BERKAY YALIN


SENECA ve MEVLANA


Antakya müzesindeki bir lahitten alıntı;

 

Duvarda yazan söz, MS 65 yılında vefat eden "SENECA" isimli düşünüre ait…

 

Para iIe satın aIınan sadakat, daha fazIa para iIe de satıIır.

 

BaşIayan her şey biter.

 

Büyük bir servet, büyük bir köIeIiktir.

 

ÖIüm, bazen ceza, bazen bir armağan, çoğu zaman da bir Iütuftur.

 

Yeryüzünde gün ışığına Iayık oImayan nice insanIar vardır ama, güneş her gün yeniden doğar.

 

Hayatı komedi sananIar, son espriyi iyi düşünsünIer !

 

Yaşıyorsak, haIa umut var demektir.

 

Aza sahip oIan değiI, çok isteyen fakirdir.

 

Hayatı kaybetmekten daha acı bir şey vardır, yaşamın anIamını kaybetmek.

 

Unutmazsan senin, affetmezsen onun canı acıyacaktır.

 

Unutma, affetmek ve unutmak sadece iyi insanIarın intikamıdır.

Ey hayat, senin bu kadar önemIi tutuIman öIüm sayesindedir.

 

Unutma ki, birIikte oIduğun insanın geçmişini kurcaIamak, onunIa kurmayı düşündüğün geIeceği yok etmekten başka bir şeye yaramaz.

 

İnsanIarı tanımak için onIarı sınamaktan korkmayın; çünkü kaybediImesi gerekenIer, en önce kaybediImeIidirIer.

 

GençIiğinde biIgi ağacını dikmeyen, yaşIıIığında rahatIayacağı bir göIge buIamaz.

 

Hafif acıIar konuşabiIir ama, derin acılar dilsizdir.

 

ÖLÜM HER ŞEYİ EŞİT KILAR.

 

LUCIUS ANNAEUS SENECA

M.Ö.04 – MS. 65

 

*******************

MEVLANA

Gel, gel, her kimsen
Kafir, putperest, ateşe tapan
Bin kere bozmuş olsan da gel
Gel, yine gel.
Bizimki bir umutsuzluk kervanı değil.

Mevlana Celalattini Rumi

Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum.

Işığı gördüm, korktum.
Ağladım... Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim.

Karanlığı gördüm, korktum.

Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi.
Ağladım...

Yaşamayı öğrendim..

Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu;
aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu öğrendim...

Zamanı öğrendim…

Yarıştım onunla. Zamanla yarışılmyacağını, zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim...

İnsanı öğrendim…

Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu. Sonra da her insanın içinde iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim...

Sevmeyi öğrendim…

Sonra güvenmeyi. Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu. Sevginin;
güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu öğrendim...

İnsan tenini öğrendim…

Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu. Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim...

Evreni öğrendim…

Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim. Sonunda evreni aydınlatabilmek için;
önce çevreni aydınlatabilmek gerektiğini öğrendim...

Ekmeği öğrendim…

Sonra barış için; ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini. Sonra da ekmeği hakça üleşmenin,
bolca üretmek kadar önemli olduğunu öğrendim...

Okumayı öğrendim…

Kendime yazıyı öğrettim sonra.
Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana...

Gitmeyi öğrendim…

Sonra dayanamayıp dönmeyi.
Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi...

Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim,

genç yaşta. Sonra; kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım. Sonra da asıl yürüyüşün; kalabalıklara karşı olması gerektiğine aydım...

Düşünmeyi öğrendim.

Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim. Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek olduğunu öğrendim...

Namusun önemini öğrendim..

Sonra yoksuldan namus beklemenin; namussuzluk olduğunu. Gerçek namusun, günah elinin altındayken,
günaha el sürmemek olduğunu öğrendim...

Gerçeği öğrendim bir gün..

Ve gerçeğin acı olduğunu.
Sonra kararında acının, yemeğe olduğu kadar hayata da lezzet kattığını öğrendim...

Her canlının ölümü tadacağını, Ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim...

Ben dostlarımı ne kalbimle ne de aklımla severim.

Olur ya;
Kalp durur,
Akıl unutur.

Ben dostlarımı ruhumla severim.

O ne durur, ne de unutur..."

Mevlana Celaleddin Rumi 

(MS. 1207 - 1273)

YAZARLAR

https://www.facebook.com/%C3%9Cnye-Kent-Ofset-106507792092593