ARİF TAKICI


Sevgi ve Merhamet İlişkilerin Temel Taşıdır


Sevgi ve merhamet… Günlük hayatın koşturmacasında sıkça andığımız ama üzerinde yeterince durmadığımız iki kelime. Oysa insan olmanın özü, belki de tam burada saklı. Ekonomik krizleri, siyasi tartışmaları, teknolojik devrimleri konuşurken; kalbimizin en temel ihtiyacını çoğu zaman arka plana itiyoruz: Sevmek ve merhamet göstermek.

Sevgi, yalnızca romantik bir duygu değildir. Aileye duyulan bağlılıkta, bir dostun omzunda, bir öğretmenin sabrında, bir doktorun şefkatli bakışında kendini gösterir. Sevgi, insanı insana yaklaştıran görünmez bir köprüdür. Toplumu bir arada tutan harçtır. Merhamet ise sevginin eyleme dönüşmüş halidir. Hissetmekle yetinmeyip harekete geçmektir. Aç birini doyurmak, üzgün birini dinlemek, hata yapanı anlamaya çalışmak merhametin günlük hayattaki yansımalarıdır.

Bugün dijital çağda yaşıyoruz. Sosyal medyada saniyeler içinde öfke büyüyebiliyor, linç kültürü sıradanlaşabiliyor. Oysa bir an durup düşünsek: Karşımızdaki de bizim gibi kırılgan, bizim gibi eksik, bizim gibi insan. Merhamet tam da bu farkındalıkla başlar. Yargılamadan önce anlamaya çalışmakla… Tepki vermeden önce empati kurmakla…

Sevgi ve merhamet sadece bireysel erdemler değildir; aynı zamanda toplumsal dönüşümün anahtarıdır. Tarih boyunca büyük değişimlere öncülük eden isimlere baktığımızda bunu görürüz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, “Gel, ne olursan ol yine gel” çağrısıyla insanları kucaklamayı öğütlerken; Yunus Emre, “Yaratılanı severim Yaradan’dan ötürü” diyerek sevgiyi evrensel bir zemine taşımıştır. Onların yüzyıllar öncesinden gelen sesi, bugün hâlâ günceldir. Çünkü insanın özü değişmiyor; sadece şartlar değişiyor.

Merhametin olmadığı bir yerde adalet de eksik kalır. Kurallar, yasalar, cezalar elbette gereklidir; ancak vicdan olmadan kuru bir mekanizmaya dönüşürler. Bir çocuğun hatasını düzeltirken onu aşağılamak yerine yol göstermek, bir çalışanın eksikliğini yüzüne vurmak yerine gelişimine destek olmak… İşte merhamet tam olarak burada devreye girer. Zayıflık değil, aksine büyük bir güçtür. Öfkeye kapılmak kolaydır; anlamaya çalışmak ise emek ister.

Sevgi aynı zamanda cesaret ister. Kırılma ihtimalini göze almayı, incinmeyi kabullenmeyi gerektirir. Ama sevgisiz bir hayat, güvenli olsa bile eksiktir. Merhametsiz bir toplum, güçlü görünse bile içten içe çürür. Bugün dünyada artan kutuplaşmalar, savaşlar, ayrışmalar bize şunu hatırlatıyor: Teknoloji ilerleyebilir, şehirler büyüyebilir; ama kalpler daralırsa hiçbir ilerlemenin anlamı kalmaz.

Belki de işe küçük adımlarla başlamalıyız. Evde, iş yerinde, trafikte… Bir tebessüm, bir teşekkür, bir özür. Sevgi büyük laflardan çok, küçük ama sürekli davranışlarda saklıdır. Merhamet, gündelik hayatın sıradan anlarında sınanır.

Unutmayalım: Sevgi paylaştıkça azalmaz, çoğalır. Merhamet gösterdikçe zayıflamayız, aksine insanlığımız güçlenir. Ve belki de dünyayı değiştirecek olan büyük ideolojiler değil; bir kalpten diğerine uzanan samimi bir iyilik zinciridir.

 

YAZARLAR

https://www.facebook.com/%C3%9Cnye-Kent-Ofset-106507792092593