Yerini yadirgamadan nerde ve nasil oldugunun farkinda olmaktir mühim olan…
Sevginin, sayginin, paylasmanin, ortak olmanin ne oldugunu bilmeden bir çirpida büyütüldük aslinda birçogumuz.
Kimimiz gürültü çoklugunda büyütüldü. Kimimiz de merhamet yoksunlugunda..
Bilinçli bireylerin oldugunu aile fertleri içerisinde sefkatle büyüyenlerimiz de vardi muhakkak. Kastim herkese aynisiniz demek degil. Lakin çogunlugun azinliga dönüstügü kadariyla bundan da bahsetmek mümkün…
Bizlere birakilan, büyüklerimizden kalacak olan avuç dolusu topraklar olmadi hiçbir vakit…
Uçsuz bucaksiz yerlere göklere sigdiramadiklari koca bir yük, koca bir miras. Avuçlara dahi sigmayan binlerce dizi öfke..
Kavgalar…
Kavgalarimiz…
Sesler…
Seslerimiz…
Kavgayi ögretir oldular çünkü ilk bizlere. Sorunlarin oldugu yerden çözüm üretilerek ya da sorunlarla bas edebilme yönteminden daha çok, öfke kontrolünden uzak apayri yasatildik…
Kalmadi böylelikle hiçbir vakit sayginligimiz...
Ne kendimize, ne karsimizdakilere…
Insanin insana saygisini da geçtik. Insanin kendisine saygisi kalmamis simdilerde…
Kendimizle ilgili sorunlarimizdan bahsedecek olsaydik sayet ; bu en basta kendimize veremedigimiz saygimiz olurdu.
Hayat bilindigi üzere hep kendini yok sayanlari harcamakla mükellef..
Ve bizler de bunun altinda ezilmeye mahkummusuz gibi kabullenir olmusuz istemsizce..
Ve tuhaf olan da su ki; çok çabuk teslim olup, çok kolay yenik düsebiliyoruz hayata. Ve sesimiz kesiliyor..
Sürdürdügümüz tek sey de kavga oluyor böylelikle..
Ne aci degil mi böylesi kendimizi yok edercesine kayiplara ugratisimiz….
Ne aci sevgi kirintilarinda boguluyor olusumuz…
Zorlamaya tenezzül dahi edilmeyen, bana da çok manasiz gelen, yillar geçse de bir türlü anlamlandiramadigim duygu karmasasina kapiliyorum tekrardan. Neden sevgiyle yogrulmaz ki bir insan ?…
Yine bogazimizda dügümlenen küfürlere kafa atiyoruz…
Dün öyle geçti
Bugün böyle
Yarina da gün ola hayrola
Ve bir gün tüm Dünya sevgiyle var ola…




