyal hayat diri.
Sağlık alanında da tablo farklı değil. Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve tıp fakültesi yatırımlarıyla Samsun, bölgesel bir sağlık üssüne dönüşmüş durumda. İnsanlar artık yalnızca gezmek ya da okumak için değil, tedavi olmak için de Samsun’u tercih ediyor.
Ulaşım altyapısı güçlendikçe yatırım geliyor, yatırım geldikçe şehir kabuk değiştiriyor. Gayrimenkul fiyatlarına baktığınızda ise ilginç bir tablo var: Bu büyüklüğe rağmen hâlâ makul seviyelerde. Ünye'den ucuz mesela... Geleceğe yatırım yapmak isteyen için cazip bir şehir görüntüsü veriyor.
Ben çocukken, Kemal Vehbi Gül döneminde açılan bulvarı dün gibi hatırlıyorum. Şimdiki büyük yapıların yerinde eski otogar vardı. Gar çevresi daha sakindi. O dönem ilçe havası taşıyan Samsun, bugün bölgesel bir merkez görünümünde.
Bugün valilik görevini hemşehrimiz Orhan Tavlı yürütüyor. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurtuluş meşalesini yaktığı bu kadim şehir, geçmişinden güç alarak büyüyor.
Samsun’a her bakışımda ister istemez Ordu’yu düşünüyorum. Güzel şehrimizi… Doğasıyla, insanıyla, potansiyeliyle büyük bir değeri olan Ordu’yu…
Ama gerçek şu ki; Samsun’a yapılan yatırımların yarısını bile görememenin burukluğunu yaşıyorum.
Bu, bir Karadeniz insanının iç muhasebesi.
Samsun büyürken biz neyi bekliyoruz?
Planlı büyüme mi, günü kurtarma mı?
Vizyon mu, idare etme anlayışı mı?
Dileğim şu:
Bir gün Samsun’a baktığımda duyduğum hayranlığı, Ordu’ya baktığımda da aynı gururla hissedebilmek.
Çünkü mesele şehir yarışı değil…
Mesele Karadeniz’in topyekûn kalkınması.
Kalın sağlıcakla...


